Kanıtlanmış bir olguyu kabullenmekteki beceriksizliğin, bir yetkiliye müracaat ederek birisini (bu olayda beni) “ne yazık ki” gözardı etmeye çevrilmesi

(English)

Uppsala Üniversitesi için hazırladığım iş başvurusunu göndereceğim bu akşam Türkçeye çevirdiğim bu yazıya bu Çarşamba 11 Ocak 2017’de yayınlanacak Boston Raporu Yayın ve Gizlilik Notu‘nda da atıf yapılacaktır.

Barış

4+ yıl önce “Oynanış siyasettir” (Oyun Tasarımının Diyalektiği‘nin ilk bölümü) özetini İsveç Uppsala’da gerçekleştirilecek 4’üncü ICTs and Society buluşmasına göndermiştim.

Duyurulan “deadline“dan önce e-postayla özeti gönderdim. alternatifbilisim.org’un e-posta sunucu kayıtlarına göre bu e-posta teknik anlamda başarıyla gönderilmişti.

Ne ki, bilinmeyen bir nedenle, gönderilen e-posta örgütleyicinin (Marisol Sandoval) posta kutusuna düşmemişti (“junk”? “spam”? sınıflandırma?)

Sonuç olarak, o benim e-postamın gönderilmiş olduğunu kabullenmeyi beceremezken, ben sunucu kayıtlarıyla bu e-postanın ona gönderildiğini kanıtlayabiliyordum.

Bu kanıtlanmış olguyu kabullenmekteki beceriksizliği, örgütleyici Marisol Sandoval’ı “esas örgütleyici” Christian Fuchs yetkilisine müracaat etmeye yöneltti.

Ona yaptığı müracaatı “ne yazık ki dolmuş bulunan” bir “slot” mefhumu halinde şifreledi [encrypted].

Aşağıdaki e-postayı yazarak örgütleme kurulu üyelerini bu hadiseye dair bilgilendirdim.

Yanıt vermediler.

Örgütledikleri buluşmanın adı “ICTS and Society”, “Bilgilendirme ve Haberleşme Teknolojileri ve Toplum” anlamına geliyor.

Işık Barış Fidaner

PS: O zamanlar e-postada bahsedilen dört ayrımcılık türüne (enformel ayrımcılık, fizikî ayrımcılık, formel ayrımcılık, elektronik ayrımcılık) dair, bunları ayırt etmekle yetinen, detaylarına girmeyen çok kısa bir metin de yazmıştım.

~~~

sevgili icts and society kurulu,
başvurumla ilgili olan bitene dair sizi haberdar etmek ve bunun neden elektronik ayrımcılık olduğunu size açıklamak istiyorum. özetle, haberleşme şöyle gelişti:
— size bir özet gönderdim, ama geri dönmediniz?
— üzgünüm. ikinci epostanızı aldım ama ilk epostanızı posta kutumda bulamıyorum. sunum slotları zaten doldu.
— ama benim ilk postam da ikinci epostam da sizin posta sunucunuza ulaşmış. işte kayıtlar. demek ki yapılması gerekeni vaktinde yapmayı becermişim. sistem admininizle görüşerek neden sizin posta kutunuza ulaşmadığını bulabilir misiniz?
— hatanın tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum – ama vaktinde bana gelmedi. esas örgütleyiciye müracaat ettim. şu anda sizi gözardı etmeye yetkiliyim. üzgünüm.
— anlaşıldı… peki o zaman. haberleşme teknolojisinin toplumsal ilişkilere etkilerini tartışmakta size iyi şanslar.

burada görebildiğiniz gibi, anahtar engel “neden olduğunu bilmiyorum” duvarı ve nedenini bulma yükümlülüğünden kurtaran “yetkiliye müracaat”tır.

burada “gizli” kalan bilgi belki de bir “spam süzgeci”dir: epostaları haberleşme ortamındaki görünüşlerine dayanarak yoksayan bir makinedir. bu süzgecin işlevi, diyelim ki beyinde otomatik olarak siyah insanları yoksayan bir “ırkçılık süzgeci” ile aynıdır. bu cevap şöyle çevrilebilir “çok üzgünüm, o anda sizi ciddiye alamamışım işte, nedenini bilmiyorum, öyle olmuş işte…”

fizikî anlamda bu “süzgeç”lerden ayrılmış bir yerde olabiliriz, ama bu onların işlevine dair taşıdığımız sorumluluktan bizi kurtarmaz: haberleşirken onları kullanırız, onlar eylemlerinin kayıtlarını tutarlar ve bu kayıtları yöneten adminlerimiz vardır. neden olduğunu bilebiliriz, o halde, neden olduğunu bilmeliyiz.

ancak bu yolla elektronik ayrımcılığın etkilerinin farkına varabilir ve onları azaltabiliriz. daha eski enformel, fizikî ve formel ayrımcılık biçimlerinde de aynı şekilde.

tanıştığımıza memnun oldum, ve konferansta iyi şanslar,

barış

uppsala

5 Comments

Filed under şey