Sütten kremaya: Bir nitelik farkının kaydedilmesi — Işık Barış Fidaner

cups-of-coffee

Žižek’in zaman zaman başvurduğu Ninotchka‘daki fıkrayı hatırlayalım:

— Garson! Bana bir fincan kremasız kahve getir!
— Özür dilerim beyefendi, kremamız yok, ama size sütsüz bir kahve getirebilirim!

Zupančič, Žižek ve diğerleri bu fıkraya başvurduklarında “süt” ve “krema”yı birbirinin yerine geçebilen iki terim gibi alırlar. Ama bu iki terim bir nitelik farkını kaydeder: süt genelde kremadan daha iyidir; krema sütün nitelik bakımından yadsınmasıdır. Başka bir deyişle, süt büyük Öteki’dir, krema küçük öteki’dir: Sütümüz olması bizi simgesel düzene kaydeder, kremamız olması ise, süte kıyasla, rahatsız eder ve kaygı verir. Bu nitelik farkı dikkate alındığında, garsonun yanıtı ilginç bir tavırla yüklenir.

Eğer garson tek bir yadsımayla yetinmiş olsaydı, müşteriye “kremasız kahve” getirmesi yeterliydi, çünkü kreması yoktur. Ama tatmin olmaz ve “krema”yı ikinci bir kez yadsıması gerekir ki müşteri “krema”nın sözünü bile etmesin. Neden garson bu ikinci yadsımaya gerek duyar? “Kremamız yok” yanıtında yüklü aşırı anlam nedir? Neden bu aşırı yanıt gereklidir? Fıkranın esas odağı bu sorudur.

Süt kremadan daha yüksek bir niteliği temsil ettiğine göre, garsonun “kremamız yok” yanıtı kafeteryadaki hizmet niteliğini etkin olarak savunur. “Kremalı ya da kremasız kahve sunduğumuzu ima etme, biz sütlü ya da sütsüz kahve sunan iyi bir kafeteryayız” demek ister. Kafeteryadaki hizmet niteliğini garantileyen büyük Öteki Süt adına konuşan garson büyük Öteki Süt’ü rahatsız ederek kaygıya sebep olan küçük öteki krema’yı etkin olarak inkâr eder.

Garsonun savunmacı tavrı yüzünden, son söz “size sütsüz bir kahve getirebilirim!” sarkastik bir tondadır, çünkü garson aslında kafeteryada Süt’ün mevcut olduğunu söylemek ister, sözde harfiyen belirtilen yokluğunu değil. Aynı nedenle “özür dilerim” garsonun gerçekten özür dilediği anlamına gelmez, müşterinin varolmayan “krema”ya uygunsuzca atıf yaparak kafeteryanın düşük nitelikli olduğunu ima etmesini garsonun yadsıma yoludur. Yüksek hizmet niteliği ancak büyük Öteki ile garantilenebilir, bu da küçük öteki’nin etkin olarak yadsınmasını gerektirir. Eğer müşteri garsonun son sözüne “Evet lütfen” derse, Süt’ün mevcudiyetini ve krema’nın inkârını onaylamış olacaktır.

Kısacası, müşterinin “krema”dan söz etmesi kafeteryadaki gerçeklikten daha düşük bir nitelik beklentisini temsil eder, garson ise yüksek nitelik gerçekliğini garantileyen büyük Öteki Süt’ü öne sürerek kafeteryanın “gerçekliğini” savunur. İki defa yadsınmış olsa da, “krema”, kafeteryanın hizmet niteliğinden emin olunmasında olumsuz bir rol oynayarak kafeterya için arzunun nesne-sebebi işlevi görür.

Şimdi de fıkrada “süt” ve “krema”nın yer değiştirdiği ikinci bir versiyonu düşünelim:

— Garson! Bana bir fincan sütsüz kahve getir!
— Özür dilerim beyefendi, sütümüz yok, ama size kremasız bir kahve getirebilirim!

Müşterinin durumu ve garsonun tavrı bakımından bu ikinci versiyon, süt ve krema arasındaki nitelik farkını dikkate alırsak, fıkranın ilk versiyonundan baştan aşağı farklıdır.

Yine, garsonun yanıtı müşterinin uygunsuz beklentileri üzerinedir. Ama ikinci versiyonda, müşterinin beklentileri kafeteryanın gerçekliğinden daha alçak değil, daha yüksektir: müşteri “süt”ten söz eder, oysa kafeteryanın gerçekliğinde sadece “krema” vardır. O yüzden garson iki versiyonda da bir gerçekçiliği temsil eder, ama ikinci versiyonda hiçbir şeyi savunmuyordur, ve kafeteryada süt olmadığı için içtenlikle “özür dileyebilir”. Garsonun gerçekçiliği müşterinin beklentilerini düşürmeyi amaçladığında yanıtı daha doğaldır.

Şimdi kilit soruyu fıkranın ikinci versiyonu için tekrar edelim: Neden garson ikinci yadsımaya gerek duyar? Neden “sütsüz kahve” getirmez, çünkü sütü yoktur? Neden “süt”ü ikinci bir kez yadsıması gerekir ki müşteri “süt”ün sözünü bile etmesin? “Sütümüz yok” yanıtında yüklü aşırı anlam nedir? İkinci versiyon için cevap birinci versiyondan farklıdır.

Süt kafeteryadaki hizmet niteliğini garantileyen simgesel düzeni temsil ettiğine göre, garsonun “sütümüz yok” yanıtı “büyük Öteki yoktur” anlamına gelir. “Süt’ün hayalini bile kurmamalısın, çünkü imkânsızdır, Süt yoktur, sadece krema vardır” demek ister. Küçük öteki krema yine arzunun nesne-sebebidir, ama bu sefer bir nesne olarak olumlanarak kabul edilir, gerçi bir kaygı nesnesidir. Son söz “size kremasız bir kahve getirebilirim!” bu nesneyi harfiyen yadsıyarak, rahatsız edici karakterini kabul eder. Eğer müşteri bu versiyonda “Evet lütfen” derse küçük öteki’nin sebepselliğini kabullenmiş olacaktır.

İki versiyonda da, garsonun yanıtı müşteriyi gerçekçi olmaya zorlar. Ama ilk versiyonda simgesel düzene ait bir gerçekçilik sergilenirken, ikinci versiyonda Gerçek’e ait bir gerçekçilik gösterilir.

Fıkranın iki versiyonundan hangisi sizce daha komik? Bence ilki daha komik çünkü simgesel düzenin gülünç bir savunusu. Ama garsonun yanıtı daha incelikli olduğu için ikinciyi de daha komik bulabilirsiniz.

Hangisinin daha komik olduğunu seçmek için bir anket:

https://www.facebook.com/groups/Zatss/permalink/1159944820819739/

(English)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

 

2 Comments

Filed under çeviri