Türkiye’de devlet denetimli İnternet karşısında hareketler: Kısa bir tarih anlatımı ve gelecekteki zorluklar üzerine — Alternatif Bilişim Derneği

28’inci Kargaşa
Haberleşme
Kongresi:
Düşman hatları
ardında

Konuşmacılar
Barış
Seda

Program
Gün: 27 Eylül 2011
Oda: Üçüncü salon
Başlama saati: 18:30
Süresi: 01:00

Bilgi
Kimlik: 4753
Faaliyet türü: Ders
Konu: Toplum ve Siyaset
Sunum dili: İngilizce

Geribildirim
Bu faaliyete katıldınız mı?
Geribildirim verin.

Ali Rıza Keleş, Ayşe Kaymak, Işık Barış Fidaner, Seda Gürses

Biz Türkiye’de süregiden devlet denetimli İnternet çabalarına karşı çıkan birçok örgütten birisi olan Alternatif Bilişim Derneği’nin üyeleriyiz. Türkiye ve Avrupa’da medya denetimine dair sorunların giderek küresel bir sorunun parçasına dönüştüğünü görmekteyiz. Hükümetler kendi ‘güvenli’ İnternet tahayyülleri üstüne çalışırken bizin de bir alternatife ifade vermemiz ve onu telkin etmemiz lâzım.

Konuşmamızda sansür karşıtı hareketimizi ve Türkiye’de yüzyüze geldiğimiz zorlukları size anlatmak istiyoruz. İlk önce siyasî olaylar hakkında, ülkedeki yaptırımlar, sansür düzenlemeleri ve direniş girişimleri hakkında genel bir bakış sunacağız. Ardından, devlet denetimine karşı yasaları ve teknolojiyi kullanma konusunda yüzyüze geldiğimiz esas sorunları belirteceğiz. Ayrıca bu sunum vesilesiyle benzer konularla ilgilenen insanlarla CCC’de tanışmak ve tecrübelerinden bir şeyler öğrenmek isteriz. İnternet’i insanların medyası yapacak alternatif bir mesaja ifade verebilmek için küresel ağ ve topluluklar yaratılması gerektiğini kesinlikle görüyoruz.

Kısa bir tarih

Büyüyen ekonomisine rağmen demokrasinin ve en temel hakların her zaman ihtilâf konusu olduğu Türkiye’de, 1980 darbesinin gölgesi ve çözülmemiş Kürt sorununu şiddetle hissedilir, devlet inatla Kürt yurttaşların haklarını inkâr eder, gerçek siyasî muhalefeti baskılar ve insanların rızasını meclisteki yetki verilmiş ‘resmî’ partilere doğru yönlendirir. 1980 yılındaki darbe aslında liberal yordamları tatbik etmekte kullanılmıştır ve bu süreç tamamlanmak üzeredir: Son on yıllık süreçte çoğu devlet teşebbüsü özelleştirilmiştir, Türkiye’nin ADSL altyapısına sahip olan tek ISP ve telefon şirketi olan Türk Telekom da buna dahildir. Aynı on yıl içinde İnternet kullanımı çok yaygınlaşmıştır. Fakat İnternet’in artan popülerliğine, cezaî yaptırımlar yoluyla İnternet’i denetleme girişimleri eşlik etmiştir.

2007’ye kadar WordPress ve YouTube gibi siteler de dahil onbinlerce web sitesi mahkemelerce ‘tedbir’ diye engellendi. 2007’deki 5651 no’lu kanundan sonra daha da fazla web sitesini hükümet idaresi doğrudan sansürledi. Bu kanuna bir yanıt olarak Sansüre Karşı Platform örgütlendi. 17 Temmuz 2010’da yapılan ilk sansür karşıtı yürüyüşe yaklaşık 3000 kişi katıldı, İnternet gençliği, siyasî partiler, sendikalar vb. oradaydı.

Tunus ve Mısır’da yaşananlardan kısa bir süre sonra devletin telekomünikasyon kurumu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ISP’leri ‘çocuk’, ‘aile’ vb. başlıklar altında ücretsiz İnternet süzgeçleri sağlamaya zorlamaya karar verdi. Bu hamleyle yaratılan kocaman reaksiyonun zirvesi 15 Mayıs 2011’de onlarca şehirde gerçekleşen ulus çapında İnternet özgürlüğü yürüyüşü oldu. Sadece İstanbul’da dayatılan sansür tedbirlerine karşı 60 bin kişi yürüdü. Ardından, denetimli medyanın (devlet televizyonu da dahil) eylemcilere karşı karalama kampanyası ve BTK’nın STÖ’lerle yaptığı sanki-yönetişim toplantısı geldi. Haziran’daki genel seçimlerden sonra PKK’yle savaşın tırmanmasıyla medyanın dikkati BTK kararından uzaklaştı. Şu anda çoğunlukla ‘müstehçen’ ve kimi zaman siyasî web sitelerine DNS ya da IP engellemesi uygulanıyor.

Millî güvenlik her zaman Türk devletinin bir kurala istisnalar getirmesine ya da istisnanın kendisini kural haline getirmesine mazeret işlevi görmüştür. Bunun bir örneği 2010’da yürürlüğe konan ‘Millî Kripto Yönetmeliği’dir. Bu yönetmelik her vatandaşın her şifreli haberleşmesinde ‘resmî yetkilendirme’ yapmasını gerektirir, ayrıca vatandaşların hem şifreleme mekanizmalarını hem de hususî anahtarlarını ‘saklasın diye’ BTK’ya vermesini ister.

Sonuçta, hükümetin derin paket sorgulama (DPI) gibi yöntemlerden faydalanmak için altyapı geliştirmekte olduğuna inanmak için sebeplerimiz vardır, ‘sibersavaş’ silahı olarak bunları kendi insanlarına karşı kullanması mümkündür. Bu yöntemler İnternet kullanıcılarını gözetleyip yaftalamanın yanısıra haberleşmenin engellenmesini içerecek. ‘Bilgilenme hakkımızı’ kullanarak DPI tatbik etme planları hakkında bir sorgulama yaptık ama bu konunun ‘bilgilenme hakkımızın sınırlarını aştığı’ konusunda ‘bilgilendirildik’.

Yasaları & teknolojiyi devlet denetimine karşı kullanmakla ilgili sorunlar

Teknoloji tatbiki ve kullanımında temel hakları güvence altına almakla ilgili en büyük sorunlar şu anda kanunların nasıl yapıldıkları ve nasıl tatbik edildikleridir. Kanun yapma süreci dışarıcıdır, [exclusionist] sadece birkaç STÖ’yü içerir, ki bunlara SÖSTÖ (sanki-özerk sivil toplum örgütü) [QUANGO (quasi-autonomous non-governmental organization)] demek daha isabetli olur. Birçok siyasî parti ve sendika vardır, ama barışcıl eylemleri bile zaman zaman ‘yetkilenmemiş’ ilan edilerek yasadışı sayılır. İnsanlar genelde yargı sistemine güvenmezler, ama örgütsüzdürler ve kendi güçlerine inanmazlar. Rejim kendi meşruiyetini ideolojiye dayandırır, kanunlarla adalet sağlamaya değil.

2005’te özelleştirilen Türk Telekom (TT) ADSL altyapısını tekelleştirerek İnternet hizmetlerini pahalı ve devlet denetimine yatkın kılar. TT’de 2007’de işçilerin yaptığı grev, bu tekelin devlet koruması altında olduğuna ilişkin tartışmaları tetiklemişti. Bu şirket ayrıca birçok sahada hizmet sağlayıcı gibi davranarak ağ tarafsızlığıyla ilgili soru işaretleri yaratır.

Bir başka sorun insanların teknolojiyle ilişkilenme yollarının sınırlı kalmasıdır. Bilgisayarlar, cep telefonları ve diğer cihazlar saldırganca pazarlanır ve ülkenin her yerinde yaygınca kullanılır, ama pazarlanan kullanım biçimleri çoğu zaman yüzeysel kalır, mesela bu cihazlar eğlence ya da statü simgeleri gibi betimlenir. Bu tüketimci kültürel çağrışımlar hegemonyası, bizce bu ürünlerin çeşitli güdülerle çok çeşitli kullanımlarına köstek olmaktadır.

Üniversiteler etrafında küçük bir Linux destekçileri topluluğu ortaya çıkmıştır. Bu gruplar teknolojiye alternatif yaklaşımları destekleyebilirler. Ne ki, olağan siyasî korkular altında kendi konumlarına sadece meslekî ifadeler verirler. Beyanları genelde Microsoft ya da diğer büyük hususî yazılım şirketlerini hedef alır. Bu konum, resmen kabul gören millî gurur ve millî güvenlik konumlarıyla uyumludur, dolayısıyla da teknoloji siyasetiyle sınırlı kalır (bkz Pardus projesi).

Solcu ve Kürt siyasî örgütler dijital haberleşme teknolojilerinden en büyük faydayı sağlayacak bir konumdadırlar. Ne ki, bunları verimli kullanabilecek yetkinlik ve hevesten hâlâ yoksundurlar. Çevrimiçinde alternatif siyasî medya girişimleri bulunur, ama bunlar çoğu zaman standart kullanımlarla sınırlı kalırlar ve teknik nitelikleriyle siyasî topluluktaki geliştirici noksanlığını yansıtırlar.

Türkiye’de aileler mühendislik eğitimini yüceltir ve desteklerler. Finansal anlamda güçlü bir toplumsal sistemin eksikliğini aileler doldurur. Toplum da genelde teknik bilgiyi yüceltir. Ne ki, onu bilmesi beklenen ‘eğitimli insanlar’ ile onu sadece tüketmesi beklenen ‘sıradan insanlar’ keskin bir çizgiyle birbirlerinden ayrılır. Ekonomik basınç altında ve ailelerine karşı borçlu hissederek, beyaz yakalı işçilerin çoğu özel şirketlerdeki işlerine kendilerini adarlar. Üniversitelerde iş paylaşımı ve yaratıcılık için bir miktar alan vardır, ama çoğu üniversitenin teknik okullara dönüştürülmesiyle böyle alanlar giderek daralır.

Not:

İstanbul’dan Ali Rıza Keleş, Işık Barış Fidaner yazılım geliştiricilerdir, Ayşe Kaymak avukattır. Brüksel’den Seda Gürses İnternet araştırıcısıdır.

Alternatif Bilişim, dijital teknolojinin alternatif kullanımlarını çalışan ve uygulayan kullanıcıları, geliştiricileri ve araştırıcıları içeren bir toplumsal ağdır. Nihaî amacımız insanların teknik bilgiye yabancılaşmalarını azaltmaktır.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri, deneyim

One response to “Türkiye’de devlet denetimli İnternet karşısında hareketler: Kısa bir tarih anlatımı ve gelecekteki zorluklar üzerine — Alternatif Bilişim Derneği

  1. Pingback: Gölge ile Hayal — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER