Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Kamusal medyanın sıradan bir okuru olarak, ben, tabii ki, Ortadoğu’da ne olup bittiğine dair birinci elden bilgiye sahip değilim; kendi adıma detayları araştırmamın hiçbir yolu yok. Ama herkesin erişebildiği kamusal malzemeyle bir şeyler yapabilirim. Şunu biliyorum ki etkili olan hiçbir ideoloji yalan söylenmesinden ibaret değildir: İdeoloji hiçbir zaman boyunduruk ve sömürünün gizli gerçekliğini perdeleyen bir gizemlendirmeden ibaret olmaz; ideolojiyle perdelenip gizemlenen vahim gerçeklik, ideolojik metnin kendisine alenen kaydedilmek zorundadır, bağdaşmazlıklar, ayırılar, vb. kılığında oraya izler bırakmak zorundadır.

Stalinci göstermelik mahkemeler, tabii ki, inanılmaz bir gaddarlığı saklayan hunharca bir adalet parodisi oldu, ama bunu görmek için ardında saklanan gerçekliğin bilinmesi gerekmez — mahkemelerin kamusal yüzü, kamusal özeleştirilerin kuklavari canavarlığı, vb. bunu fazlasıyla ortaya koyar. Bununla homoloji içinde, Nazilerin Yahudiler aleyhinde yaptığı suçlamaların düzmece olduğunu tahmin etmek için gerçekte Yahudilerin nasıl olduğunun bilinmesi gerekmez — suçlamalara yakından göz atılması, paranoyak düşlemlerle uğraştığımızı anlamaya yeter.

Bu, tabii ki, olguları ifşa ve analiz etmenin önemsiz olduğunu asla göstermez: Vahim gaddarlıklara dair, hunharca ekonomik sömürülere dair, vb. tüm ayrıntılar ortaya çıkarılmalıdır. Ne ki, olguları kabullenmeye zorlandıklarında bile insanların çoğu zaman bu ideolojileri terk etmeyişleri izah edilecekse, olguları ifşa eden bu araştırmalara ideoloji analizini ilave etmek gerekir: İdeoloji insanları olgulardaki dehşete kör kılmakla kalmaz, insani haysiyet görüntüsünü muhafaza ederek insanların bu vahim olguları üreten faaliyetlere iştirak etmelerini de sağlar. İdeolojinin öncelikli barınağı, başkalarını kandırmak için (iktidardakilerce) uydurulan hikayeler değildir, sosyal faillerin kendi kendilerini kandırmak için uydurdukları hikayelerdir.

Bugünkü Türkiye de bunların hepsini örnekleyen bir vaka değil mi? Türkiye topraklarında çürümüş bir şeyler olduğunu anlamak için, Erdoğan ve hükümetinin kamusal beyanlarını, hasımlarını millete ihanetle suçlayan azgın paranoyak tonunu, meşru politik partileri terörizmin kamusal yüzüne indirgemesini, muhalefetin hepsini laik-kemalist-siyonist yekpare bir blok halinde kınamasını, barış çağrısını imzalayan entellektüelleri tutuklamasını, vb. dikkatle okumak yeter.

Konuyu bağlamak üzere, “yalanımı” (internetteki düzmece röportaja atıf yapmamı) Cumhuriyet gazetesinin (Türk istihbarat ajanslarının Suriye’deki İslamcı gruplara silah kaçırdığı) iddiasına Türkiye hükümetinin verdiği tepkiyle kıyaslamama izin verin.

“Yalanım” açığa çıktığında hemen düzeltildi, yani düzmece röportaja atıf yapan kısım geri çekildi. Türkiye hükümetinin yalanını (Suriye’deki İslamcılara silah sağladığını inkar etmesindeki yalanı) Cumhuriyet açığa çıkardığında (ülke sınırında olan hadiseyi gösteren resim ve vidyo yayınladığında) bu olayın tamamen devlet sırrı olduğu ilan edildi ve gazeteciler tutuklandı. Mütevazı bir dürüstlükle devlet baskısına dayanan hunharca bir yalancılık arasında bundan daha açık ve net bir tezatlık tahayyül edilebilir mi?

Türkiye şimdi Vladimir Putin’i kendi düşmanı sayıyor, benim de ona fazla sempatim yok — Rusya’nın Suriye’ye yaptığı askeri müdahaleyi çok eleştirdim. Ne ki, bu iki resmi düşman arasındaki benzeşme ister istemez göze çarpmakta: Putin ve Erdoğan giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemekteler — formel anlamda demokratik kalsa da fiilen otoriterlikle işleyen bir rejim bu.

Ya Putin ve Erdoğan, Putoğan diyebileceğimiz tek bir figürün iki bedenlenişiyse?

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri, makale

One response to “Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

  1. Pingback: Dualarımız Sizinledir — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER