Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir — G. W. F. Hegel

Felsefe ile dolaysız bilginin [ç.n. Jacobi’nin] temin ettikleri arasındaki fark daha çok dolaysız bilginin felsefe karşısında takındığı dışarıcı [exclusive] tutumu merkez alır.

Oysa Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’ düsturu, Çağdaş Felsefe’nin bütün ilgisini yasladığı söylenebilecek bu düstur, yazarı onu ilk bildirdiğinde, kendine delalet eden dolaysız bir hakikatti. Bu düsturu syllogism diye adlandıranlar herhalde ‘Ergo’ kelimesinin syllogism‘lerde geçmesinden daha fazlasını biliyorlardır. Ara terimi nerede arayacağız? Bu adı meşrulaştırmak için eğer Descartes’ın fikirler bileşimine ‘dolaysız’ syllogism diyeceksek, bu lüzumsuz syllogism çeşidi, düşüncede ayrık kalan terimlerin dolayımsız kalan sentezine verilmiş bir ad olmakla kalacaktır. O halde dolaysız bilginin öne sürdüğü düstur, oluşun fikirlerimizle sentezi, syllogism olma hakkı bakımından Descartes’ın aksiyomundan ne eksik ne de fazladır. Bizzat Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’un syllogism olmadığını açıkça bildirdiği kısmı, Hotho’nun ‘Kartezyen Felsefe Üzerine Tez’inden (1826’da yayınlandı) alıyorum. Kısımlar: Respons. ad II Object.: De Methodo IV: Ep. I. 118. Birinci kısımdan konuyla daha ilgili sözleri alıntılıyorum. Descartes şöyle diyor: ‘Düşünen oluşlar olmamız “prima quaedam notio quae ex nullo syllogismo concluditur” ‘ (Hiçbir syllogismden çıkarılmamış öncül bir kavramdır); ve devam ediyor: ‘neque cum quis dicit; Ego cogito, ergo sum sive existo, existentiam ex cogitatione per syllogismum deducit.’ (Birisi düşünüyorum o halde varım ya da varolurum dediğinde de varoluşu düşünceden bir syllogism yoluyla çıkarmış olmaz.) Descartes syllogismin neyi gereksindiğini biliyordu, o yüzden şunu ekledi: düsturun syllogism çıkarımlarına uyması için ana önermeyi ona eklemeliyiz: ‘Illud omne quod cogitat, est sive existit.’ (Düşünen her şey vardır ya da varolur.) Elbette o bu ana önermenin kendisinin ilk düsturdan çıkarılması gerektiğini belirtir.

Descartes’ın dili, düşünen ‘Ben’in aynı zamanda olması gerektiğine dair düsturu, bu bağlantının bilincin basit algısında örtük halde verilmiş olduğunu söylemesi, – bu bağlantının mutlak başlangıç olması, ilke olması, her şeyden daha kesin ve belli olması, öyle ki hiçbir kuşkuculuğun bunu kabul etmeyecek kadar monstroz olamayacağı: – bütün bu dil o kadar canlı ve belirgindir ki Jacobi ve diğerlerinin bu dolaysız bağlantı hakkında çağdaş beyanları olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 127

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun da devamını başka bir sayfada çevireceğim.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim