Kategoriler — G. W. F. Hegel

Kategorilerin kendi başlarına alındıklarında boş oldukları iddiasını haklı bulmak, her halükârda sahip oldukları özel damga ve önem ile taşıdıkları içerik görüldüğünde, pek zordur. Elbette kategorilerde taşınan içerik duyularla algılanamaz, ne zamanda ne de mekândadır: ama bu ona kusurdan çok kıymet verir. Böyle içeriklerin izlenimler halinde sıradan düşünüşümüze yaptıkları etki gözlenebilir. Bir kitap ya da konuşmada mesela bol bol içerik olduğunun, içerikle dolu olduğunun söylenmesi, oradan çıkabilen düşünce ve genel sonuçların çokluğuyla orantılıdır: fakat buna karşılık, herhangi bir kitabın, mesela bir romanın, çok fazla tekil hadise, durum, olay, vb. içeriyor diye dolu dolu olduğunu asla söylememeliyiz. Demek ki halkımız bile bir eserin maddeye gebe olmasının duyu olgularından fazlasıyla sağlandığının farkındadır. O halde bu ek gereksinim düşünceler değil de nedir, ilk başta da kategoriler değil de nedir? Gerçi eklemek gerekir ki kategorilerin kendi başlarına boş oldukları iddiası tamamen haksız değildir, şayet bununla kastedilen, onların ve katıldıkları mantıksal Fikir’in felsefenin tamamını oluşturmadığı ise: bunların mutlaka ilerleyerek gerçek konular olan Tabiat ve Akıl’a ulaşacakları ise. Yeter ki bu ilerleme yanlış anlaşılmasın. Mantıksal Fikir yabancı kalmış olduğu bir içeriği elde ediyor değildir: kendi yerli eylemi onu Tabiat ve Akıl halinde geliştirir ve özelleştirir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 91

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

5 Comments

Filed under çeviri