Cenazeler Kaldırıldıkça Mı Bilim Gelişiyor?

Pierre Azoulay
Christian Fons-Rosen
Joshua S. Graff Zivin

Özet
Seçkin bilimcilerin kendi alanlarının diriliğini ne ölçüde şekillendirdiğini araştırmak üzere bilimsel yeteneklerinin zirvesinde vefat eden 452 akademik hayat bilimcisinin alanlarındaki giriş hızlarını inceledik. Çalışma ya da atıf ortaklıkları yerine sadece bilimcilerin yayınlarıyla entelektüel bağlarına başvurarak bilimsel alanların sınırlarını çizen yeni bir yöntem, analizlerimizde anahtar olmuştur. Geçmiş araştırmalarla da bağdaşan sonuca göre, bir yıldız bilimcinin ölmesinin ardından olaydan etkilenen alanlarda çalışma ortaklarından gelen makale akışı (kontrol alanlarına nispeten) apansızca düşer. Buna karşılık, çalışma ortağı olmayanlardan gelen makale akışının ortalama %8 arttığını bulduk. Bu ek katkılara atıf yapılma ihtimali orantısızca yüksektir. Ayrıca bu ek katkıların vefat eden süperyıldızın alanında önceden etkin olmayan bilimcilerce yazılmış olmaları ihtimali yüksektir. Bu sonuçların genel mesajı, dışlananların [outsider] bir yıldız hayattayken alandaki liderliğe meydan okumakta çekinceli oldukları, o gittikten sonra bile bir dizi bariyerin girişi sınırlayabildiğidir. Hem entelektüel hem sosyal hem de kaynaklarla ilgili bariyerlerle giriş sektelenir ve dışlananlar ancak “yabancı” fikirlerin destek ve kabul görebildiği daha az hasmane bir manzara sunan alt alanlara girebilirler.

Anahtar kelimeler: bilim ekonomisi, bilimsel alanlar, süperyıldızlar, görünmez kolej, birikimsel bilgi üretimi.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not:

Profesör öldü diye atıfların azalması kendi başına mantıksız bir durum. Hayattayken yapılan atıfların da laf olsun diye ya da öylesine, meşgul görünelim, sağda solda gezinelim diye yapıldığını düşündürüyor.

Hakkıyla yapılmış bir çalışma değer görmek için profesörün fiilen hazır bulunup bir şeyleri “ittirmesini” gerektirmez. Hakkıyla yapılmış bir çalışma yazarın ölmesiyle değer kaybetmez, aksine değer kazanır. Yazar öldüğü zaman, yapmış olduğu çalışmalar, esas değerleri neyse ona kavuşurlar.

Makalede yıldız akademisyenler için “extinct” teriminin kullanılması hayat bilimcilerin inceledikleri hayatlarla kendi hayatlarını birbirine karıştırdıklarını düşündürdüğü ölçüde isabetli olmuş.

Ama hücre çekirdeği DNA’nın kendisini korumak için evrimleşti. DNA’daki olası sebepsel işlev faktörleri [*] üstüne yapılacak spekülasyonları korumak için evrimleşmedi.

“Extinct” teriminde imletilen çatışkı bu:

Kendi “extinct” örneklerini böyle çabucak terk eden insanlar diğer türlerin “extinct” örneklerini nasıl koruyacak ki?

Demek ki türlerarası değilse bile türlerüstü bir bakış açısına gerek var.

IBF

[*] Bu “genetik sebepsel işlev faktörü” psikanalizdeki “fallik imleyen” oluyor.

Epigenetik İdealizm fikir akımının literatürü yazılınca bunlar da anlatılır.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim