Dr. Deniz Erdoğmuş bir şarlatandır — Dr. Işık Barış Fidaner

Dört kısımlı bu metinde Dr. Deniz Erdoğmuş’un bir şarlatan olduğunun Neden, Nasıl, Nerede ve Ne Zaman’ını anlattım.

1) Dr. Deniz Erdoğmuş Neden Şarlatandır? (İngilizcesi)

Özet

Dr. Deniz Erdoğmuş felsefî bir soruna teknik bir çözüm geliştirdiğini iddia eder. RSVP projesindeki rolü ile (1) sorundaki felsefî derinliğin reddini ve (2) teknik bir çözüm getirmenin mümkün olduğuna dair –aslında mümkün değildir– bir ısrarı dayatır. Bu ikili dayatma fiilen onu bir şarlatan yapar.

RSVP, birinin yazmaya niyetlendiği yazıyı çıkarmayı amaçlayan bir projedir. Bu amaçla ilişkili kavramsal çerçeve Niyet Edilen Yazıyı Çıkarma Yönetmeliği başlıklı bir belgede ifade edilmişti (yakın zamanda Yersiz Şeyler’de yayınlandı). NEYÇ Yönetmeliği’ndeki tartışmalar projenin ele aldığı sorunun felsefî derinliğini açıkça sergiler.

Fakat projenin “liderleri” kural olarak proje amaçlarını teknik çözümler tarzında formülleştirirler. Başka bir deyişle, sorunun asla çözülememesini emniyete alacak şekilde sorunu formülleştirirler.

Özellikle Dr. Deniz Erdoğmuş kendi kendisini “RSVP ekibi” dediği şeyin “patronu” sayar. Bu rol aracılığıyla iki şeyi dayatır:

1) Asıl sorundaki felsefî derinliğin idrakının sürekli olarak reddedilmesi.

2) Soruna teknik bir çözüm getirmenin mümkün olduğuna dair –aslında mümkün değildir– bitimsiz bir ısrar.

Bu ikili dayatma fiilen onu bir şarlatan yapar.

2) Dr. Deniz Erdoğmuş Nasıl Şarlatandır? (İngilizcesi)

Özet

Dr. Deniz Erdoğmuş’u şarlatan yapan ikili dayatma, tüm imkânlı soruların fiilen bir kolaylık [convenience] meselesine indirgenmesine dayanır. Görünüşte tek bir teknik sorun bulunur: Kendilerine kolaylık sağlamak için şarlatana itaat edenlerle kendilerine kolaylık sağlamak için şarlatana itaat etmeyenler –aldananlar [duped] ve aldanmayanlar [unduped]– arasındaki ayrımcılık.

Belirttiğimiz gibi Dr. Deniz Erdoğmuş’u şarlatan yapan ikili bir dayatmadır:

1) Belirtilen bilimsel sorundaki felsefî derinliğin idrakının sürekli olarak reddedilmesi.

2) “Teknik çözümler” gibi gözüken şeylere yönelik bitimsiz bir ısrar.

Aslında ikinci dayatmadaki “teknik” yaklaşım yüzeysel bir görüntüdür, tamamen farklı bir hâli saklar:

“Çözmek için” bitimsiz ısrar asla bir çözüme ulaşmayı amaçlamaz. Daha ziyade şu ikili amaca sahiptir:

1) Başkalarının belirtilen sorunu idrak etmesini önleyerek tüm olası çözümlerin imkânsız kılınması. Bu amaç felsefeye düşmanlık beslenmesi demektir.

2) Başkalarına kolaylık sağlanmasıyla şarlatana itaat edip etmediklerine dair statüleri arasında bir ilintinin dayatılması. Bu dayatılmış ilinti, ortaya çıkan tek “teknik sorun”un bizzat şarlatanın kendisi olmasını, tek “teknik çözüm”ünse onun (a) telkinlerine, (b) emirlerine ve (c) telkin kılığındaki emirlerine itaat etme iradesi olmasını emniyet altına alır.

Böylece yansıtılan şey, şarlatanın bakış açısından geçerli sayılan tek ayrım olur:

Aldananlar: Kendilerine kolaylık sağlamak için şarlatana itaat edenler.

Aldanmayanlar: Kendilerine kolaylık sağlamak için şarlatana itaat etmeyenler.

Ama dikkat ediniz: Şarlatan bu ilintinin [correlation] asla bir sebeplilik [causation] gibi gözükmemesine her zaman çok dikkat eder. Bu ilintinin tarafsız bir hâl gibi gözükmesini ister, genel bir kolaylık meselesi gibi gözükmesini ister.

Şarlatan kendine sağladığı kolaylıkla ona itaat edenlere sağlanan genel kolaylığı sistemli olarak birbirine karıştırır.

Bu dayatılmış ayrım, Aldananlar//Aldanmayanlar arasındaki bu ayrımcılık şarlatanın kontr-istatistiksel metodolojisini ve kontr-bilimsel paradigmasını oluşturur.

3) Dr. Deniz Erdoğmuş Nerede Şarlatandır? (İngilizcesi)

Özet

Dr. Deniz Erdoğmuş kamusal yorumlama alanlarından oyup çıkarılmış bir hususî yönlendirme alanında şarlatanlığını işletir. Bu yolla şarlatan özelleştirmenin faili ve neoliberalizmin faktörü hizmeti görür.

Boston Kuzeydoğu Üniversitesi’nde kendine tayin edilmiş TF315 odasında Dr. Deniz Erdoğmuş Eylül 2016’da bir anlığına ben yani Dr. Işık Barış Fidaner karşısında bir “patron”luk vasfı taşıdığı hezeyanına kapıldı.

Bu hezeyanın koşulu kamusal yorumlama alanlarından oyup çıkarılmış bir hususî yönlendirme alanıdır.

Şarlatanın faaliyeti kendi hususî alanıyla koşullanmıştır, şarlatanlık olgusu ise onun ancak kendi hususî alanı aracılığıyla ikamet edebileceği kamusal alana aittir.

Şarlatanın kötü rehberliği ile dayattığı Aldanan//Aldanmayan insanlar ayrımı, kötü yönetimi ile belirlenen Hususî//Kamusal alanları ayıran sınırla tam olarak örtüşür.

Bu kötü rehberlik ve kötü yönetimle başarılan iş, bilim adına bilimin özelleştirilmesidir. Burada bilim kılığındaki şeyin tek amacı evrensel önemin baltalanmasıdır, geliştirilmesinden ziyade.

O halde şarlatanın faaliyetine kontr-bilim [counter-science] adı verilmesi çok uygundur.

Kontr-bilimin sürekli baltalamaya çalıştığı evrensel önem, bu zararlı faaliyetin sorumlusu hakkında ancak şu yargıda bulunabilir: Dr. Deniz Erdoğmuş, bir şarlatandır, zararlı bir düzenbazdır, bilim heveslerini istismar ettiği insanları kendi hususî sunî alanına katkı yapmaları için aldatır, bu alanın bilimle hiçbir alâkası yoktur, bu alan tabiattan bütünüyle koparılmıştır.

Kamusal yorumlama alanlarından oyulup çıkarılan bu sunî hususî yönlendirme alanı olsa olsa neoliberalizmin bir faktörüdür, başka hiçbir şeyin değil.

4) Dr. Deniz Erdoğmuş Ne Zaman Şarlatandır? (İngilizcesi)

Özet

Dr. Deniz Erdoğmuş kendi çevresinde bulundurduğu PhD öğrencilerinin güvenlerini istismar ederek kaydadeğer bilimsel faaliyet yapıldığına dair yüzeysel bir görüntüyü sürdürür, aslında herhangi bir gerçek bilimsel faaliyet yoktur. Şarlatanlığını sürdürebilmesi yalnızca çevresindeki o öğrencilerin aksi hâl olduğuna inanmak istemesi sayesindedir. Çevresinde öğrenci mevcudiyeti olmadığında şarlatanlığı sona erecektir.

Her hâl izafîdir: Şu andaki mevcut hâl, aksi hâlde nasıl olabileceği ile bağıntılıdır.

Bir hâlin izafiyeti onun evrensel niteliğini belirler. Bir şeyin evrensel önemi ancak aksi hâlde nasıl olabileceği bakımından ortaya çıkabilir. Felsefede bu alternatif olasılıklar [potentialities] boyutuna karşı-olgusallık [counterfactuality] denir. [1]

Bir üniversitede PhD öğrencisi olma statüsü iki esas izafî boyut bakımından anlam kazanır:

1) O üniversitede PhD öğrencisi olmama (gerçellenmemiş) olasılığı.

2) PhD tezinin nihayetinde bir bilimsel topluluğu muhatap alacak olması.

İkinci izafiyet boyutunda, hâlin karşı-olgusallığı PhD tezinin bilimsel muhatapına içkindir. Üniversitenin iç//dış hudutlarında yerelleştirilemez.

Dr. Deniz Erdoğmuş bir şarlatandır çünkü bilimsel muhatabı men eder, öyle ki onun öğrencilerinin PhD tezleri Dr. Deniz Erdoğmuş’un kendisinden başka hiçkimseyi muhatap almış olmaz.

Bir bilimsel topluluğu muhatap almayan PhD tezleri evrensel öneme sahip olamaz. Böyle PhD tezlerinin bilimsel bir faaliyet teşkil ettiği söylenemez. Olsa olsa “teknik” çalışmadırlar, şayet bir şarlatanın tatmin edilmesine “teknik sorun” denebilirse.

Doğru düzgün bir bilimsel muhatabın yokluğunda, birinci karşı-olgusal iç//dış boyutu hakimiyet kazanır, ve öğrencilerin tek odak noktası o üniversitedeki “lab”daki fizikî mevcudiyetleri olur.

Dr. Deniz Erdoğmuş şarlatanlığını ve güven istismarını öğrencilerinin “lab”daki fizikî mevcudiyeti yoluyla yürütür.

Çevresinde öğrenci mevcudiyeti olmadığında şarlatanlığı sona erecektir.

Son

[1] Slavoj Žižek, “Allah Ölü Mü, Bilinçdışı Mı, Kötü Kalpli Mi, İktidarsız Mı, Aptal Mı … Yoksa Sadece Karşı-Olgusal Mı?”

6 Comments

Filed under şey