Hoşçakal Dünya: Karbonda Taşma Noktasını İyice Aştık — Sarah Emerson

Sarah Emerson — 28 Eylül 2016 — motherboard.vice.com

1475015789105257

Görüntü: Flickr/Rubén Moreno Montolíu

Bu hafta dünyanın sonunu ilan edebiliriz, çünkü atmosferik karbon seviyelerinde korkulan milyonda 400 parça sınırını resmen aştık. Daimi olarak.

Scripps Okyanusbilim Enstitüsü’nün geçen cuma yayınladığı blog yazısına göre, “şimdiden güvenle söyleyebiliriz ki 400 ppm’den düşük aylık değerleri bu sene hiç görmeyeceğiz, ne de belirsiz gelecekte herhangi bir zaman.” Bu bulgular Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi’nin haftalık karbondiyoksit gözlemlerine dayanmakta, iklimbilimciler 1958’den beri burada CO2 seviyelerini ölçmekteydiler.

Bu sayı neden bu kadar korkutucu? Bilimciler bize yıllardır atmosferik karbonun milyonda 400 parçayı aşmasına müsaade edilirse bunun ciddi bir “taşma noktası” olup durdurulamaz iklimsel neticeler getireceğine dair uyarılar yapmaktaydılar. 2012’de yeryüzünde bu kırmızı çizgiyi aşan ilk bölge Kuzey Kutbu oldu. Üç yıl sonra, bilimcilerin kayıt tutmaya başlamasından beri ilk kez, karbon seviyeleri tam bir ay boyunca milyonda 400 parçanın üzerinde seyretti.

1475015483983587

Grafik: Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi. Bazı açıklamalar Scripps CO2 Programı websitesi “Soğuma Eğrisi Dersleri”nden uyarlandı.

Bu sefer uzmanlar, Mauna Loa’nın CO2 eğrisindeki döngüsel etkilerden dolayı, artık bu noktayı iyice aştığımıza inanmakta. Karbon düzeyleri her yıl Eylül sonlarında en düşük seviyelere ulaşır, ama Scripps’in belirttiğine göre bu yıl bu sayılar milyonda 401 parça civarında gezinmekte. Belki bir ihtimal 2016’nın en düşük karbon seviyelerini görmemiş olabiliriz ama enstitüye kalırsa bu “neredeyse imkansız.”

Eğer bunda bir parça umut ışığı varsa, o da böyle korkutucu sayılarla insanların eyleme geçebileceğidir. Örneğin Paris Antlaşması –iklim değişimi ve etkileriyle mücadeleye adanmış uluslarası bir sözleşme– karbon seviyeleriyle doğrudan ilgili kimi katı hedefler koymuştu.

Antlaşmayı benimseyen bütün ülkeler küresel ortalama sıcaklıkların endüstri öncesi 1.5°C düzeyini aşmasını önlemekle yükümlü. Bunu başarmaktaki birincil araçlardan birisi neşirleri [emission] sınırlamak ve temiz enerji talimatlarını azimle uygulatmak olacak. Ne ki antlaşmayı şimdiye dek onaylayan 60 ulus dünyadaki karbon neşirlerinde ancak yüzde 47.76 paya sahip.

Bu bilgiler ışığında, işte iklim değişiminin diğer kimi kalıcı etkileri, belirli bir sıra izlemeden.

Soyların tükenmesi

Bu konuda açıklama yapmak gerekmez. Tam kestirilmesi zor da olsa, soyların tükenme hızı modern Homo sapiens‘in varolmasından itibaren bin kat ivmelenmiş. Dünya Yaban Hayatı Fonu’nun tahminine göre her yıl 10 bin türün soyu tükenmekte. İklim değişimi dolayısıyla 2050 itibariyle yeryüzündeki türlerin dörtte biri yok olmuş olabilir.

Besin zincirlerinin bozulması

Soyların tükenmesiyle çözülmezce dolaşıklık içinde, besin zincirleri, uç yırtıcılar ve onların avları yok olmaya başladıktan itibaren daimi olarak dengesizleşmeye meyillidir. Örneğin Kuzey Kutbu’nda yükselen okyanus sıcaklıkları deniz yosunlarının büyümesine tesir etmekte, dolayısıyla hayvansal plankton, morina balığı, fok ve kutup ayısı nüfuslarını hayati gıdalardan yoksun bırakmakta. Son 50 yıl boyunca Alaska ve batı Kanada çapında ortalama sıcaklıklar 7°F’a kadar yükseldi.

Yükselen deniz seviyeleri

Yakın gelecekte insanlar, diğer türler bir yana, deniz seviyesi değişimlerinden felaket ölçülerde etkilenecek. Antik buzulların erimeye başlamasıyla birlikte her yerde sahilleri sel basacak ve topluluklar yerlerinden edilecek. 2100 itibariyle yaklaşık 13 milyon insanın yükselen deniz seviyeleri dolayısıyla evlerini kaybedeceği öngörülümekte [projected]. Dünyanın kimi yerlerinde,  mesela Büyük Okyanus’ta, bu hal yaşanmaya başladı bile. Bilimcilerin kuramlarına göre, küresel ortalama sıcaklıkların 2°C’ı aşmasını önleyebilsek dahi, deniz seviyesinde yaşanan değişimler geri döndürülemeyecek.

Okyanusların asitlenmesi

Çevresel sağlığın kritik bir barometresi sayılan okyanus asitlenmesi kocaman deniz ekosistemlerini şimdiden silip süpürmekte. Gezegendeki okyanuslar sürekli CO2 fazlasını soğurmakta, dolayısıyla pH değerleri düşmekte, bu da suyu harfiyen asitleştirmekte. Sonuç olarak, Avustralya’daki Büyük Engel Mercan Kayalığı [Great Barrier Reef] gibi canlılığı sürdüren çok geniş mercan yayılımları ağarmakta ve ölmekte. Mercan polipleri halen tutunup mercan kayalıklarında büyüyebilseler de, bilimcilerin öngörüsüne göre ağarma olayları okyanus ekosistemleri üzerinde kalıcı izler bırakacak.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Comments

Filed under çeviri, bilim