Monthly Archives: February 2018

Literatür ve artı-Bir üzerine — Slavoj Žižek

Ele alınan bir şey (ya da süreç) kendi başlangıç noktasına dolaysızca denk geldiğinde (geri düştüğünde), kendi kaybı ile tamamen örtüştüğünde Mutlak olanın bakış açısına ulaşırız.

İşte bu yüzden mutlak geritepmenin ortamı simgesel düzendir: her varlık ancak kendi kendisinden “geritepme” yoluyla kendi olduğu şey olurken, simgesel düzen doğrudan doğruya bu geritepmenin yapısıdır – orada, bir şey kendi işaretinde yok olmak yoluyla kendi olduğu şey olur. Eğer literatürü mümkün olan en geniş anlamda, her tür anlatıya alenî veya örtük bütün başvuruların alanı olarak tanımlarsak, diyebiliriz ki literatür olmayan hiçbir şey yoktur – literatür bir tür evrensel ortam hizmeti görür, en yoğun ve şiddetli siyasî ve askerî mücadeleyi bile ideolojik efsanelere başvurular kateder ve sürdürür. Fakat, tam da her şey literatür olduğu ölçüde, literatür aynı zamanda kendi içinde hiçbir şey değildir: asla literatür olarak mevcut olmaz, her zaman geri çekilmiş, saflığından yoksun bırakılmıştır, toplumsal ve siyasî mücadeleler, ekonomik çıkarlar, erotizm vb. onu katetmiş ve çarpıtmıştır. Toplumsal hayatın her sahası hakkında benzer bir iddiada bulunabilirmişiz gibi gözükebilir (ekonomi de evrensel değil midir ve aynı şekilde tüm diğer çeperlerce –hukuk, ideoloji, hususî travmalar ve çıkarlar– sarılmış değil midir, öyle ki ekonomik olmayan hiçbir şey yoktur, “saf” ekonomi diye bir şey yoktur?); fakat, “literatür” (anlatıların simgesel çeperi) burada biriciktir çünkü ekonomi veya hukuk gibi özel bir çeper değildir, toplumsal hayat alanının tamamını yapılandıran bir ortamdır.

“Mutlak geritepme”deki “mutlak” sıfatının, Mutlak olana hiçbir doğrudan erişimin olmadığını söyleyen, ona ancak geritepme içinde, bir mesafe üzerinden, hep kavrayışımızı aşan aşkın X olarak yaklaşılabildiğini söyleyen standart görüşün aksine, katı Hegelci anlamda alınması mühimdir. Hegelci bakış açısından, Mutlak olanın bu geritepmeden başka hiçbir şey olmadığını, geri çekildiği şeyi yaratan bu karşı-hareketten başka hiçbir şey olmadığını eklemek gerekir sadece – “mutlak” olan işte bu ondan geri çekilme ile onu yaratma arasındaki denk gelmedir. Bir’in özdeşliğine dair Hegelci mefhumu da işte böyle anlamalıyız, işte bu yüzden Hegel’e göre özdeşlik “düşünümsel/yansımalı bir belirlenim”dir. Bir hakkında bir yapısökümcü, kendini bir olarak gerçelleyemeyeceğine dair, indirgenemez çokluğun izlerince çoktan katedilmiş olduğuna dair, Bir’in hep “Bir’den fazla” (ama İki olmadan) olduğuna, onun Bir’liğini boşa düşüren bir özellik veya iz eklendiğine vb. dair sonu gelmez çeşitlemeler sunacaktır. Böyle bir yapısökümcü prosedüre spekülatif Hegelci yanıt, Bir’in yine de tüm çokluğu “dolaylayan” ve “kapsayarak aşan” kapsayıcı birlik olduğu değildir, çok daha radikal bir hamledir: Bir kendi içinde bir “artı-Bir”dir (ya da daha çok bir “fazla-olan-Bir”dir, le-plus-Un), ek bir özelliktir, birleştirdiği şeye kendini ekleyen bir şeydir.

Slavoj Žižek 2014 Mutlak Geritepme

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İsteyen “literatür” yerine “edebiyat” diye de okuyabilir.

1 Comment

Filed under çeviri

Ağaçlar neden ve nasıl birbirleriyle “konuşurlar?” (Evrim Ağacı)

Çevrebilimci Suzanne Simard, ağaçların ihtiyaçlarını bildirmek ve komşu bitkilere yardım etmek için toprak mantar ağını nasıl kullandıklarını göstermişti. Şimdi ise toplu ağaç kesimi ve iklim değişikliği gibi tehlikelerin bu önemli ağların işlevini bozabileceği konusunda bizleri uyarıyor.

Kaynak: https://evrimagaci.org/photo/tr/agaclar-neden-ve-nasil-birbirleriyle-konusurlar

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Uyuklayan Prenses: Bilmediğim Ben’in Öyküsü (2017)

84071l

Yönetmen: Kenji Kamiyama
Japonca adı: Hirune Hime: Shiranai Watashi no Monogatari
İngilizce adı: Napping Princess: The Story of the Unknown Me

Genç kız Kokone, araba tamircisi babasının ona küçüklüğünden beri anlattığı masal dünyasını rüyasında görür.

Masalda o Ancien adında bir prensestir. Araba imalatı etrafında örgütlenmiş hayalî bir ülkenin kralının kızıdır.

Masaldaki prensesin büyülü bir dijital tableti vardır. Tableti kullanan prenses kralın ürettiği makinelere can verir. Bundan hoşlanmayan kral prensesi hapsetmiştir.

Kokone’nin araba tamircisi babasının da ona anlattığı masaldakine benzer, ekranı çatlamış bir tableti vardır.

Kokone her uyukladığında rüyasında prensesin masalı kaldığı yerden devam eder.

Kokone zamanla anlar ki gördüğü rüyalar gerçek hayattan o kadar da uzak değildir.

İyi seyirler.

Işık Barış Fidaner

Türkçe altyazısı henüz yok: http://www.turkcealtyazi.org/mov/5731132/hirune-hime-shiranai-watashi-no-monogatari.html

***

https://www.facebook.com/groups/285196264847327/permalink/1841831335850471/

1 Comment

Filed under şey

Zamanda Sıçrayan Kız (2006)

The_Girl_Who_Leapt_Through_Time_poster

Yönetmen: Mamoru Hosoda
Japonca adı: Toki o kakeru shôjo
İngilizce adı: The Girl Who Leapt Through Time

Buzdolabındaki bir pudingin beklenmedik tüketimi… Mevzubahis pudingin esas sahibi ve hikayenin kahramanı Makoto, pudingi yemiş bulunan kızkardeşini affetmeli mi? Pudingin eksilmesi kaçınılmaz bir olay mıydı, yani olan olmuş mu, başka türlü olabilir miydi? Önemli olan hangisi: Şu ya da bu kişi yemediğinde sonuçta o pudingin ister istemez eskiyip bozulacağı mı, her seferinde bir paket daha pudingin satın alınabilir olması mı, yoksa buzdolabındaki o pudingin yalnızca ve tam olarak bir defa yenecek olması mı?

Termodinamiğin ikinci kanununa göre ENTROPİ her zaman her yerde yükselir mi? Zaman hep ileriye doğru mu akar, bozulan şeyler bozulduklarıyla mı kalır, yoksa onları onarmak mümkün mü? Kazalarla gelen kargaşa kaçınılmaz mı? Zaman mı bize ait, biz mi ona aitiz? Biz mi zamanı harcarız, zaman mı bizi harcar? Zaman dönüşsüz bir yol mu?

Hikayenin kahramanı Makoto film afişindeki gibi hop diye sıçrayarak bu sorulara kendine özgü yanıtlar verir. Gizemli bir başkasının gayrıihtiyari yardımı ile Makoto’nun zamanda sıçrama macerası başlar. Maceraya eşlik etmek için çizgifilmi izleyiniz.

İyi seyirler.

Işık Barış Fidaner

İngilizce altyazılı olarak YouTube’dan izlenebiliyor: https://www.youtube.com/watch?v=dkFOmhUvQGc

Türkçe altyazı dosyaları da bulunabiliyor: http://www.turkcealtyazi.org/mov/0808506/toki-o-kakeru-shojo.html

***

https://www.facebook.com/groups/285196264847327/permalink/1841752629191675/

1 Comment

Filed under şey

Cinsel fark ve toplumsal cinsiyet — Joan Copjec

Alenka Zupančič’in alıntısındaki versiyon: 

Psikanalizdeki cinsel fark [sexual difference] kategorisi bu tarihten [1980’lerin ortasından] itibaren şüpheli sayıldı ve kısırlaştırılmış toplumsal cinsiyet [gender] kategorisi lehine büyük ölçüde terk edildi. Evet, kısırlaştırılmış. Bunda ısrar ediyorum çünkü toplumsal cinsiyet ile değiştirildiğinde cinsel farktan düşen şey özellikle onun cinselliğidir. Toplumsal cinsiyet kuramı bir büyük marifet gösterdi: cinsellikten cinselliği ayıkladı. Zira toplumsal cinsiyet kuramcıları cinsel pratiklerden söz etmeyi sürdürmüş olsalar da, cinsiyet ya da cinselliğin ne olduğunu sorgulamaya son verdiler; kısaca, cinsellik artık ontolojik bir sorgulamanın konusu olmaktan çıkarak halk dilinde olduğu şeye geri döndü: bulanık bir çeşit ayrım, ama temelde ikincil bir karakter (özneye uygulandığında), diğerlerine eklenen bir niceleyici, ya da (bir eyleme uygulandığında) biraz haylazca bir şey.

Joan Copjec 2012 “The Sexual Compact”

Makaledeki versiyon:

Psikanalizdeki cinsel fark [sexual difference] kategorisi bu tarihten [1980’lerin ortasından] itibaren şüpheli sayıldı ve kısırlaştırılmış toplumsal cinsiyet [gender] kategorisi lehine büyük ölçüde terk edildi. Evet, kısırlaştırılmış, bunda ısrar ediyorum; çünkü toplumsal cinsiyet ile değiştirildiğinde cinsel fark teriminden düşen şey özellikle onun cinselliği oldu. Toplumsal cinsiyet kuramı sadece cinsel fark terimini ilgi odağından öteye itmekle kalmadı, cinselliği bile cinsellikten ayıkladı. Zira, toplumsal cinsiyet kuramcıları cinsel pratiklerden söz etmeyi sürdürmüş olsalar da, cinselliğin ne olduğunu sorgulamaya son verdiler; artık ciddi bir kuramsal sorgulamanın konusu olmayan cinsellik, halk dilindeki anlamına geri döndü: çok kısıtlı bir faaliyetler kümesinde ya da belli nesne veya kişilere olan bağlılıklarda mevzubahis olan şey. Ya da, kuram içinde, ikincil bir karakterin ikinci keman rolünden sıkılarak edepsiz bir kasıntı olarak ya da haylaz iradecilik olarak kendisini öne sürmesi.

Joan Copjec 2012 “The Sexual Compact”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri

Karbon Kurtuluş Cephesi — McKenzie Wark

— Karbon Kurtuluş Cephesi nedir?

McKenzie Wark: Çağdaş dünyanın tarihi Fransız Devrimi’nden itibaren çoğu zaman bir kurtuluşlar dizisi gibi düşünülür – tiranlıktan, gizemlileştirmeden kurtuluş, vb. Ya da daha olumlu olarak, sıradan insanların kurtuluşu, kölelerin, kadınların kurtuluşu, vb. Hatta hayvanların kurtuluşu için bile bir hareket var şimdi. Peki çağdaş zamanlarda kurtulan şey ya insanlar değilse, hatta hayvan bile değilse, ya bir elementse: karbonsa? Kapitalizm fosil yakıt ile çalışır – karbonla çalışır. Onu petrol ve kömür rezervlerinden “kurtarır”, onun üzerine meta ekonomisini işletir, ve çöp karbonu atmosfere ve okyanuslara atar. Ben de “Karbon Kurtuluş Cephesi” terimini uydurdum; çağdaş dönemde, yani kapitalizmin yükseliş döneminde neyin vuku bulduğunu düşünmenin ironik bir yolu bu.

Kaynak: inverse.com

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. Bir karbon atomuyla söyleşi

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Türkiye’de adalet yeniden sağlansın — Tabiat

Tabiat 554, 145 (2018) Editöryal — 6 Şubat 2018 — nature.com

Barış kampanyaları üzerine yüzlerce akademisyen ve bilimci siyasî baskılara kapıldı.

d41586-018-01677-z_15437650

Türk Tabipler Birliği üyelerinin tutuklanmasının ardından protestolar oldu. Kredi: Adem Altan/AFP/Getty

Ünlü akademik bilim dergisi Tabiat, İngilizce adıyla Nature, editör yazısında Türkiye’yi konu almış. Ben de yazıyı Türkçe’ye çevirdim. İyi okumalar.

IBF

Türkiye’de barış davasını savunmak şu anda tehlikeli. Akademisyenlerin yediği son tokat, Türk Tabipler Birliği’nin 11 üyesinin, başkanı Raşit Tükel de dahil, geçen hafta sabahleyin baskınlarla tutuklanması oldu. Suçları neydi? ‘Savaş bir halk sağlığı meselesidir’ sloganını kullanan birlik, Suriye Kürtlerinin askerî birimlerine karşı Türk ordusunun 20 Ocak’ta başlattığı –uluslararası şaşkınlık yaratan– sınırötesi hücumun durdurulması çağrısı yapmıştı. (Hedef alınan Kürt birimler Suriye’nin kuzeybatısında BE askerlerinin yanında İslamcı terör örgütü IŞİD’e karşı savaşıyorlardı.) Baskınlar, ülkede hükümet kuvvetlerinin Kürt ayrılıkçılarla savaştığı güneydoğu için barış çağrısı yapan Ocak 2016 tarihli kampanyaya imza veren binden fazla akademisyenin tutuklanmasının ardından geldi. Birçoğu suç isnatlarıyla karşı karşıya ve yüzlercesi işini kaybetti.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı — Colin Cremin

ç.n. bkz: Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim

Türkçesi: Ebru Işıklı, Işık Barış Fidaner

Colin Cremin, Auckland Üniversitesi, Yeni Zelanda

Özet. Lacan öznenin, dünya üstündeki yabancılaşmasını aşmaya ve onunla bir olmaya yönelik aşırı veya çılgınca arzusundan, onun varoluşunu koşullayan dürtü olarak bahseder. Sermayedarın kazanç fazlası için çılgınca arzusu da onun varoluşunun koşulu olan dürtüsüdür. Bu makalede öznenin arzusu ile sermayenin arzusunun diyalektik bir senteze girdiği iddia edilmiştir: istihdam edilebilirliği iyileştirmekten çıkarılan bir keyif. Bu, asla tatmin edilemeyecek istihdam edilebilirlik şartının analizi için kavramsal çerçevedir. Bu argüman Slavoj Žižek’in fol kimlik bozumu fikrinden yola çıkarak geliştirilmiştir. Bu kavram, sermayeye tabiiyetin (emeğin maddî olgusu) patrondan bağımsız olma (emek eylemiyle ilişkili olmayan kimlik) hissimizle görünmez kılındığını göstermek için kullanılmıştır. İstihdam edilebilirlik “iş dışındaki hayattan” (mekânsal kimlik bozumu) çıkardığımız kullanım değerleri ile ayarlanır, istihdam olasılığını artıracağı için bunlar gönüllü olarak işverene sunulur (zamansal kimlik bozumu). Değer fazlası, keyif fazlası ve fol kimlik bozumunun bu eleştirel gösteriminin arkaplanında, Boltanski ve Chiapello’nun istihdam edilebilirlik ideolojisi üzerine öncü analizi vardır. Anahtar kelimeler. Kimlik bozumu, istihdam edilebilirlik, keyif, değer fazlası

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? — Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS

IJŽS-Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi?

Konuk Editör: Slavoj Žižek

Gönderimler:
Kaynakçalı özetler, 16 Mart; Tam makaleler, 15 Haziran 2018.

Son birkaç yıldır Slavoj Žižek’e yönelen saldırılar ve kaynakları giderek çoğaldı. Siyasette Donald Trump’la ilgili konumu yüzünden, mültecilere dönük insanî yaklaşımı eleştirmesi yüzünden, LGBT+ hareketine dönük daha nüanslı yaklaşımı vb. yüzünden kınandı. Psikanaliz alanında Jacques-Alain Miller etrafındaki Lacancılar Žižek aleyhine şiddetli bir kampanya başlattılar, onu düzenbazlıkla itham ettiler. Felsefe alanında yeni gerçekçilik biçimleri (“nesne-yönelimli ontoloji”) Žižek’in düşüncesini hâlâ aşkınsal öznelliğe dayandığı için reddediyor. Žižek’e dönük saldırılarda çoğu zaman neredeyse hiç duyulmamış şahsî acımasızlık karakteri var (Chomsky; Žižek’i kamusal uzamdan “silme” kampanyası), ayrıca bu saldırılara Žižek’in kamusal medyadan giderek daha çok dışlanması eşlik ediyor – artık onun yorumları ve yazıları LRB’de, Guardian’da, In These Times’da vb. okunamıyor.

Küçük şahsî atışmalara kaptırıp gitmek yerine, şu soru sorulmalı: Bu süren çatışmada gerçek mesele nedir? Felsefî ve siyasî olarak bu çatışma neyi imletir? Fikir, Žižek’in sorunlu ve bölücü bir figür olarak ortaya çıkışının farklı yönleriyle iştigal etmeye Žižek’in meslektaş ve eleştirmenlerini davet etmek, sonra da Žižek’in kendisinin bu toplanan metinlere yanıt vermesine izin vermektir. Böyle bir IJŽS sayısı çok önemli bir rol oynayabilir çünkü günümüz felsefesi ve Solcu düşüncesini kateden esas çatışkıları görünür kılacaktır.

Şayet bir makale göndermeyi düşünürseniz lütfen “CFP: WHAT WENT WRONG WITH ŽIŽEK?” yazarak IJŽS’ye bir Özet gönderiniz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

FB_IMG_1517670247574

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri, bilim, dergi