Cinsel olan siyasidir (4) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(3)

Kapsamlı ve eksiksiz olmaya uğraşan sınıflandırmaların hep başarısız olmasının nedeni, sınıflandırmaya başkaldıran kimliklerin zenginliği değildir, aksine, gerçek halinde, (her türlü kategoriye başkaldıran) “imkansız” halinde ısrar eden cinsel farkın, aynı zamanda kaçınılmaz olmasıdır. Gender konumlarının çoksallığı (erkek, dişi, gey, lezbiyen, bigender, transgender…) ondan sonsuza dek kaçınan bir çatışkının etrafında dolaşır. Geyler erkektir, lezbiyenler dişidir; transseksüeller birinden diğerine geçişi dayatır; karşıt-giyinme ikisini bileştirir; bigender ikisi arasında süzülür… Ne tarafa dönersek dönelim, iki, altta saklanır.

Bu da bizi transgenderizmi tanımlayan ilksel kaygı sahnesi denebilecek ana geri götürür. Standart bi-gender tuvaletlerin karşısında duruyorum, iki kapıda BAYAN ve BAY yazıyor, ve kaygıya kapılıyorum, bu seçimlerin ikisinde de kendimi var edemiyorum. Yine soralım, “normal” heterocinsellerde de bunun gibi bir sorun yok mu? Onlar da çoğu zaman buyurulmuş cinsel kimliklerde kendilerini var etmekte zorluk çekmezler mi? Hangi erkek bir an böyle bir kuşkuya kapılmamıştır: “BAY kapısından girmeyi gerçekten hak ediyor muyum? Gerçekten erkek miyim?”

Şimdi bu yüzleşmedeki kaygının neye tekabül ettiğini açıkça görebiliriz. Bu, (simgesel) iğdiş kaygısıdır. Hangi seçimi yaparsam yapayım, bir şeyi kaybedeceğim, ve bu şey öteki cinsiyetin sahip olduğu şey DEĞİLDİR. İki cinsiyet birlikte bir bütün oluşturmaz çünkü bu cinsiyetlerin bölünmesinde, telafi edilemez bir şey kaybedilmiştir. Hatta diyebiliriz ki, bu seçimi yapmakla, öteki cinsiyetin sahip olmadığı şeyin kaybedilişini üstlenmiş olurum, yani Ötekinin benim eksiğimi doldurabilecek bir X’e sahip olduğu yanılsamasını terk etmem gerekir. Ve transgenderizmin iğdişten (iğdiş kaygısından) kaçınma teşebbüsü olduğu kolayca tahmin edilebilir: Transgenderizm sayesinde elimdeki çoklu seçimlerin iğdiş izi taşımayacağı dümdüz bir uzam yaratılır. Alenka Zupančič’in hususi bir haberleşmede ifade ettiği gibi: “İnsanlar iki gender olduğunu genelde ihtiyatla söylerler, ama çokluğa geçildiğinde bu ihtiyat yok olur, ve onların kesinlikle varoldukları söylenir. Cinsel fark gender terimleriyle değerlendirildiğinde, onu eksiksiz ontolojilere sokacak mekanizmalarla –en azından ilke itibariyle– uyumlu kılınır.”

Esas mesele buradadır. LGBT trendi standart normatif cinsel karşıtlığı “inşasızlaştırmakta,” onu ontolojisizleştirmekte haklıdır; gerilimler ve bağdaşmazlıklarla dolu olumsal ve tarihsel bir inşa olduğunu tespit etmekte haklıdır. Ne ki, LGBT trendi bu gerilimi tek bir olguya indirger: Cinsel konumların çokluğu, zorla ikili eril-dişil karşıtlığındaki normatif deli gömleğine sokulmuştur, ve bu deli gömleğinden kurtulursak, her biri tam bir ontolojik bağdaşıma sahip cinsel konumların iyice serpilen çoksallığına (LGBT, vb.) ulaşacağımız söylenir. Bu varsayıma göre ikili deli gömleği defedildiğinden itibaren, ben kendimi gey, biseksüel, her neysem o olarak tam anlamıyla var edebileceğim söylenir. Yine de, Lacancı bakış açısına göre bu çatışkılı gerilim indirgenemez halde kalır, cinsel olanın kendisinde bu gerilim teşkil edicidir, ve sınıflandırıcı çeşitlendirme ve çoğaltmalara ne kadar başvursak da bundan kurtulamayız.

(5)

2 Comments

Filed under çeviri, makale

2 responses to “Cinsel olan siyasidir (4) — Slavoj Žižek

  1. Pingback: Cinsel olan siyasidir (5) — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Cinsel olan siyasidir (3) — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER