Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (4a) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.3)

4. Yöntemlerin Iraksama ve Aktarılmaları

Uzmanlaşma, örgütlenimsel tecrübe biçimlerinin gelişiminde gerekli bir aşamadır. Onun sayesinde, her emek ve bilgi dalı muazzam miktarlarda malzeme toparlamıştır, ve yöntemler öncesine göre çok daha hızlanmış ve iyileşmiştir. Fakat bunun başka bir yüzü daha vardır ki gelişimiyle güçlenir ve keskinleşir.

Uzmanlaşma, yöntemlerin ıraksamasına yol açar. Bağımsız gelişimi içinde, her pratik ya da bilimsel dal kendi belirli yoluna girer ve diğerlerinden uzaklaşır. Neticede aralarındaki haberleşme azalır, uzaklıkları artar. Birinin yöntemleri diğerlerinin yöntemlerinin nüfuzuna karşılık vermez, ve hiçbir irtibatları ya da çapraz nüfuzları yoktur. Her birisi kendi özgül dilini üretir, öyle ki benzer ilintileri farklı şekillerde ifade ederler, böylece benzerliğin kendisini maskelerler; ve aynı zamanda, aynı kelimeler tamamen farklı anlamlar alır, bu da eş-işletimi [co-operation] daha da zorlaştırır. Bu da özellikle tecrübede en sık karşılaşılan ve dolayısıyla konuşmada en sık ifade edilen şeylerle ilgilidir. Mesela Rusçada insanlar için — “умереть” (“ölmek”) deriz, hayvanlar için — “издохнуть” (“ortadan kalkmak”) deriz, ve ev hayvanları için – daha çok “околеть” (“sertleşmek”) deriz; balıkçılar balıklar için “усиуть” (“uykuya dalmak”) derler, ama nehir yengeçleri için – “перешептаться” (“fısıldamayı kesmek”) derler, yani kendi özgün hışırtılarını kesmek derler. Aynısı bilim için de söylenebilir.

Mesela “adaptasyon” kavramı çağdaş biyolojinin temellerinden birisidir, tüm evrimsel kuramın temelinde yatar. Ama politik ekonomide “adaptasyon” terimine hiç rastlanmaz veya çok nadiren rastlanır, genelde bir mecaz olarak. Fakat tüm ekonomik süreçler özleri itibariyle tam olarak insan ve kolektiflerin kendi doğal ve toplumsal çevrelerine adaptasyon süreçleridir. Aksine, “rekabet” terimi iki bilimde de kullanılır ama farklı anlamlarla. Toprağın besleyici suları için rekabet eden bitkilerin köklerini ötelere uzatmasının, tüketiciler için rekabet eden tüccarların fiyatları düşürmesinden önemli farkları vardır. Terimin özdeşliği kavramsal karışıklığa ve “Toplumsal Darwinizm” denen birçok hataya yol açmıştır.

Uzmanlaşmanın çağırdığı adlandırmalar çokluğunun ilintilerin esas birliğini gizlemesinin en tipik ve önemli örneği, örgütlenimsel süreç kavramıdır. O kavram için neredeyse her bilim ve pratik dalının kendi özgün ifadesi vardır, ve hepsi de sokak düşünmesine göre birbirinden farklı kavramlar sayılır. Mesela mühendislikte, yani şeylerin örgütlenmesi çeperinde, en yaygın terim bir ürünü “üretmek”tir; çevrenin belli öğelerinin savunulan bir bileşim hâlinde örgütlenmesi anlamına gelir. Ama bir bina ya da gemi bakımından “inşa etmek”tir, bir demiryolu bakımından – “inşa etmek”tir, tahkimatlar bakımından – “kurmak”, vb. Temel anlam aynıdır; ve bu kavramların nüansları tamamen mühendislik faaliyetinin nesnelerinin doğasına bağlıdır ve dolayısıyla gereksizce getirilir, çünkü bu nesnelerin adlarıyla yeterince imletilirler. Aynı örgütsel eşanlamlılar sınıfı ayrıca “yapmak”, “imal etmek” ve diğer kelimeleri de içerir.

Biliş alanında, öğelerin savunulan bütünler hâlinde zihinsel örgütlenmesi ile uğraştığımızda, bir mekanizma ya da makineyi “icat etmek” denir mesela; dikkat edin, bu kelime bileşimi isabetsizdir: makine “inşa edilir”, ama icat edilen şey bir zihinsel ilişkiler sistemidir, ki makinenin inşa edilme sürecinde örgütsel bir nokta sağlar. Mesela başka bir terim, yeni bir regülerliği “keşfetmek” (ya da “kurmak”), yine belli sayıdaki öğelerin uygun zihinsel örgütlenmesi anlamına gelir, ve eşanlamlıların nüansları burada da nesnenin doğasına bağlıdır. Bu kullanım ıraksaması sanatta da bulunabilir, mesela bir sanat işini “yaratmak”, bir roman ya da şiiri “bileştirmek” [compose] (“bileştirmek” kelimesinin yapısı “eş-tertiplemek” [co-ordinate] teriminin harfiyen tercümesidir).

“Örgütlemek” kavramı çoğu zaman bir dalın temel ya da en tipik teknik işlemine müracaat eden kelimelerde ifade edilmiş olur: elbise ya da bot “dikmek”, silah “dökmek”, bir tablo “boyamak”, bir kitap “yazmak”. Bütün bu kavramlar, müracaat ettikleri işlemin yanısıra, parçası oldukları bütün örgütlenimsel süreci imletirler. Ve bazen bir adlandırma, örgütsüzleşmeye müracaat eden karşıt anlamlı kavramlar alanından alınır: bir kamp “atmak”, bir bahçe “yaymak”, tam olarak düzgün bir uzamsal dağılımla örgütlemek anlamındadır. İnsan pratiğinin en genel terimi, “yapmak”, aynı zamanda hem “örgütlemek” hem de “örgütsüzleştirmek” anlamına gelir.

Spontane örgütlenimsel süreçler ayrıca farklı bilimlerde farklı adlar alırlar. Biyolojide çoğu zaman “adaptasyon” ve “gelişim” terimleriyle onlara müracaat edilir: birincisi bir süreç canlı biçim ile çevresi arasında gerçekleşince kullanılır (mesela “bir türün kendi doğal çevresine adaptasyonu”), ikincisi – canlı biçimin kendi içinde gerçekleştiğinde kullanılır (mesela “organizmanın gelişimi”). Psikolojide en yaygın terim “ilişkilenme”dir, sosyal bilimlerde – “örgütlenme”dir, mekanikte, fizikte, kimyada – “biçimlenme”dir (mesela mekanik sistemlerin, optik temsillerin, kimyasal bileşimlerin biçimlenmeleri).

Bunların hepsi tek bir başat kavrayış üstüne varolan özel adlandırmaların çok küçük bir kısmıdır. Gördüğümüz gibi her birinin kendi özgün nüansı vardır ama bu nüans örgütlenim fikriyle müracaat edilen nesnede tam olarak imletilir, ve dolayısıyla hiçbir işe yaramaz, çünkü nesne zaten belirtilmiştir. Fakat yüzyıllarca tekrarlanan alışkanlığın gücü öyle olur ki ifadelerin sesine dayanamayız: bir binayı, gemiyi, elbiseyi, tablo ya da kitabı “örgütlemek”, oysa yeterli olmakla kalmayacak, olağan formüllerden çok daha isabetli olacaktır. Bir elbise “dikmek”, bir kitap “yazmak” gibi formüller örgütlenimsel eylemlerin karmaşık sistemlerini hiç de hayatî önemde olmayan tek bir terime indirger.

(Giriş: 3.4b)

RU: Alexander Bogdanov 1912-1917
EN: Peter Dudley 1996
TR: Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under çeviri, bilim