Kayar ve düşeriz — Pink Floyd

Huzursuz o göz bitkin odanın öte yanında [1]
Cam gibi o bakışla girdim batırma yoluna
Çalıp çalar müzik biz dönüp dönerken
Ne o ipucu, ne o söz, savunulacak onuru

Evet, evet diye iç çekti bana cevaben
Ve sonra fırlattı yelesini azmimi test ederken
Sonra arzuda boğulmuş canlar yangınımızda
Cenaze pyre’ına doğru gösterdim yolu
Ve hiç bakmadan neticesine
Teslim oldum kendi düşüşüme

Kayar ve düşeriz tünelden aşağı
Vakit hiç geçmez sanki
Anlık o akıl şaşmasıyla
Bağlanır o hayat o hayata
Bu küçük pişmanlığı unutmayacaksın
Bu gece hiç kimse uyumayacak

Aşk mıydı yoksa aşık olma fikri mi?
Yoksa kaderin eline eldiven gibi uyması mı?
O an geçti ve tohumlar ekilmiş oldu [2]
Uzadı yıllar ve yalnız kalmayı hiçbiri istemedi

Kayar ve düşeriz tünelden aşağı
Vakit hiç geçmez sanki
Anlık o akıl şaşmasıyla
Bağlanır o hayat o hayata
Bu küçük pişmanlığı hiç unutmayacaksın
Bu gece hiç kimse uyumayacak

Kayarız … Kayarız

(One slip)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[1] İngilizcedeki “a”yı Türkçedeki “bir” karşılamıyor. Türkçedeki “o”yu da İngilizcedeki “that” karşılamıyor. Bu çeviride “a”yı “o” ile karşılamayı deniyorum. Bu iki harf aynı zamanda küçük a nesnesinin, objet petit a’nın Fransızcadaki ve İngilizcedeki simgeleridir.

[2] Burada izafi yakın geleceğe işaret eden “soon” deyimini izafi yakın geçmişe işaret eden “olmuş olmak” ile karşılayarak iki dil arasında zamansal bir dikiş atmış oluyoruz — and soon the cedes were sewn.

 

4 Comments

Filed under çeviri, şarkı