Shoji Kawamori, Hollywood’un Kopyaladığı Ama Asla Şereflendirmediği Yaratıcı — Ollie Barder

shoji_kawamori_header-1200x675

Ollie Barder — 10 Aralık 2015 — forbes.com

Japon popüler kültüründe hakikaten üstün birkaç isim vardır, bunlardan birisi kesinlikle çok yetenekli mecha tasarımcısı ve yaratıcı Shoji Kawamori‘dir.

İkonavari mecha tasarımlarından öyküsü ve dünyasına kadar onun yarattığı ilk Macross, sonradan Robotech‘e temel alınmıştı. O ayrıca Transformers‘ın ilk mecha tasarımcılarından birisiydi.

Gelecek Macross Delta üzerine çalışırken onunla buluştum, yaratım süreci ve herkesin onu kopyalaması konusunda konuştum.

Toyama‘da doğdum, dağların derinlerinde, köyüm dünya hazine sahalarından birine de yakındı. Üç yaşlarında Yokohama‘ya taşındım, o yüzden ilk okul yıllarımın çoğu aslında orada geçti.”

“Ondan sonra Keio’nun üç ortaokulundan birine, Keio Futsubu Okulu‘na geçtim. Sonra liseye ve sonunda üniversiteye kadar devam ettim. Üniversitede makine mühendisliği okudum ama aslında hiç topluluklara katılmadım. Gerçi birkaç arkadaşımla Gunsight diye bir fanzin çıkardım.”

“Çocukluğumdan beri, kağıt işlerini ve bloklarla bir şeyler inşa etmeyi çok severdim. Ortaokul günlerimden beri etrafımda hepsi çok iyi çizim yapan arkadaşlar vardı. Başta çizim yapmakla çok ilgili değildim ama hep bu kadar yetenekli insanların arasında olmak bana bu işe kalkışmak için ilham verdi.”

“Ortaokulun üçüncü yılındayken televizyonda Uzay Savaşgemisi Yamato gösterilmeye başladı. Arkadaşlarım stüdyonun adresini bulmayı becerdiler ve yapılışını görmek için bir şekilde stüdyoya bir ziyaret ayarladık. Orada dizinin yaratıcı ekibi olan Studio Nue üyeleriyle tanıştım, işte bu benim mecha tasarım yolculuğumun başlangıcıydı galiba.”

“O günden itibaren tasarım ve çizimlerimi ekip üyelerine göstermeye başladım, onlar da geri bildirim ve tavsiyeler verdiler. Lisenin üçüncü yılına geldiğimde yarı zamanlı Studio Nue’de çalışıyor ve onlara yardım etmek için elimden geleni yapıyordum.”

“Sonra üniversiteye gittim ve araba ya da uçak gibi bir şey yapma umuduyla makine mühendisliği okumaya başladım. Aslında bu plandaki büyük delik, Japonya’da NASA’nın bir alegorisinin bulunmayışıydı. O dönemde Studio Nue’deki yarı zamanlı çalışmam giderek daha da yoğunlaştı.”

“Ayrıca canlandırmada [animation] yine öyle uzaygemileri ve ilginç bulduğum diğer herşeyi tasarlayabileceğimi fark ettim. Benim için bu kendi başına bir dönüm noktası oldu sanırım.”

Mecha Boşlukta Varolmaz, Bağlam Önemlidir

Bu dönüm noktası Kawamori’nin mecha tasarımında en etkileyici sayılabilecek eşsiz yeteneklerini geliştirmesine yardım etti.

“Neden özellikle mecha tasarımına giriştiğime gelirsek, okul günlerimde Haruhiko Mikimoto ile arkadaştım. Bildiğiniz gibi o ilk Macross‘un karakter tasarımcısıdır ve karakter çizimleri inanılmaz iyidir. Ayrıca sonradan ünlü bir çizgiroman [manga] sanatçısı olan Fujihiko Hosono ile de arkadaştım. O yüzden onlarla bu işte rekabet etmem mümkün değildi, en azından karakter çizimleri bakımından.”

Mecha tasarımına yaklaşımım bakımından, elbette birçok yol vardır ama dünya tasarımından ve ne tür bir iş olacağı konusundan başlamaya meyilliyim. Benim için bu sadece mekanik parçanın tasarlanmasıyla değil, fikirlerin bir bütün olarak nasıl işleyeceğini anlamakla ilgilidir. Çünkü bunlar çoğu zaman ilk eserlerdir ve bir derece iç tutarlılık elbette gereklidir.”

“Karakter tasarımında, karakterler insanlarla neredeyse aynı biyolojik yapıya sahiptir, uzaylı gibi özel karakterler değilse. Karakterler doğallıkla tasarlandığından, esas tasarım konuları anatomi ve saç tarzının yanında genel sanat tarzı olmalıdır.”

Mechalar sunî nesneler olduğundan, bu imalat sürecini yapıp denetleyecek insan tipleri de anlatı dünyasında içerilmelidir. Ayrıca mechanın anlatı dünyasındaki teknolojik standarda eşdeğer olmasını sağlamak da önemlidir. O yüzden ne tür mecha tasarlayacağımı anlayabilmek için anlatıya gerçekten kendimi kaptırmam gerekir.”

“Bazen mecha tasarımı genel konseptin yanında doğar, ama esas mechayı tasarladığım zaman bu öyküdeki olayları da etkileyebilir. Yani bana göre mecha tasarımı görünebileceği kadar düzayak değildir.”

“Bence tasarlamanın iki yolu vardır, biri tasarlamaktır öbürü tarz vermektir. Elbette bunlar tamamen ayrı tutulamaz, kimi yönlerden çoğu zaman bunlar aynı şeydir, ama genel olarak tasarıma bu iki yolla yaklaşmaya çalışırım. Benim için tasarım mekanizma etrafında temellenir. Yani esas konsept, fikir ve mekanizmasıdır.”

“Eğer bu bir müzik bestesi olsaydı, bu besteleme kısmı olurdu. Tarz verme ise görünüş etrafında temellenir. Yani müzik analojisini sürdürürsek, bu halihazırda bestelenmiş parçanın aranjmanı olurdu.”

“Canlandırma dünyasında çoğu zaman uçması imkânsız vasıtalar yine de bir şekilde havalanabilirler. Fakat ben bir zamanlar makine mühendisi olmak istemiş biri olduğumdan, her zaman bu işlere daha büyük bir gerçekçilik seviyesiyle yaklaşmak isterim. Demek ki aslında makineler bakımından bunların kesinlikle tasarımda varolmasını isterim, sırf gösteri olsun diye değil. Bu iş özellikle sonradan o tasarımların oyuncaklarını yaptığınızda önemlidir, çünkü çizgifilmdeki tüm gerekli parçalar o zaman oyuncakta mevcut olur.”

“Dönüştürme yönü, en azından benim için, hep bir özgünlük duyusunu kovalama çabasıyla ilgili oldu. İyi gözüken ya da tarz sahibi birçok şey var dünyada, ama mecha dönüştüğü zaman, mesela motorun ve oturakların işlevleri kaybedilir. Ayrıca çoğu zaman mechayı dönüştürebilmek için dışarıdan parçaların eklenmesi gerekir. VF-1 Valkyrie‘yi 35 yıl önce tasarladığımda mechaların dönüşmesinin bağımsız bir süreçle yapılması çok enderdi.”

“O zamanlar öyle bir şey gerçekte varolmadığı için, bir kez başarılabildiği zaman, benim özgün sayacağım bir şey oldu.”

“Bu da benim için ve çalışmam için büyük bir güdüdür.”

“Tesir bakımından, Isuzu 117 Coupe‘nin tarzını sevmiştim. Babam ben ilkokuldayken Giorgetto Giugiaro diye İtalyan bir tasarımcıdan çok bahsetti, o da Alfa Romeo, Fiat ve Geleceğe Dönüş‘te kullanılan DeLorean DMC-12 gibi bir sürü ünlü araba tasarısıyla uğraşıyordu. O yüzden sanırım ondan bayağı etkilendim, çalışmalarını çok severim.”

“Sevdiğim diğer tasarımlar bakımından, XB-70 Valkyrie dahiyanedir. Çok yenilikçidir, apaçık bir pratik kullanımı vardır ama aynı zamanda eşsiz gözükür. Thunderbird 2‘yi de gerçekten severim, hem bedeninin karakterini hem de onu yapan yaratıcılığı. Gerçekten muhteşemdir.”

“Lise arkadaşlarımla çizim yaptığım günlerde, öyküleri düşünmeyi severdim. Studio Nue’ye katıldığım ve ilk Macross’un planlanmasına dahil olduğum zamanlarda, öyküyü ve genel konsepti de inşa ediyordum. En çok da öykü konseptini getirmeyi seviyorum galiba, bu da benim için anahtar bir nedendir.”

