Kendilerinden sonrası için de bir umut vesilesi — Tur Yıldız Biçer

17 Temmuz 2017

Bugün Sincan Cezaevi’ndeyiz, Ankara Sincan Cezaevi’nde, ve 131’inci gününde olan, açlık grevine hâlâ devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikteydik, onlarla görüştüm gün boyunca. Öncelikle şunu iletmek istiyorlar, bu süre içinde kendilerine destek veren, bu mücadelede yanlarında olan, mücadeleyi büyüten ve haksızlıklara hukuksuzluklara, bu adalet sürecine katkı sunan herkese sevgilerini selamlarını iletiyorlar. Nuriye Gülmen’in özellikle birkaç talebi var, onları paylaşmak istiyorum. İlk talebi:

“Bizim,” diyor, “sağlıkla ilgili sorunlarımız, taleplerimiz öncelikli değil. Bizim öncelikli taleplerimiz siyasî taleplerimizdir. Bunun mutlaka ön planda değerlendirilmesini istiyoruz. Ve tek talebimiz var, işimize dönmek. Uğradığımız bu haksızlığın hukuksuzluğun bir şekilde geri dönmesi, bizimle birlikte, aynı şekilde mağdur edilmiş, hiçbir somut gerekçe olmadan işlerinden edilmiş, açlığa mahkûm edilmiş kişilerin de bizim işe dönmemizle birlikte umut bulması ve bu adalet arayışının büyümesi, bu mücadelenin büyümesi, en büyük talebimiz budur” diyor.

İkinci bir konu, 10 Ekim katliamında canlı bombanın eşi Nuriye Gülmen’in ve yanındaki sol örgüte mensup olma nedeniyle tutuklu bulunan diğer kişilerin bulunduğu koridorda her gün geçerken birbirini görme olasılığı olan bir koridorda kalıyormuş 10 Ekim katliamcısının eşi, ve sürekli bulundukları hücreden tekbir sesleri geliyormuş. Bunun zaman içinde çok büyük problemler yaratacağını ve çok rahatsız edici olduğunu ilettiler. Bunu buradan kamuoyu ile paylaşıyorum. Bu konunun mutlaka, bu mağduriyetin de giderilmesi gerekiyor. Yarın eğer görüşebilirsem, randevu talebim var, Adalet Bakanı’na da bizzat ileteceğim, yine cezaevi yönetimine de ilettim. Bunun dışında Semih Özakça da Nuriye Gülmen de şunu söylüyorlar:

“Biz elbette bu açlık grevine öncelikle kendi işimize dönmek için başladık, ama bunu bir adalet arayışı olarak da içselleştirdik. Yalnızca biz işimize döndüğümüzde bu sorunun bitmeyeceğini elbette biliyoruz. Burada bize bütün kamuoyunun destek vermesi lazım, ve herkesin bu ülkede artık bizim gibi mağduriyete uğrayan insanların olmaması için, bağımsız yargı tarafından, işte oluşturulan komisyonlarda bağımsız kararların verilebildiği, demokratik özgür bir ülke olabilmesi için mutlaka herkesin yapacağı somut şeyler var. Herkesin sunacağı bir katkı var.”

Öncelikle bunu iletmek istiyorlar. Yine Semih Özakça’nın özellikle vurguladığı bir şey:

“Biz,” diyor, “açlık grevinin 120’nci… greve başladığımız, oturma eyleminin 120’nci gününde ilk kez terör örgütüyle bağlantılı olarak dava açıldı hakkımızda. Bundan önce hakkımızda bununla ilgili açılmış ne bir dava, ne bir soruşturma hiçbir şey yok. Yani biz 120 gün boyunca terör örgütüyle bağlantılı değildik, açlık grevine başlayacağımızı mecliste ilan ettiğimiz gün mü terör örgütüyle bağlantılı olduk? Biz şu anda tutuklu insanlarız. Bizim arkamızdan söylenmiş şeylere yeterli söz söyleme, cevap verme hakkımız yok, burada özgürlüklerimiz kısıtlanmış durumda. Dolayısıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bakan makamında otururken hakkımızda dedikodu yaparak, her aklına geldiğinde bizi elinde hiçbir somut veri olmadan hiçbir mahkeme kararı olmadan suçlayabiliyor. Bir an önce bunu neye dayanarak yaptığını açıklamaya davet ediyoruz, ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Adalet Bakanı olarak bu söylenenleri somut verilerle eğer varsa desteklemesini, yoksa da bunları kınayan ve gerçeği açıklayan, şeffaf bilgileri ulaştıran bir konuma gelmesini bekliyoruz.”

Ayrıca yine eşinin de kendisiyle birlikte aynı dönemde açığa alınmasına rağmen, hakkında ne bir soruşturma, ne bir gözaltı, ne herhangi bir eyleme katılmasıyla ilgili bir görüntü, herhangi bir veri, herhangi bir somut delil olmadığını, onun neden bu duruma geldiğini, neden ihraç edildiğini özellikle bakanların yanıtlaması gerektiğini söylüyor. Şunu söyleyebilirim: Elbette kilo kayıpları var. Elbette çok uzun bir açlık grevindeler. Elbette fiziksel olarak bundan etkilenmiş olmamaları mümkün değil, ama direnç olarak, bu mücadelenin büyütülmesi anlamında, kamuoyundan da gelen geri dönüşler bağlamında da, direnci büyütmek ve bir noktaya taşıyıp somutlaştırmak ve topluma umut olmak, kendilerinden sonrası için de bir umut vesilesi, “Evet hak hukuk aranabiliyor, öyle ya da böyle, bir şekilde buna ulaşılabiliyor” noktasında umudu büyütmek gerektiği konusunda çok kararlı gördüm kendilerini. Yarın Bekir Bozdağ’dan Adalet Bakanı’ndan bir randevu talebim oldu, kendilerinin, ikisinin de, Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in bağımsız hekimler tarafından muayene edilmeleri yönünde bir talepleri var. Ben de, kendilerine de ilettim, ve eğer kabul ederlerse, eğer Adalet Bakanı da bunu kabul ederse, bu bağımsız, gönüllü hekimlerden biri olmak istediğimi bildirdim. Adalet Bakanı’na da ileteceğim. Kendileri iki gün önce, bu Ankara Tabip Odası’ndan da bir hekimin katılımıyla bir heyet raporu oluşturulmuş, bunun sonucuna göre bir karar verilmesini, bağımsız yargı tarafından karar verilmesini istiyoruz. Çok teşekkür ediyorum hepinize.

Tur Yıldız Biçer

https://www.pscp.tv/w/bDtV_TFheWpWa255bXlFcHJ8MURYeHlPZ0RhdlJHTfoCJoo16i67nhDzegA-kpAWTd226WCxuU9H31DcX7hn

Leave a comment

Filed under şey

Comments are closed.