Monthly Archives: January 2019

Yeni Medya Çalışmaları IV. Kongre Katılım Çağrısı  

Yeni Medya

ymk-4_banner_300x250px_2 copy

Soğuk Savaş sonrası küreselleşme söylemi refah ve barışın dünyaya egemen olacağı iddiasındaydı. Küreselleşme ile birlikte sınırlar ortadan kalkacak ve devletler arası siyasal anlaşmazlıklar önemlerini yitirecekti. Bu iyimser tabloda, medya ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin siyasal katılım, karşılıklı etkileşim ve kozmopolitanizmi destekleyeceği varsayılıyordu.

Bugün geldiğimiz noktada ‘mutlu küreselleşme’ anlatılarının miadını doldurduğunu görüyoruz. Yaşadığımız büyük gerilemede küresel ölçekte ırkçı, ayrımcı ve otoriter hareketlerin iktidara yürüdüğüne şahit oluyoruz. Kendi coğrafyamızda da durum pek farklı değil. Bu süreçte, dijital teknolojilerin, vaat ettikleri cenneti sunmak bir yana, toplumsal cinsiyet, etnik kimlik, sınıf ve bölgesel eşitsizlikleri pekiştirdiğini ve artırdığını gözlemliyoruz.

Neoliberalizmin hâlihazırda güvencesizleştirdiği emek süreçleri, üretim sürecinde kullanımı giderek artan robotların ve yapay zekanın tehdidi altında. Yine dijital teknolojilerin, yankı odalarını dijital ortamda yeniden üreterek ve seçmenleri manipüle ederek demokratik süreçleri ne denli zayıflattığını 2016 ABD seçimleri ve Cambridge Analytica örneklerinde görmüş olduk. Sosyal medya platformlarını sorgulamadan kullanan bireylerin algoritmaların yarattığı yankı odalarından çıkabilme olanakları araştırılmalıdır…

View original post 348 more words

Leave a comment

Filed under şey

Bir Çayın Çaylığında Dört Söylem — Işık Barış Fidaner

download

Žižek’ten bildiğimiz gibi, özne ($), imleyenler zinciri (S2) karşısında Esas-İmleyen (S1) ile temsil edilir ve objet petit a bu imleme işleminin kalanıdır. Lacan’ın dört söylemi bu dört terim etrafında döner. Şimdi bu terimleri basit bir örnekle açıklayalım: bir çayın çaylığı.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Firar hatları — Gilles Deleuze, Félix Guattari

Katmanlaşıp –örgütlenip, imlenip, özneleşip– kalmak, olabilecek en kötü şey değildir; olabilecek en kötü şey katmanları çıldırmış yahut intiharvarî çöküşe sürüklemenizdir, bu da onları iyice ağırlaştırıp üzerimize çöktürür. Şöyle yapılmalıdır: Kendinizi bir katmana yerleştiriniz, sunduğu fırsatlarla deney yapınız, üzerinde avantajlı bir yer bulunuz, olası yersizleştirme hareketlerini ve mümkün firar hatlarını bulunuz, onları tecrübe ediniz, orada burada akış bağlaçları üretiniz, yoğunluk süremlerini bölüt bölüt deneyiniz, her seferinde küçük bir toprak parçası edininiz. Firar hatlarının özgürleştirilmesi, katmanlarla özenli bir ilişki içinde başarılır, bağlanmış akışların geçip firar etmesine sebep olunur, organsız beden için sürekli yoğunluklar öne çıkarılır. Bağla, devam et: bir “şema”, gene imleyip özneleştiren programlar değil.

Bin Yayla’dan alıntı. Sayfa 161. İngilizce çevirisinden çeviren: Işık Barış Fidaner, Banu Barış

Leave a comment

Filed under çeviri