Ahmetrıza Celalî’ye çocuklarından mektup

17103262_1886505911616220_1071589602118054406_n1 Mart 2017, EN [%]

Sevgili Baba,

Seni son gördüğümden beri 11 ay geçti. Seninle son konuştuğumdan beri bir ay kadar geçti. Ve senin gülümseyen bir resmini gördüğümden beri bir dakika geçti, oturmuş merak ederken tüm bunların neden senin başına gelmesi gerektiğini.

Her gün senin eve geri döneceğin ânı hayal ediyorum. Sana yine sarılabileceğim günü hayal ediyorum. Sonunda seni görebileceğim, seninle konuşabileceğim günü. Eve geri döneceğin ve hep yaptığın gibi Ariyo’yla ninja oyunu oynayacağın günü hayal ediyorum.

O zaman bu acılı günler geçmiş hatıralar olacak, sensiz olduğumuz bütün bu anlar ve Ariyo’nun seni çağırarak ağladığı bütün bu anlar geçmiş hatıralar olacak, sonunda bitmiş olacaklar. Geri dönmen için dua ettiğimiz bu günlerin hepsi, Allah’tan salıverilmeni dilediğimiz bu günler.

Sabah uyanıp salıverildiğini bildiren haberi okuyacağım günü hayal ediyorum. Sonunda geri dönebileceğini. Çektiğin acının bittiğini.

Yanımıza oturup bu mektubu okuyacağın günü hayal ediyorum, bir an bile seni düşünmekten vazgeçmemiş olduğumuzu bilerek. Ama o günün hiç gelmeyeceğinden korkuyorum. Bu adaletsizlik yüzünden seni kaybetmekten korkuyorum. Çünkü yaptığın tek şey dünyanın her yerinde insanlara yardım etmeye çalışmaktı. Neden hiç geri dönmediğini bir gün Ariyo’ya anlatmak zorunda kalmaktan korkuyorum. Bütün çabalarımızdan sonra yine de senin sesinin duyulamadığını anlatmaktan. Senin başına gelen bütün bu haksızlığı ona anlatmaktan.

Ariyo üzüldüğü her seferinde bir köşeye gidip ağlamaya ve ismini çağırmaya başlıyor. Senin geri dönmeni istediğini söylüyor. Sırf seni görmek için ta İran’a kadar gitmek istediğini söylüyor. Sana ihtiyacı var. Yaşgünü için senin geri dönmeni istedi. Onun hayallerini gerçekleştirebileceğimiz günü bekliyorum.

Şu anda nasıl hissettiğini tahayyül edemiyorum. Kendi başına oturmuşsun, etrafında sadece duvarlar var. Yemeyerek, içmeyerek. Sesini duyurmak için bu adaletsizlik yüzünden bütün gıda ve sıvıları kesmekten başka yolun kalmaması büyük bir haksızlık.

Bizi düşündüğünde nasıl hissettiğini tahayyül edemiyorum. Ailemizin bütün güzel hatıralarını düşündüğünde, ve bizi son gördüğünden beri uzun zaman geçtiğini. Baba, senin hem duygusal hem fizikî anlamda ne büyük bir acı çektiğini tahayyül edemiyorum.

Sen bir hapishane hücresinde tek başına otururken, Ariyo her gün senin için ağlıyor. Beşinci yaşgününü senin eve dönmeni bekleyerek geçirdi. Ne zaman kapı zili çalsa, ne zaman telefon çalsa, sen olduğunu zannederek senin ismini bağırıyor. İlk dişi düştü ve artık alfabeyi bile öğrendi. Biliyorum ondan gurur duyardın burada olsaydın, bir bilseydin.

Bu yıl 9’uncu sınıfı bitireceğim, bütün anababalar mezuniyet törenine gelecek, seni de diğer herkesle birlikte orada görmeyi umuyorum. Benim 14’üncü yaşgünümü kaçırdın, umarım sonrakini kaçırmazsın. Umarım 46 yaşına girdiğin zaman bizim yanımıza dönmüş olursun.

Sevgili Baba, seni hep seveceğim. Bir gün geri döneceğine inanmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Lütfen vazgeçme.

Amitis & Ariyo

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[%] Aslında Hollanda’nın TÜM ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİ Ahmetrıza Celalî’nin durumuna dikkat çekmişti ve ben de bunu Yersiz Şeyler’de yayınlamıştım.

Ama “Hayır” cephesi onun yerine “Yok efendim Hollanda AKP’nin uçağını indirmemiş… Yok efendim Hollanda AKP’nin arabasını geçirmemiş… Yok efendim Hollanda AKP’nin başörtülüsünü ülkeden atmış…” gibi dedikoduları HOLLANDA’NIN TÜM ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİNİN ORTAK TARİHSEL BİLİM ÖZGÜRLÜĞÜ AÇIKLAMASINDAN çok daha ilginç buldular.

Celalî’ye çocuklarının yazdığı bu mektup belki Hollanda geyiğine saran boşbeleş solcuların aklını başına getirir.

Ayrıca bkz. “X’in yaptığı iş” bir damgalamadır.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim