Hollanda’nın tüm üniversite rektörlerinden açık mektup — Hollanda’nın tüm üniversite rektörleri

Hollandalı üniversite rektörlerinin bilim özgürlüğü açıklamasını Türkçe’ye çevirmek de bize düştü.

Allah kabul etsin.

IBF

8 Şubat 2017

Rektörler bilim özgürlüğü konusunda endişelidir

Hollanda’nın tüm üniversite rektörleri bilimcilerin özgürlüğünün giderek kısıtlanması konusunda endişelidir. NRC Handelsblad’da bir açık mektup ile seslerini duyurdular.

Bilim özgürlüğünün tepesinde kara bulutlar toplanmakta

Bilim özgürlüğünün ufkunda kara bulutlar toplanmakta. Onlarca yıl dünyanın her yanında bilimcilerarası irtibatların giderek özgürleşmesinin ardından, İkinci Dünya Savaşı’ndan ve özellikle de Berlin duvarının yıkılışından beri uzun süren bir gerilim düşüklüğünün ardından, bilim özgürlüğü bugün giderek büyüyen kısıtlamalarla yüz yüze kalmaktadır.

İlk işaretler bir süredir etrafımızdaydı. Ama özellikle finansal krizin çıkagelip dünyadaki ekonomik düzenimizin kırılganlığına nakşolduğu 2008 yılından beri, ve 2010 yılındaki Arap Baharı’nın büyük ölçekli yangına dönüşerek yozlaşmasından beri, dünyanın yönelmiş olduğu zıtlaşma hâli giderek daha net açığa çıktı. Avrupa’nın mültecî akışına çabuk ve yeterli yanıt vermeyi becerememesi Doğu-Batı arasında tırmanan gerilimle birleşince nüfus kesimleri arasında ciddi endişelere yol açtı, popülist partilere kuvvet verdi ve insanların kendi ülkelerine çok daha fazla odaklanmasına sebep oldu.

İran, Türkiye, B.E.?

Bütün bunlar bilimsel özgürlüğü etkiler: duvara yazılanı herkes okuyabilir. [*] Geçenlerde Vrije Universiteit Brussel’den bir felaket tıbbı Profesörü, İran’da, düşman devlet bilimcileriyle işbirliği yaptığı ithamıyla ölüm cezasına çarptırıldı. Rusya’da bilim uzun zamandır yaptırım korkusuyla Putin’in sözünü dinlemek zorunda. Orta ve Doğu Avrupa’da, Macaristan, Polonya ve diğer ülkelerde eğitim ve bilim üstündeki baskılar giderek arttı. Türkiyeli bilimcilerin hareket ve eylem özgürlüğüne konan vahim kısıtlamalar, hatırı sayılır bir darbe oldu. Olağanüstü hâl ilan eden hükümetin bütün bütün üniversiteleri kapatıp profesörleri ve personeli meslekten ihraç etmesiyle durum daha da kötüleşti. Bilim özgürlüğüne bu ülkede de ciddi kısıtlamalar dayatıldığı artık netleşti. Dünya son haftalarda Birleşik Eyaletler’deki gelişmelerle sarsıldı, ki B.E. her zaman akademik tartışmanın bir kalesi olmuştu, özgürlük ve açıklık o toplumun elzem muhtevaları olmuştu.

Bilim özgürlüğü iki yolla aşındırılmakta. Türkiye ve İran’da örneklenen alenî şeklini tanımak çok kolay: ölüm cezası, üniversitelerin kapatılması, Dekanların ve bilimcilerin ‘muhalefetle’ ya da ‘devlet düşmanı’ diye yaftalananlarla dava ortaklığı yapma ithamıyla meslekten ihraç edilmeleri. Totaliter hükümetlerin karakteri böyledir. İlk bakışta o kadar ciddi gözükmeyen bir alenî tedbir, geçenlerde Trump idaresinin dayattığı seyahat yasağıdır, bu yasak ulus ve din temelinde insanlara (bilimciler dahil) yapılmış bir ayrımcılıktır. Bu ve benzeri tedbirler, başka bir yerde eğitim görmek isteyen, farklı bilimsel kültürleri tanıyıp zenginleşerek dünyanın geleceğine katkı yapmak isteyen öğrencileri de etkiler.

Daha örtük aşındırma yolları, fark etmesi o kadar kolay olmasa da, en az alenî yollar kadar tehlikelidir, mesela çoğu zaman sosyal medya üzerinden bilimi itibarsızlaştırmak gibi. Yeni bir görüngü değil bu: iklim kuşkucularının olguları inkârı iyi bilinen bir örnektir, tütün endüstrisinin bilimsel araştırmaları bozup manipüle etmesi de öyle. Geçenlerde iklim üstüne, aşılar üstüne, çevre üstüne Twitter beyanları yapan Amerikan hükümetinin bu işe kalkıştığını gördük. Geçen hafta Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde ‘Trump kampından’ bir konuşmacıyla planlanmış toplantının güvenlik nedeniyle iptal olması gerekince Başkan Trump’ın üniversitenin fonlarını kesmekle tehdit eden tweeti, endişeleri büyüten bir başka sebep oldu.

Bilim özgürlüğüne tehdit

Bu gelişmelerden ilk etkilenenler söz konusu ülkelerdeki bilim ve bilimciler olacaktır, ama hepimiz etkilenebiliriz. Bilim özgürlüğü, refahın korunması için, dünyanın yüz yüze olduğu muazzam zorlukları çözmek için, elzemdir. Bütün bu gelişmeler haberleşme açıklığını, fikir alışverişini ve neticede bilim özgürlüğünü aksatır ve topluma verdiklerini sınırlar.

Buna karşı bir muhalefet örülmesinden memnunuz: dünyanın her yanında bilimciler kendi meslektaşlarının yardımına koşuyor. Hollanda üniversitelerinin rektörleri olarak bizler de bu işin bir ucundan tutacağız. Hem sesimizi duyurarak, hem de Mülteci Öğrenciler Vakfı UAF ve Risk Altında Hocalar gibi örgütlere destekler vererek bunu yapacağız. Ayrıca bilim ve tartışma özgürlüğüne getirilecek her türlü kısıtlama karşısında kendi kurumlarımızı savunmak için elimizden geleni yapacağız. Ama çok daha fazlasına gerek var. Hollanda hükümetine, AB mensubu hükümetlere, Avrupa Komisyonu’na, Avrupa Meclisi’ne ve dünyanın her yerinden hükümetlere çağrımız, bilim özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalara şiddetle karşı çıkmalarıdır. Gelin hâlâ elimiz ererken akıntıyı tersine çevirelim. Tarih bize öğretir: Birçok sefer nahoş gelişmelere gözümüzü kapamış ve fazlaca uyuşuk ve eylemsiz kalmışızdır.

Rektörler Bileşimi, Hollanda’nın tüm üniversitelerini temsil eder:

Prof. Bert van der Zwaan (başkan), Prof. Emile Aarts, Prof. Frank Baaijens, Prof. Han van Krieken, Prof. Gerty Lensvelt, Prof. Rianne Letschert, Prof. Karel Luyben, Prof. Karen Maex, Prof Arthur Mol, Prof. Anja Oskamp, Prof. Thom Palstra, Prof. Huibert Pols, Prof. Elmer Sterken, Prof. Carel Stolker, Prof. Vinod Subramaniam.

(uu.nl)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[*] Hollandalılar görünen köy kılavuz istemez demiyor herhalde. Bilakis görünen köy kılavuz ister diyorlar.

4 Comments

Filed under çeviri, bildiri, bilim, şey