Yazarlık ve Yönetmenlik Üzerine

Bu bağlam ve dünya anlayışı Kawamori’nin çağdaş bir öykü anlatıcısı olmasına da yardım etti. Sayısız özgün dizi ve filme imza atan sanatçı yazarlık ve yönetmenlik sürecini tartışarak tasarım çalışmasına nasıl geri bağlandıklarını ele alıyor.

“Yazma süreci bakımından, işe özgün bir şey yapabilir miyim diye yaklaşırım. Önceki bir canlandırma çalışmasında, film ya da romanda görülmedik bir şey. Kısacası, önceden aslında yapılmamış bir çalışma. O yüzden öyküye yaklaştığımda, süreç yazım, yönetmenlik ve mecha tasarımından o kadar da farklı olmayabilir; çünkü her parça çoğu zaman diğerleriyle bağlantılıdır.”

“Genelde bir öykü anlatmanın yeni bir yolunu bulmaya çalışmayı severim. Yeni bir açı.”

“Çok sevdiğim yazarlara gelirsek, yurtdışında tanınıyor mu bilmiyorum ama Kuniko Mukoda‘nın çalışmalarını gerçekten severim. Japonya’da dramlara senaryolar yazdı ve romanları da muhteşemdir. Ayrıca Arthur C. Clarke‘ı da severim.”

“Yönetmenlik işinde, benim ilk gerçek çalışmam Macross: Hatırlar Mısın Aşkı? filmi içindi. Filmin yaratıcılarından birisi olarak TV dizisinin çalışan kadrosunun bir mensubu olup en başından beri üzerinde çalışmış ve yeri geldikçe editlemiş biri olduğumdan, yapımcı benim film işine de girmemi önerdi. Yönetmenliğim için başlangıç oldu bu.”

kawamori_dyrljpg-1200x643

1984 filmi Macross: Hatırlar Mısın Aşkı? Kawamori’nin yönetmenlik dünyasına ilk girişi oldu.

“Yönetmenlik sürecimde, aslında kimse bana nasıl yapacağımı öğretmedi, ben de işe tasarımcı bakış açısıyla yaklaştım. 30 yıl önceydi yani film okuluna gitmemiştim. Kıdemli meslektaşlarımdan da yönetmenliğin nasıl yapılacağı ya da onun gibi hiçbir şey öğrenmedim.”

“Yapımın diğer yönlerine yani öyküye ve mecha tasarımına dahil olduğumdan, herşeyin nasıl oturduğu hakkında iyi bir fikrim var zaten. Bana göre esas iş dünyayı ya da öyküyü vurgulayacak bir sahne göstermek için en etkili yolun bulunmasıdır. O nedenle tasarım yöntemimi de yönetmenlik çalışmama uygulamaya karar verdim.”

“Öykülerde her zaman bir başlangıç, orta, ve son vardır. Genel bir zaman akışı içinde olayların yavaş bir tempo ile vurgulanması gerekir. Karakterlerin duygularında da inişler ve çıkışlar olur. Eylem sahnelerinin şekillenmesi ve duygusal ifadeler de benzer bir yapıdadır, tasarım ve tarzlarla uyumludurlar. Yine, önceden aslında yapılmamış bir şeyi yapma yöntemi ile her zaman özgünlük peşinde olmak çok önemlidir.”

“Benim sevdiğim birçok yönetmen var ama Yasujiro Ozu kesinlikle en sevdiklerimden biri, bir de Stanley Kubrick‘in ilk çalışmaları. Gerçi aslında filme göre değişir, çünkü birçok iyi yönetmen var.”

Studio Nue Denen Mitsel Yaratık Ve Macross’un Doğuşu

Kawamori’nin hayatının diğer büyük bölümlerinden birisi Studio Nue‘ye katılmasıydı. Bu muhteşem grubu oluşturan çok yetenekli bireyler onlarca yıl boyunca Japon pop-kültürünü şekillendirecekti.

“Studio Nue’nin nasıl başladığından tam emin değilim, çünkü sonradan katıldım, ama onu dört kişi kurdu; Kazutaka Miyatake, Naoyuki Kato, Haruka Takachiho ve Kenichi Matsuzaki. Her biri farklı bir yaratıcı disiplini temsil ediyordu. Mesela Miyatake esasen mecha tasarımını, Kato konsept sanat ve illüstrasyonu, Takachiho da edebiyatı. Hepsi Yamato‘nun geliştirilmesine katılmıştı ve ilk başta Crystal Sanat Stüdyosu adıyla biliniyorlardı ama Yamato‘nun bitişine doğru stüdyonun adını Studio Nue olarak değiştirdiler.”

“Studio Nue adının kaynağına gelirsek, esasen Japon folklorundan geliyor, Nue efsanevî bir yaratıktır. Maymun suratı, tanuki bedeni, kaplan bacakları ve yılan kuyruğu vardır. Bu konfigürasyon bazen değişir ama dört hayvanın tek bir yaratıkta bileştirilmesine dayanır. Stüdyonun kurucu üyesi olan dört kişi, tamamen farklı düşünme tarzlarından geldiler ve bence hepsi biricik bireylerdir. Böylece her birisi yaratığı oluşturan hayvanlardan birisini temsil eder.”

“Aslında Studio Nue’de Miyatake bir tanuki sayılır, Kato bir vampir yarasa, Takachiho bir yılan gibi görülür ve Matsuzaki’nin bir hamamböceği olduğuna inanılır.”

“Studio Nue hâlâ var, ofisi de var, ama ben elbette bugünlerde Satelight‘a çalışıyorum ama önceden yaptığım tüm işleri Studio Nue yönetiyor. Yani ben şimdi hâlâ Studio Nue’nin bir üyesiyim. Netleştirmek gerekirse, Macross Frontier gibi yeni yapımlarda dizinin ilk teğlifakkı Studio Nue’ye ait ama esas yapım Satelight’ta yapılıyor.”

İşte burada Macross’un ortaya çıkışının erken aşamalarına geliyoruz. Başlamadan birçok kez neredeyse iptal edilen bu dizinin hem Japonya’da hem de yurtdışında bu kadar başarı yakaladığını fark etmek şaşırtıcı.

“İlk başta Genocidas diye bir dizi üstüne çalışıyordum ve eşsiz insandışı mechaların gözüktüğü sert bir bilim kurgu gösterisi olacaktı. Miyatake’yle ben, kim ilk önce tasarlayıp en iyi mechayı yapacak diye rekabet ediyorduk. Bir yıldan uzun süre bol bol düşündüm ama yeni fikirler kolay gelmedi. Ara vermek ve zihnimi uzaklaştırmak için bir kayak tatiline çıktım.”

“Kayak yaparken dizlerimi kırmam gerektiğini fark ettim, bu da bana dizlerini kıran eşsiz mecha fikrini verdi. Belki bunu kullanarak ilginç bir şey yapabilirim diye düşündüm. Önce, mecha insan gibi olursa eğilmiş olur diye düşündüm, o yüzden dizleri geriye doğru ters eklemli yaptım, kuş gibi gözükmesi için.”

“Bu GERWALK‘un doğuşu oldu.”

“Kayak gezisinden sonra çıkardığım işi Miyatake’ye gösterdim, o da kendi yaptığı şeyi söyledi. Onun yaklaşımı da ters eklemle ilgiliydi, benimkiyle aynıydı, ama onun tasarımı dört bacaklıydı ve canlandırması bayağı karmaşıktı. Benimki daha basit ve daha kolay canlandırılabilir olduğundan, iç rekabet bakımından benim tasarımımın kazanmış olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor.”

“GERWALK’u müşterimize önerdim ama insan şekilli olmadığı için satmayacağı söylendi bana ve onay aşamasını geçemedi. O günlerde oyuncak şirketlerinin böyle dizilerin nasıl yapıldığı konusunda çok fazla söz hakkı vardı. Biz de farklı bir fikir çıkarmayı düşündük, çünkü proje bir yere gitmiyordu, ve öyküyü daha kolay anlaşılır yaptık. İşte o gece Macross’un öyküsünü düşündük.”

kawamori_sdf1-1200x675

Dönüşen SDF-1 Macross ilk TV dizisine adını verdi.

(…)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Comments

Filed under çeviri

2 responses to “Shoji Kawamori, Hollywood’un Kopyaladığı Ama Asla Şereflendirmediği Yaratıcı — Ollie Barder

  1. Pingback: Shoji Kawamori, Hollywood’un Kopyaladığı Ama Asla Şereflendirmediği Yaratıcı (2) — Ollie Barder | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Sözler gerekmez bana — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER