Monthly Archives: October 2016

Trimetilamin — Jacques Lacan

(Zizek Studies, Game Dasein)

sevgili dostlar,
sizi ilgilendirebilecek bir bilgisayar bilimi kağıdı [paper] yayınladık:

Bölüntüler ve Özellik Atamaları için Özet İstatistikleri [*]
http://sakareller.net/insan/baris/ozet-istatistikleri.pdf

bu kağıt –diyebilirim ki– 2007’den beri yürüttüğüm zizek esinli çalışmaların “trimetilamin”i oldu. bir sebeple bilgisayar bilimi için yeni bir istatistiğe giriş halinde belirmesi gerekti.

Ekim 2013

[*] ç.n.
Ayrıca bkz.
İzdüşüm Entropisi ile Sözcüklerin Öbeklenmesi
http://sakareller.net/insan/baris/izdusum-entropisi.pdf

Freud İrma rüyasını anlatıyor:

… İltihabın nereden geldiğini de doğrudan biliyoruz. Yakınlarda dostum Otto, İrma fenalaştığında ona bir preparat enjekte etmişti, içinde propil vardı, propilen … propriyonik asit … trimetilamin (ve formülünü karşımda kalın harflerle görüyorum) … böyle enjeksiyonlar hafife alınmaz … Muhtemelen şırınga da temiz değildi.

***

Jacques Lacan’ın ikinci seminer kitabından: Freud’un Kuramında ve Psikanaliz Tekniğinde Ben 1954-1955.

trimethylamine

“Kalın harflerle bastırılmış halde beliren şey, konuşmaların curcunasının ötesinde, İncil’in Mene, Tekel, Upharsin‘i gibi beliren bu şey trimetilamin formülüdür. Size bu formülü yazacağım.” “Benim kahinim gibi bu formül de hiçbir şeye hiçbir yanıt vermez. Ama onun böyle hecelenme tarzı, muammalı, hermetik doğası, aslında rüyanın anlamı meselesine cevap verir. İslamî formüle benzeterek modellenebilir bu – Allah’tan başka Allah yoktur. Sözden başka hiçbir çözümü yoktur probleminizin, sözden başka hiçbir söz yoktur. / Bu sözün yapısına yaslanabiliriz, ve yapı burada gayet simgesel bir biçimde ortaya çıkar, çünkü kutsal işaretlerle verilmiştir.”

herhangi bir rüyada mesele rüya işi meselesidir, ve her zaman rüya işi mekanizmasına dair genel meseledir, bu mekanizma da birikimsel oluşlardan oluşur, ikili ya da çok yönlü çapraz-ilişkilerden değil, matrislerde/tensörlerde ister cümlelerde/makalelerde ifade edilmiş olsunlar

Lacan’ın ikinci semineri 170’inci sayfa:

İrma’nın enjeksiyonu rüyasında, rüyayı görenin dünyası tam da en büyük imgesel kargaşaya gömüldüğünde, söylem devreye girer, söylemin kendisi, anlamından bağımsız halde, çünkü o anlamsız bir söylemdir.

Sonra öznenin bileşiminin bozunduğu ve yok olduğu görülür. Bu rüyada öznenin aslen başsız karakterinin tanınması vardır. Bu noktayı trimetilamin formülündeki N belirtir. Orası o anda öznenin Ben’inin olduğu yerdir. Ve bu rüyanın son sözünün mizahsız söylenmediğini, ne de tereddütsüz söylendiğini, bence siz de göreceksiniz çünkü bu adeta bir şakadır [Witz]. Tam hydra başlarını yitirdiği zaman, bir ses, hiçkimsenin sesinden başka hiçbir şey olmayan bir ses trimetilamin formülünün belirmesine sebep olur, meseleyi bağlayan, her şeyi söyleyen son söz bu olur. Ve bu söz bir söz olması haricinde hiçbir anlama gelmez.

Bunda adeta hezeyanlı bir hava vardır, aslında öyledir de. Diyebiliriz ki öyle olurdu, şayet Freud tek başına rüyasını analiz ederek, onu bir okültist gibi ele alarak, orada özneye ve söze dair gizemin gerçek çözümünün yattığı noktanın sırrını adlandırmaya çalışsaydı. Ama Freud tek başına değildir. Kendi şeytanvari gizemindeki bu sırrı bize söylediğinden itibaren, Freud artık bu rüyayla tek başına yüzleşmez. Nasıl ki analizde rüya analiste yöneltilirse, Freud da bu rüyayı kendi adına bize yöneltmiş olur.

O bu rüyayı psikologlar ve antropologlar topluluğu adına görmüştür. Rüyayı yorumladığında, bunu bize yöneltmektedir. Ve işte bu yüzden rüyanın absürt son sözünde bu sözün bulunması bu rüyayı bir hezeyana indirgemez, çünkü Freud, bu rüya aracılığıyla, bize kendini duyurur, bizi kendi nesnesine doğru yola çıkarır, yani rüyanın anlaşılmasına doğru. Nemo’yu ya da kendi bilinçdışını temsil eden başsız öznenin alfa ve omegasını bulması sadece kendi adına değildir. Aksine, rüya aracılığıyla konuşan kendisidir: bize bir şey söylediğini istemeksizin ve başta anlamayıp sonradan fark eden, ve ancak rüyanın analizi esnasında fark eden kendisidir, yani bize hem kendi olan hem de artık kendi olmayan bir konuşma yaparken bunu fark eden – Ben oyum: bu hastaları iyileştirmeye kalkışmaya cüret ettiğimden dolayı affedilmek isteyen, şimdiye dek kimsenin anlamak istemediği ve tedavisi yasaklanan. Ben oyum: bu yüzden suçlanmak istemeyen, çünkü şimdiye dek insan faaliyetine dayatılan her sınırın çiğnenmesi suçlu olmak olmuştur hep. Ben böyle olmamak/doğmamak istiyorum [Je veux n’être pas cela]. Benden başka, bütün diğer kişiler var. Burada ben sadece bu kocaman bulanık hareketin, hakikat seferinin temsilcisiyim, burada kendimi siliyorum. Ben artık herhangi bir şey değilim. Benim azmim benden daha büyüktü. Kuşku yok ki şırınga kirliydi. Ve tam olarak bunu fazla arzuladığım ölçüde, bu eyleme katıldığım ölçüde, kendim olmak, yaratıcı olmak istediğim ölçüde, yaratan ben olmadım. Yaratan benden daha büyük birisi oldu. O benim bilinçdışım oldu, benim içimde, benim ötemde konuşan bu ses oldu.

Bu rüyanın anlamı budur.

entropiden başka parametre yoktur ve bilim onun elçisidir.

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Hayatın yapıtaşları yıldız ışığından geliyor — Ray Cahill

original

Ray Cahill — 12 Ekim 2016 — 3tags.org

Hayatı bedenleyen sayısız harika biçim vardır, ama herhangi bir organizmayı en temel parçalarına ayırırsanız, malzeme hep aynıdır: hidrojen, oksijen, nitrojen ve diğer öğelere bağ kuran karbon atomlarıdır. Ama bu aslî malzemenin uzayda nasıl yaratıldığı sorusu çok eskiden beri gizemini korumuştur.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Karımı seviyorum. Karım ölmüş. — Richard Feynman

Richard Feynman kendi kuşağının en meşhur ve en nüfuzlu fizikçilerinden birisiydi. 1940’larda atom bombasının geliştirilmesinde rol oynadı; 1986’da Rogers Komisyonu’nun anahtar bir mensubu olarak Challenger [Meydan Okuyan] Uzay Mekiği felaketini soruşturdu ve sebebini buldu; 1965’te iki meslektaşıyla birlikte ona “kuantum elektrodinamik konusunda öğesel parçacıklar fiziğine derin neticeler getiren derin çalışmaları” dolayısıyla Nobel Ödülü verildi. Ayrıca çok sevilesi bir karakterdi ve kendi sahasında yaptığı sayısız ilerlemelerin karmaşıklığını ben asla anlayamayacağım.

Haziran 1945’te karısı ve lise sevgilisi Arline vereme yakalandıktan sonra vefat etti. 25 yaşındaydı. 16 ay sonra Ekim 1946’da Richard eski karısına yürek parçalayan bir aşk mektubu yazdı ve mühürlü bir zarfa koydu. Bu zarf 1988’deki ölümünden sonrasına kadar açılmamış halde kaldı.

(Kaynak: The Letters of Note book – Richard Feynman’ın varislerinin müsaadesiyle aktarıldı)

17 Ekim 1946

D’Arline,

Seni çok seviyorum, sevgilim.

Bunu duymanın çok hoşuna gittiğini biliyorum – ama bunu sadece hoşuna gitsin diye yazmıyorum – bunu yazıyorum çünkü içim sıcacık oluyor bunu sana yazınca.

Sana son yazdığımdan beri feci zaman geçmiş – iki yıla yakın ama beni mazur göreceğini biliyorum çünkü sen beni anlıyorsun, inatçı ve gerçekçiyim; ve yazmanın hiçbir anlamı olmadığını zannettim.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Meçhul Yurttaş — Wystan Hugh Auden

(JS/07 M 378’e
Bu Mermer Anıt Devlet
Tarafından Dikilmiştir)

İstatistik Ofisinin bulgusuna göre o aleyhine
Hiç resmî şikayet yapılmamış birisidir ve
Hemfikirdir tüm raporlar onun icraatına dair
Eskimiş sözün modern anlamıyla o bir azizdir,
Çünkü yaptıkları hep Toplumsal Emele hizmet etti.
Emekli olduğu güne kadar savaş dışında
Hiç kovulmadan çalışmıştı bir fabrikada,
Tatmin olmuştu işvereni Yamuk Motor Şirketi
Ne grev kırıcı oldu ne de tuhaftı görüşleri,
Çünkü Sendika raporuna göre yapmıştı tüm ödemeleri,
(Sendikaya dair raporumuza göre doğruydu bu bilgi)
Ve Sosyal Psikoloji işçilerimizin bulgusuna göre
Ahbapları onu pek severdi, o da içki içmeyi.
Basın ikna olmuştur her gün bir gazete aldığına
Ve reklamlara verdiği tepki normaldi her anlamda.
Adına çıkarılmış poliçeler sigortasının tamam olduğunu ispatlamış
Ve sağlık kartına göre bir kez yatmış hastanede ama iyileşip çıkmış
Hem Üretici Araştırması hem de Nitelikli Yaşama binaen
Yerleştirme Planındaki faydaları anlıyordu tamamen
Ve herşey vardı onda Modern İnsana gereken,
Fonograf, radyo, araba, bir tane de Bosch.
Kamuoyu araştırmamız memnuniyetle anlar ki
O münasip kanaatlere sahipti yılın her vakti;
Barış varken, o hep barış istemişti:
savaş olduğunda, o da gitmişti.
Evliydi ve nüfusa beş tane çocuk kattı,
Öjenistimize göre bu kuşaktaki ebeveynin vardı buna hakkı.
Ve aldığı eğitime hiç karışmadığını öğretmenlerimizden duyduk.
Özgür müydü? Mutlu muydu? Sorulması abuk:
Bir yanlışlık olsaydı illa ki işitmiş olurduk.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şiir

Sana Ayna Olacağım — Velvet Underground

Sana ayna olacağım
Yansıtacağım ne olduğunu şayet bilmiyorsan
Rüzgar, yağmur ve günbatımı olacağım
Kapına vurup evdesin diyen ışık olacağım

Sen aklını geceye teslim ettiğini zannederken
İçten içe çarpık ve kaba olduğunu zannederken
İşte burada durayım ki kör olduğunu gör
Lütfen bırak ellerini
Çünkü görüyorum seni

İnanması güç, bilmiyor musun
Ne kadar güzel olduğunu
Ama izin vermezsen gözlerin olmama
Karanlıkta bir el, korkmayasın diye

Sen aklını geceye teslim ettiğini zannederken
İçten içe çarpık ve kaba olduğunu zannederken
İşte burada durayım ki kör olduğunu gör
Lütfen bırak ellerini
Çünkü görüyorum seni

Sana ayna olacağım

Continue reading

1 Comment

Filed under şarkı

Bilinen Son İyi Yapılandırmayı Hep Bir Tık Daha İyiye — çeviri derlemesi

bilinen-kapakSon versiyon: 23 Ekim 2016

(130 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Infantry Sweep Happy Spring Means Branchweaver Village Long Barrel Blackarm Sign

“AĞBİNİN GÖZÜ ÜSTÜNDE” (George Orwell)

Simgesel Makas (Işık Barış Fidaner)

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi (Işık Barış Fidaner)

Death Trash geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme (Tony Leavy)

Viking çağından kalma bu orman dili yakında yok olabilir (Michael d’Estries)

Europa’da Şaşırtıcı Faaliyetin Kanıtlanması Üzerine NASA’nın Medya Çağrısı

“Kurtarıcım benim!” (George Orwell)

DIY laboratuvarları üniversite-temelli araştırmaya çevik bir alternatif sunuyor (Amber Griffiths)

Genetik çalışmaya göre kediler Viking gemileriyle dünyaya hakim olmuş (Bec Crew)

Rüya işi ve resimli yazı ~Rebus~ (Işık Barış Fidaner)

Pino Berker (Işık Barış Fidaner)

Sevgili Lauri (İmza)

Kurşun gibi ağır sözler (George Orwell)

“Bilmiyoruz” (The Times)

Bilimciler geçmişte ne olduğunun gelecek olaylarla kararlaştığını gösterdi (Stephen Morgan)

Psikoloji neydi? (Georges Canguilhem)

Ayar yürüyüşü (Işık Barış Fidaner)

Ağ tarafsızlığı: aksan ve içerik tarafsızlığı (Alternatif Bilişim)

Alternatif Bilişim Derneği #ungovForum Hoşgeldiniz Konuşması (Alternatif Bilişim)

Türkiyeli Çevirmen Necmiye Alpay’a Özgürlük (PEN)

“Hiç de fena sayılmazlar, ama hepsi çeviri” (George Orwell)

“Kurtarılmak istemiyordum” (Yevgeni Zamyatin)

Hoşçakal Dünya: Karbonda Taşma Noktasını İyice Aştık (Sarah Emerson)

Zamyatin’in Biz’inin Değerlendirmesi (George Orwell)

Modernizmin merkezi sorunu (Alain Badiou)

“Parti’nin büründüğü surettir” (George Orwell)

Sevgili Guy (Situasyonist Enternasyonel Amerikan Kesimi)

Bir Amerikalı Ütopyası: İkili İktidar ve Evrensel Ordu (Fredric Jameson)

Freud ve İnsan Canı (Bruno Bettelheim)

Doktor!??

Dinimden çıkıyorum (REM)

Sevildiğimi hissederim (Depeche Mode)

Kayar ve düşeriz (Pink Floyd)

Sırt Çevirmeye Dair (Pink Floyd)

“Sen yoksun ki” (George Orwell)

Amerika’yı aya götüren kod az önce GitHub’da yayınlandı, 1960’lardan kalma zaman kapsülü gibi (Keith Collins)

İnandır beni (Amerie)

İki damla gözyaşı süzüldü (George Orwell)

Kopenhag’ta Öcalan’ın avukatıyla halk toplantısı

YPG komutanı Cihan Kendal ile röportaj

Mevsimler Değişimi III, IV (Dream Theater)

Bilinen Son İyi Yapılandırmayı Hep Bir Tık Daha İyiye

Bombalar, simitler, eskiciler… (Okşan Dede)

O-ikisi

2 Comments

Filed under çeviri, kitap

Mevsimler Değişimi III, IV — Dream Theater

(I, II)

~ III. Carpe Diem ~

“Carpe diem
Günü yakala”

Hep hatırlayacağım
Kasım soğuklarını
Güz haberlerini
Salondaki sesleri
Duvardaki saatin
saydığı saniyeleri
“Günü yakala”
Dediğini duydum
Hayat hep böyle olmayacak
Bak etrafa
Duy sesleri
Sarıl hayatına
Hala buralardayken

“Topla bu gül tomurcuklarını
Eski Zaman uçup gitmekte;
Ve bugün gülümseyen bu çiçek
Yarın ölüyor olacak”

Öğrenebiliriz
Geçmişten
Ama o günler
Geçmiştir
Umabiliriz
Gelecek için
Ama hiç olmayabilir de

Sözler takılmış zihnime
Öğrendiklerimle canlandım
Günü yakalamam gerek
Dönüyorum eve

Onun uçuşuna hazırlanırken
Sarıldım ona tüm gücümle
En derin korkumun içinde
O geceye doğru yürüdü
Son bir kez dönüp baktı
O gözlerimin içine baktı
“Seni seviyorum” dedim
“Hoşçakal”

“Duyacağın en berbat şey bu”
“Eğer bana yalan söylüyorsan…”
“…gitmek lazım sadece…”
“Tüm hayatlarımız”
“Günü yakala!”
“Bir şey olmuş”
“Topla bu gül tomurcuklarını”
“Onu öldürmüşler”

~ IV. Kışların En Karası ~

Sözsüz

Continue reading

5 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Kediler — Bülent Ortaçgil

Evvel zaman içinde
Kalbur zaman içinde
Çok uzak değil yakın bir ülkede
Sevimli, uslu, küçücük gözlü
Küçük kediler yaşarmış

Yemekleri ortak, yatakları birmiş
Sevinçleri hepsininmiş
Duman rengi, açık kahverengi
Küçük kediler yaşarmış

Hımmmmmmmm
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım, hım

Yakın ülkenin yanında, dönemeci dönerken
Rüzgarların sağında, ormanların solunda
Sesli, hırslı, kocaman gözlü
Büyük kediler yaşarmış

Sabahları okumakla, akşamları düşünmekle
Gündüzleri konuşmakla, geceleri çalışmakla
Yorgun gözleri, şişmiş elleri
Büyük kediler varmış

Hımmmmmmmm
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım, hım

Siz kardeşler hangi kedileri seversiniz?
Hangi kediler gibi yaşamak istersiniz?
Sevimli, uslu? Sesli, hırslı?
Hangi kedilerdensiniz?

Hımmmmmmmm
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım
Hım hım hım, hım, hım

Leave a comment

Filed under şarkı

Bilimciler geçmişte ne olduğunun gelecek olaylarla kararlaştığını gösterdi — Stephen Morgan

Stephen Morgan — 3 Haziran 2015 — digitaljournal.com

Avustralyalı bilimciler parçacıklara geçmişte ne olduğunun ancak gelecekte gözlemlenip ölçüldükleri zaman kararlaştığını kanıtlayan bir deney yaptı. O zamana kadar gerçeklik bir soyutlamadan ibaret.

lhc

Hadron Çarpıştırıcı

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, bilim

YPG komutanı Cihan Kendal ile röportaj

Dünyadan Çeviri

rop.jpgweareplanc.org

Bu röportaj Ağustos 2016’da şu anda Rojava’da olan bir uluslararası YPG gönüllüsü ile yapıldı.

Çeviri: Serap Şen

Giderek artan sayıda uluslararası gönüllü, IŞİD’e karşı mücadelelerinde Suriye Kürt Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) katılıyor. Gönüllülerin geldiği sayısız ülkedeki yasal durumları net olmasa da, yüzlercesi Kürt mücadelesine katıldılar. Şu anda, Rojava devrimi daha kurumsal hale geliyor (Temmuz’da dördüncü yıldönümünü kutladı) ve enternasyonal dayanışma giderek artıyor, uluslararası gönüllülerin katılım süreci düzenlendi ve artık ‘YPG Enternasyonal’ denilecek bir yapıda merkezileştirildi. Yeni kurulmuş enternasyonal eğitim merkezinde, elinde çay ve sigarayla süngerden sade bir minderde oturan komutan Cihan Kendal, Avrupa ve Amerika’dan yeni gelen katılımcılar yan sınıfta ders yaparken bana bu yapının misyonunu anlattı.

“Bu, YPG’nin hem kadınlara hem de erkeklere açık resmi bir projesi. Uluslararası gönüllülerle olan çalışmamıza; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü ve elbette antikapitalist ideolojik görüşlerimiz temelinde, yeni, daha bilinçli, siyasi bir yön verme çabası.”

Bu çerçevenin, Muhafazakar bir meclis adayı olarak çalışma yürütmüş…

View original post 1,438 more words

Leave a comment

Filed under çeviri, görüşme