Barış için bir şey yapar mısınız?

Değerli süreli ve süresiz yayıncılar ve onların editörleri, [*]

Size sinir olmamın sebebi süreli ya da süresiz yayıncı ve onun editörü olmanız değildir.

Size sinir olmamın sebebi, ben ve sürdürdüğüm bu Yersiz Şeyler sitesi sanki hiç yokmuş gibi davranmanızdır.

Bakın mesela az önce DSM-IV’ü yazdıran psikiyatrist Allen Frances’in Donald Trump’la ilgili görüşünü Türkçe’ye çevirdim. (DSM’nin ne olduğunu tanıdığınız herhangi bir psi-‘ye sorabilirsiniz.)

“Trump acıyı kendisi çekmez başkalarına çektirir, hasta değil bencildir, panzehiri de psikoloji değil siyasettir,” demiş. Ne güzel ve kuvvetli bir mesaj vermiş, değil mi?

Şimdi lütfen kendinize şu soruyu bir sorar mısınız:

Türkiye’de bu mektubu insanlara okutacak kim var?

Cevap vereyim:

Kardeş sitem Psikanalitik Şeyler var, başka da kimse yok.

Yersiz Şeyler‘de yayınladığım her şey için tek tek bu soruyu sorabilirim. Bu çevirilerden Türkiye’deki insanları haberdar etmeye gönüllü tek bir Allahın kulu bile bulunmuyor.

Bu fiilî ambargoya maruz kalan bir tek ben de değilim. Dünyadan Çeviri sitesindeki birçok yazının da hak ettiği kadar yaygınlaştığı söylenemez. Peki neden böyle oluyor?

Siz kendinize yayıncı ve onun editörü diyordunuz galiba öyle mi? Peki sizin hakikaten herhangi bir şeyleri yayma maksadınız var mı acaba?

Neden bu kadar ilgisizsiniz? Nedir bu soğukluğunuz?

Üstteki örneği izlersek: Ola ki bir gün Allen Frances Türkiye’de sizinle bir psikiyatri kitabı yayınlamak istese heralde (bu halinize bakılırsa) onu da “Ne diyon sen baba!” tarzında kibar bir jestle bertaraf edeceksiniz.

Zaten üniversitelerde Allen Frances’i ders kitabı yapacak “hocalar” bulmanız da giderek zorlaşmıştı, değil mi?

“Her işte bir hayır var!” Var mı sahi her işte bir hayır?

Kabul etmeniz gerekir ki çok uzun yıllarca bana ve tüm çevirmenlere “yazım yanlışı” muamelesi yaptınız.

Her yapılan çeviri tabii ki mükemmel değildi, ama hiçbir şey de sebepsiz değildi: Çevirmenler siz saygıdeğer yayıncılar ve onların kaydadeğer editörleri daha çok uğraşasınız diye hatalar yapıyor değildiler.

Neden mi hatalar yapıyorlardı?

Çünkü Türkçe’de “yanlış” denilen mefhumun kendisi hatalıydı. İngilizcedeki “false” ile “wrong”u üst üste bindiren bir abukluktu.

Geçen ay “false” için “fol” karşılığını önerdim. Bu öneri benimsenirse “yanlış” mefhumundaki abukluk bir nebze iyileştirilebilir.

Lakin bu öneri hakkında da ne siz sayın yayıncılar ve onların değerli editörlerinden ne de size bağlı çalışan sevgili çevirmenlerinizden herhangi bir şey söyleyen oldu.

Hadi DSM-IV’ü yazdıran psikiyatristi bir kenara koyalım. (Varsa şayet öyle bir kenar.)

“Yanlış” kelimesinin anlamı da mı sizi ilgilendirmiyor acaba çok sayın yayıncılar ve onların çok değerli editörleri ve onlara bağlı çalışan çok sevgili çevirmenler?

Herhangi bir şeye “Doğru!” dediğinizde, “Yok yok doğru değil ki, yanlış!” dediğinizde, sonra “Yok canım yanlış olur mu hiç, doğru…” falan dediğinizde acaba hiç mi aklınıza uğramaz “Ben ne diyorum, bunlar ne anlama geliyor, doğru ne demek, yanlış ne demek?” gibi sorular?

Şöyle beyninizin incecik bir köşesinden dahi bile mi geçmez?

Valla kırılırım.

(Yok ben kırılmıyorum, bu son dediğim şaka, geri kalanı değil.)

Bir yıl önce #BarışİçinYayıncılar diye açıklama yapıp altına da onca imza atmışız, ne iyi etmişiz.

Bugün de Barış için bir şey yapar mısınız?

1) Evvela “doğru” ve “yanlış” kelimeleriyle ne kastettiğiniz konusunu şöyle iyice bir tefekkür eder misiniz?

2) Geçen ay önerdiğim “fol” kelimesini bir dikkate alır mısınız? En azından bir “olur” ya da “olmaz” der misiniz?

3) Hiç değilse DSM-IV’ü yazdıran psikiyatrist Allen Frances’in Donald Trump’la ilgili görüşünü insanlara okutur musunuz?

Allah kolaylık versin.

Dr. Işık Barış Fidaner

[*] Yazılanları tam olarak üstünüze alınmayınız. Çoğuyla şahsen tanışmadığım uzun bir yayıncılar listesine (#BarışİçinYayıncılar) bu mesajı menşınlayacağım. Muhataplıkla ilgili tüm aksaklıklar mesajın içeriğine dahildir. Mesajı okuyanın “Muhatap ben miyim?” sorusu, “Peki muhatap kim?” sorusuyla birbirine dolaşıktır. Bu dolaşıklıkla uğraşmak istemeyenlere iyi günler dilerim. Uğraşmayı seçenlere ise başarılar dilerim. [+] Böylece reklamcılık/pazarlama diye bilinen işin 180° tersini yapmış oluyorum. Maksat havadan nem kapılmasına manî olma çabasını [-] terk ederek alınganlıklardan tamamen sıyrılmaktır. Üstüne alınma haklarını parça parça harcama ekonomisine [•] son vermek ve böylece üstüne alınmama özgürlüklerini genişletmektir.

[+] İpucu: Muhatap asla tam olarak siz olmazsınız. Her sözde her zaman en azından muhataplık düzeyinde bir yadsıma bulunur. Sigmund Freud’la başlayan psikanalizin esas meselesi de işte bu yadsımaların aldığı biçimlerdir. Cinsellik değildir. “Kesişimsellik” adıyla anılan mesele işte budur.

[-] Havadaki nemi kimse kapmazsa sera etkisi yapar ve işte böyle küresel ısınmayla birlikte iklim değişimini getirir.

[•] Dolayısıyla da birbirini parça parça harcama ekonomisine, ki “mağduriyet” adıyla bilinir.

Not: Rastgele birisi olduğumu düşünmeyin diye ‘Dr’ sıfatımı da yazdım.

1 Comment

Filed under şey

One response to “Barış için bir şey yapar mısınız?

  1. Pingback: Türkçeye çevirdiğim şarkıların Entropi Toplaşması ağaçları | YERSİZ ŞEYLER