Yorgunlar Kralı

İzmir’de ilkokuldayken sahnelediğimiz Yarını Akıl Yapar tiyatro senaryosunu, gelmekte olan Boston Raporu‘na hazırlık olsun diye Aslı Erdoğan’dan yaptığım (bizim bu oyunu sahnelediğimiz yıllarda yazılmış) alıntı vesiyle paylaşıyorum.

TEMBELLER K. — Geç kaldık. Bu çocuk gelmiyor mu? Burada boşuna zaman yitirmeyelim. Gelmezse gelmesin. Başka çocuklar var, beni götürün diye yalvaran, onları götürürüz.
YALANCI — Öyle olsun Pınar. Gelmiyorsun demek. Bütün o güzel şeyleri istemiyorsun. Sen bilirsin. (Torbasını toplar, gitmeye hazırlanır.) O zaman otur
masanın başına, ders çalış. (Birden Pınar’ın şekerini yemediğini görür.) Şekerini yesene. Yersen bu; bebeği sana vereceğim. (Pınar şekeri yer, bebeği alır.) Nasıl, güzel mi şeker?
PINAR — Çok güzel. (Uzun uzun esner.) Ülkenize gelirsem… İstediğim zaman buraya gelebilirim. Annemi, babamı da götürebilirim değil mi?
YALANCI — Elbette. Ne zaman istersen.
AKIL — (Girer içeri. Pınar’a yaklaşır.) Pınar, dur biraz. Beni dinle. Tembeller Kralı ile Yalancı’nın sözüne kanıp onlarla gitme sakın.
(Akıl içeri girer girmez Yalancı ve Tembeller Kralı geri çekilirler, adeta
görünmek istemezler.)

PINAR — Neden? Biraz dinlenmek istiyorum. Orada hiç ders çalışmak yokmuş.
AKIL — Karar vermeden önce çok iyi düşünmelisin Pınar. Sonradan pişman olabilirsin.
PINAR — Pişman olmam. Pişman olursam geri dönerim. Hem niçin sizin sözünüzü dinleyeyim?
AKIL — Beni tanımadın mı Pınar? Ben senin aklınım,
PINAR — Siz benim aklım mısınız? Sizi daha büyük sanırdım.
AKIL — Herkesin aklı kendine göredir.
PINAR — Eğlenceler Ülkesi’ne gitmemi neden istemiyorsunuz?
AKIL — Orası Eğlenceler Ülkesi değil ki… Tembeller Ülkesi. Oraya gidersen bütün gün tembellik edeceksin. Sen de tembel olacaksın.
YALANCI — (Saklandığı yerden) Cennettir bizim ülkemiz. Cennet.
PINAR — Ama ben gitmek istiyorum.
AKIL — Tembellik insanı mutlu etmez Pınar. Tam tersine mutsuz eder.
YALANCI — (Yavaşça ortaya çıkar.) Oyun… Eğlence… Oyuncaklar…
AKIL — Yalan ve tembellikten insana hayır gelmez Pınar. Gitme.
YALANCI — Şeker, çikolata, pasta… Gel Pınar.
AKIL — Gitme Pınar.
YALANCI — Gel Pınar.
(Pınar bir süre «gitme», «gel» sözleri arasında kalır. Gitmekten yana olduğu
bellidir.)

PINAR — Gitmek istiyorum. Gideceğim.
YALANCI — Yaşa Pınar. Bak göreceksin, öyle eğleneceksin ki…
AKIL — (Üzgün.) O zaman benim söyleyecek hiçbir sözüm yok. Hoşça kal Pınar. (Çıkar sahneden.)
YALANCI — Sayın Kralım, uyanın. Gidiyoruz. Sayın Kralım… Uyumuş… Ben
onu uyandırmasını bilirim. (Yüksek sesle) Çalışmak… Çalışmak… Çalışmak…
TEMBELLER K. — (Silkinerek uyanır.) Ne oluyor yine? Kim çalışmaktan söz ediyor? Çalışmak sözcüğünü yasak etmedim mi ben?

YALANCI — Sayın Kralım, gidiyoruz. Pınar da geliyor.
TEMBELLER K. — Yaa… Demek sonunda gelmeye razı oldu? Aferin Pınar. Hadi gidelim bakalım.
PINAR — Gideceğimiz yer çok uzak mı?
YALANCI — Hayır. Çok yakın.
PINAR — Nasıl gideceğiz?
YALANCI — Şimdi görürsün. Uyku Perisi… (Seslenir.) Uyku Perisi.
(Uyku Perisi gelir. Rüyayı anımsatan bir müzik duyulur. Sahnenin ışıkları
değişirken Uyku Perisi elindeki mumu söndürür.)

YALANCI — (Şarkı söyleyerek)
Uyku uyku tatlı uyku
Masallı rüyalı uyku
Bizi götür ülkemize
Gecelerden gel uyku
Ninnilerden gel uyku
Bizi götür ülkemize.
(Karartma. Uçmaya benzeyen bir efekt. Kanat çırpma sesi. Müzik.)

Yalancının en büyük yalanı uykunun tembellik olduğudur. Uyumak en yoğun çalışma şeklidir.

“Tembeller Kralı”nın adı “Yorgunlar Kralı” olmalıydı. “Aman ne de yoruldum ooof ne çok yoruldum” diye diye, kendi kendine söylene söylene, kendi uyku işinden kaytarmakta inat edip kendisi yerine başkalarını uyumaya zorlayan Yorgunlar Kralı.

Kimse başkasının uykusunu uyuyamaz ve başkasının rüyalarını göremez. Herkes kendi uykusunu uyur ve kendi rüyalarını görür. Ve bu gerçeği kabul etmemekte inat edenlere nihayetinde “midesiz” denir, çünkü rüya işi, sindirim sisteminin bir parçasıdır.

Barış

3 Comments

Filed under şey