Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Çevirenin notu: Herkese benden bu yazıyı yayınlama izni. Zarar Ziyan Org‘a yok.

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Fakat bu sıcacık demokratik mutabakat siyaset ve Sol açısından sağlıksızdır. Geriye adım atıp bu bakışı kendimize çevirmeliyiz: Herkesi kucaklayan bu demokratik birliğin tabiatı tam olarak nedir? Herkes oradadır, Wall Street’ten Bernie Sanders destekçilerine, Occupy hareketinden arta kalanlara, büyük işverenlerden sendikalara, ordu gazilerinden LGBT+’lere, Trump’ın küresel ısınma inkarından dehşete kapılan çevrecilerden, ilk kadın başkan ihtimalinden hoşnut feministlerden, Trump’ın bağdaşmaz ve sorumsuz “demagojik” planlarından ödü patlayan “makul” Cumhuriyetçi müessese figürlerine kadar.

Peki herkesi kucaklıyor görünen bu toplaşmada yok olan şey nedir? Hem Trump hem de Sanders’ı doğuran halk öfkesidir. Yaygın sosyal ve siyasi hoşnutsuzluğu ikisi de dışavursalar da, karşıt anlamda dışavururlar, biri Sağcı halkçılık işine girerken diğeri Solcu adalet çağrısına katılır. Ve işte dolap burada döner: Solcu adalet çağrısı kadın ve gey hakları mücadelesiyle kendini bileştirme eğilimindedir, ırkçılığı da içeren ayrımcılıklar karşısında çokkültürcü mücadeleyle bileşme eğilimindedir.

Clinton mutabakatının stratejik hedefi bütün bu mücadeleleri Solcu adalet çağrısından uzaklaştırmaktır, dolayısıyla da bu mutabakatın canlı simgesi, LGBT’leri savunan mektubu gururla imzalayan Apple patronu Tim Cook’tur. Cook, Çin’de Apple ürünlerini kölelik koşullarında montajlayan yüzbinlerce Foxconn işçisini artık kolayca unutabilir – ayrıcalıksız kalanlarla büyük dayanışma jestini yapmıştır, gender ayrımının kaldırılmasını talep etmiştir.

ABE’nin ilk kadın [female] devlet bakanı Madeleine Albright’la bu aynı tutumun uç noktasına varılmıştı, 1997-2001 yıllarında kocasının hükümetine hizmet eden Albright katıksız bir Clinton destekçisiydi. O yıl Irak’a yapılan Çöl Saldırısı Operasyonu diye bilinen güdümlü füze saldırıları CBS’in 60 Dakika’sında (12 Mayıs 1996) Albright’a soruldu: “Yarım milyon çocuğun öldüğünü duyduk. Yani, Hiroşima’da ölen çocuklardan bile fazla bu. Peki sizce bu bedele değer mi?” Albright sakince yanıtladı: “Bence bu çok zor bir tercih, ama bu bedel – bizce bu bedele değer.” Gelin bu yanıtla akla gelen bütün soruları boşverip tek bir yönüne odaklanalım: Putin ya da Çin Başkanı Xi gibi biri aynen böyle bir cevap verseydi kopacak kıyameti hayal bile edebiliyor muyuz? Batılı gazeteler hemen onları soğukkanlı acımasız barbarlar diye kınamaz mıydı? Hillary kampanyasında Albright şöyle demişti: “Birbirine yardım etmeyen kadınlara cehennemde özel bir yer ayrılmıştır!” (Yani: Clinton yerine Sanders’a oy verenlere) Biz bu beyanı onarsak iyi olacak: Askeri müdahaleyle harap ettiği ülkede yarım milyon çocuğu öldürmenin makul bir bedel olduğunu düşünürken kendi yurdunda kadın ve gey haklarını cansiperane savunan kadınlara (ve erkeklere) cehennemde özel bir yer ayrılmıştır.

Trump, ABE demokrasisinin sağlıklı bebeğini güvende tutmak için dışarı atılması gereken kirli su değildir. Trump’ın kendisi, Hillary mutabakatının tedirgin tabiatına ışık tutabilmek için dışarı atılması gereken kirli bebektir. Bu mutabakatın Solculara mesajı şöyledir: Her şeye sahip olabilirsiniz, biz sadece elzem şeyleri, yani küresel kapitalin engelsiz işleyişini elde tutmak istiyoruz. Başkan Obama’nın “Evet yapabiliriz!”i artık yeni bir anlam kazanır: Evet, küresel pazar ekonomisini tehlikeye atmadan bütün kültürel taleplerinizi kabullenebiliriz – yeter ki radikal ekonomik tedbirlere ihtiyaç kalmasın. Ya da Vermont Üniversitesi’nde film kuramı ve tarihi profesörü Todd McGowan’ın (hususi bir haberleşme kapsamında) dediği gibi: “Trump’a karşı ‘aklı başında insanlar’ mutabakatı korkutucu. Sanki ondaki aşırılık, gerçek kapitalist mutabakatın meydana çıkarak kendi kendisini açık oluşundan dolayı tebrik etmesine ehliyet vermiş oluyor.”

Ya zavallı Bernie Sanders’a ne olacak? Ne yazık ki, onun Hillary’ye verdiği desteği bir Occupy partizanının Lehman Kardeşler’e destek vermesine benzeten Trump tam üstüne bastı. Sanders kenara çekilip haysiyetli bir sükunet tutturmalı ki onun yokluğu ağır bir yük gibi Hillary kutlamalarının tepesine çöksün, orada neyin eksik olduğunu bize hatırlatsın, böylece gelecekte oluşacak daha radikal alternatiflere uzamı açık tutsun.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ek:

Hillary Clinton’un dil sürçmesi

“Umarım benim yaptığım önerileri koc— rakibimin bahsettikleriyle kıyaslarsınız”

1 Comment

Filed under çeviri, makale

One response to “Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

  1. Pingback: Dualarımız Sizinledir — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER