Bir Fizikçi İzah Ediverdi: “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı Hayaletlerin Varolmadığını Kanıtlar” — Bec Crew

Bu bir fol bilim örneğidir.

Badiou’nun deyişiyle bu bir sağ-kanat sapmadır, yani Ap(Ap). Bunu tamamlayan [complement] karşıt fol bilim örneği için bkz. Bilimciler Canın Ölmediğini Buldular, Can Evrene Geri Dönüyor

IBF

Bec Crew — 23 Şubat 2017 — sciencealert.com

ghost0-feb_1024

Adam haklı.

Son anketlere göre Amerikalıların yüzde 42’si ve Britanya’dakilerin yüzde 52’si hayaletlere inanmakta – varolduklarına dair çürütülemez hiçbir kanıt sunulamadığını düşünürseniz bunlar dev yüzdelerdir.

Lâkin varolmadıklarının kanıtına belki de her zaman sahiptik, zira Britanyalı kuramsal fizikçi Brian Cox’un geçenlerde belirttiği gibi, öldükten sonra hakkımızdaki bilgileri taşımayı sürdürebilen bir cevher ya da mecraya Fizik’teki Standart Model’de yer yoktur, hele de Geniş Hadron Çarpıştırıcısı’nda tespit edilemiyorsa.

“Canlı hücrelerimiz hakkında bilgi taşıyan bir çeşit örüntünün kalıcı olmasını istiyorsak, o zaman o örüntünün tam olarak hangi mecrada taşındığını ve bedenlerimizi oluşturan madde parçacıklarıyla nasıl etkileştiğini tarif etmemiz gerekir,” diye izah etti Manchester Üniversitesi’nden Cox, BBC radyosu Sonsuz Maymun Kafesi programının yakın zamanlı bir epizotunda.

“Başka bir deyişle, Parçacık Fiziği’ndeki Standart Model’in Geniş Hadron Çarpıştırıcısı’nın tespitinden kaçmış bir uzantısını icat etmemiz gerekir. Bedenlerimizdeki parçacık etkileşimlerinin tipik enerji ölçeklerinde ise böyle bir şey bulunması neredeyse düşünülemez.”

Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson da oradaydı ve şöyle yanıtladı: “Dediğinizi doğru anlıyorsam, CERN’in, yani Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin, hayaletlerin varolmadığını kanıtladığını öne sürmektesiniz.”

“Evet,” dedi Cox.

Fizikçilerin onlarca sene yamamaya uğraştığı delik deşik hâliyle Fizik’teki Standart Model’in tamamlanmamış bir kuram olduğu giderek daha çok göze batıyor olsa da, Cox’un dediğine göre hayaletlerin varolmayışı Standart Model’in ‘bilinen bilinmeyenleri’ içinde değil.

Daha ziyade hayaletler, dediğine göre, aslî Evren kanunlarımızın en ihtimamla sınanmış olanlarından termodinamiğin ikinci kanunu ile dolaysızca çelişmekte.

Termodinamiğin ikinci kanunu, yalıtık bir sistemde toplam entropinin her zaman yükseldiğini bildirir.

Entropi, kapalı ya da yalıtık bir sistemin rastgelelik ya da düzensizlik ölçüsüdür, ve termodinamiğin ikinci kanunu, kullanılabilen enerji kaybedildiği için kargaşanın arttığını bildirir – ve sisteme fazladan konan bir enerji olmadığında düzensizliğe doğru ilerleyişin asla tersine çevrilemeyeceğini bildirir.

Başka bir deyişle, her sistemde –ister çamaşır makinesi olsun, ister Evren olsun– ısı yoluyla enerji kaybedilir ve içine koyduğunuz enerjinin asla hepsini geri alamazsınız.

Bu ilkeyi kullanarak zamanın okunun neden hep sadece ileriye yürüdüğü; neden geçmiş, gelecek, ve şimdi diye bir şeyler olduğu; ve karıştırılan bir yumurtanın neden tersine karıştırılamayacağı izah edilebilir, çünkü öyle olsa Evren’in entropisi düşerdi.

Peki bunun hayaletlere uygulaması nasıldır?

Onlara dokunamayız ve onlarla etkileşemeyiz, o hâlde hayaletler maddeden oluşamazlar, olsa olsa enerjiden oluşabilirler.

Ve enerji şayet her sistemde ister istemez kaybediliyorsa –özellikle de daha çok enerji kullanmayı gerektiren işler yapan, hareket eden, ışık neşreden ya da ürkünç sesler çıkaran sistemlerde– varolduğu sürenin belirgin ölçüde uzaması imkânsızdır.

Tabuta ikinci çiviyi Geniş Hadron Çarpıştırıcısı çakar, çünkü bu dev parçacık çarpıştırıcısı Evren’le ilgili bazı şeyleri bulmamıza hâlâ el vermese de, hücrelerimizdeki bilgilerin enerjiyle taşındığını görmemizde çok elverişlidir.

Hayaletleri sürdüren enerjinin tamamen yeni bir cevher ya da mecra olmadığını ve canlı olunan vakitlerden geldiğini varsayarsak, o hâlde hücrelerimizi oluşturan parçacıkları denetleyen bu gizemli kuvvet Geniş Hadron Çarpıştırıcısı’nda şimdiye dek tespit edilmiş olmalıydı.

“Ben derim ki eğer bedenlerimizi oynatan, kollarımla bacaklarımı oynatan bir çeşit cevher varsa, bu şeyin bedenlerimizi oluşturan parçacıklarla da etkileşmesi lâzım,” diyor Cox.

“Ve parçacıkların etkileşim yollarının yüksek incelikli ölçümlerini yaptığımıza göre, ben de o hâlde bedenlerimizi oynatan enerji kaynağı diye bir şey olamayacağını öne sürerim.”

Buna ek olarak DeGrasse Tyson, geçmişte birçok insan gibi “tekinsiz tecrübeler” [*] tecrübe etmiş olsa da, eksiksiz fizik, matematik ve astrofizik bilgisine sahiden kafa tutan bir görüngü bulmuş olmadığını söylüyor.

Ama ölenlerin kaybolmadığına inanmak isteyenlerin o gayet insanî itkisini taşımıyor demek değil.

“O anda, bir gizem vardır, biraz da eğlencelidir,” diyor.

“Ataların hayaletleri gibi böyle derin gizemler olmasını isteyen insanların itkilerini böylece anlayabiliyor ve hatta kabullenebiliyorum. O psikolojik hâle karşı benim bir zaafım var, çünkü bunu ara ara hissetmişimdir, gerçi her seferinde cevabını aradım ve buldum.”

Tüm bölütü BBC’nin web sitesinden indirebilir ve dinleyebilirsiniz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[*] ç.n. İngilizcesinde “haunting” denmiş ama burada aslında Freudcu “unheimlich / uncanny / tekinsiz” kastediliyor. Sigmund Freud’un adını bastırmakta bu kadar inat etmeselerdi aradıkları görüngüyü de [plus] çoktan bulmuş olurlardı.

“Tecrübe” lafının tırnak dışında tekrarı İngilizcesinde de var.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim

3 responses to “Bir Fizikçi İzah Ediverdi: “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı Hayaletlerin Varolmadığını Kanıtlar” — Bec Crew

  1. Pingback: Gölge ile Hayal — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Sunî istihbaratla öğretilen bilgisayar grafiği canlandırmasına bir tepki — Hayao Miyazaki | YERSİZ ŞEYLER

  3. Pingback: Bilimciler Canın Ölmediğini Buldular, Evrene Geri Dönüyor | YERSİZ ŞEYLER