Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem

Postmodern yabancılaşma modelinin [1] penceresinden bakıldığında Zizekçi-Lacancı dört söylem neye benzer? Terimleri eşleştirelim:

S1 => Yetki

Özneyi temsil eden Esas-İmleyen S1, bir yetkilenmenin ifadesidir.

S2 => Sistem

Özne S2 (bilgi, imleyenler zinciri) için temsil edilir. S1 yetkisine kaynaklık eden sistem, S2‘dir.

$ => İrade

Özne ($), S1 yetkisinin dayandığı iradedir.

a => Beden

Öznenin irade olarak kaynaklık ettiği beden, a’dır. S1 yetkisi ile eşleşen beden, a’dır. S2 sistemine dayanan beden, a’dır.

Bu eşleşmeler yapıldığında Lacan’ın “kapitalist söylem” olarak adlandırdığı dörtlü çapraz yapı, yetki-beden-irade-sistem’in oluşturduğu dörtgen ile birebir örtüşür. Aynı dörtgenin baş aşağı çevrilmiş hali gibidir:

Screenshot from 2019-02-01 16-34-24

Soldaki şema Incontinence of the Void kitabından alındı.

Yaptığımız eşleşmelere dayanarak dört söylemi yeniden inşa edelim:

Efendi söylemi

İradeye dayanan yetki, sisteme yönelerek beden üretir. Bu aynı zamanda “bir imleyen özneyi diğer imleyen için temsil eder” denen olaydır. Bedenlenme, öznel iradenin yetki tarafından temsil edilmesinden geriye kalan a nesnesine dayanır. Bedenlenme, yetkilenmenin öbür yüzüdür, yetki kullanımının sonucudur. Konuşma işi, yetki kullanımının temel örneğidir. Yetkilinin konuşması, bedenlenme işlemini tetikler. Söz, konu ettiği bedenleri bir anlamda yaratır. Efendi söylemi bedenlenme ile sonuçlanır. Beden, onu üreten yetkinin “hizmetinde” sayılır, çünkü beden yetkiye kaynaklık eden sisteme dayanır. Öznel irade, Efendi söyleminin sabit noktası ve dayanağıdır, tetiklenen bedenlenişe kaynaklık eder. Efendi söyleminde Lüzum terimleri (yetki, sistem) baskındır ama esas işlem Keyfiyet terimleri (beden, irade) üzerinde gerçekleşir.

Histerik söylem

Bedene kaynaklık eden irade, yetkiye yönelerek sistem üretir. Bu söylemde artık öznel irade yetkiyle temsil edilmez, yetkiyi karşısına alır ve sorgular. Histerik söylem, yetkilenmeyi sorgulayarak sistemleşmeyi tetikler. Histerik söylemin sabit noktası, bedendir. Kaynaklık ettiği bedeni sabit tutan irade, yetkilenme üzerinden, o bedene dayanak sağlayacak bir sistemleşmeyi yaratır. Sistemleşmeyi tetiklediği için “yeni bilgi üreten” tek söylem budur, deriz. Histerik söylem, Keyfiyetten Lüzum üretir.

Üniversite söylemi

Yetkiye kaynaklık eden sistem, bedene yönelerek irade üretir. Histerik söylemin simetrik karşıtı olan Üniversite söyleminde, beden yerine yetki sabit tutularak sistem yerine irade üretilir. Sabit tutulan yetkiyi besleyecek öznel bir iradeleşme tetiklenir. Sistemin bedene yönelmesi, üniversitenin öğrenciye yönelmesidir. Kendi öznesini üreten bir bürokrasi de buna örnektir. Üniversite söylemi, Lüzumdan Keyfiyet üretir.

Analist söylemi

Sisteme dayanan beden, iradeye yönelerek yetki üretir. Efendi söyleminin simetrik karşıtı olan Analist söyleminde irade yerine sistem sabit tutulur, bedenlenme yerine yetkilenme tetiklenir. (Dikkat edin, sapkınlıkta da beden yetki üretir. Zizek’in belirttiği gibi [2] Analist söylemi ile sapkınlık formülü birbiriyle aynıdır. Aralarındaki fark, objet petit a’nın (yani “beden”in) iki ayrı anlamına bağlıdır: düşlemsel tuzak/perde ya da bu tuzağın perdelediği boşluk.) Analist söyleminde beden, arzuyu kışkırtan bir boşluktur. Analist söyleminde Keyfiyet terimleri (beden, irade) baskındır ama esas işlem Lüzum terimleri (yetki, sistem) üzerinde gerçekleşir.

[1] https://yersizseyler.wordpress.com/2013/03/25/postmodern-yabancilasma-modeli-2/

[2] http://theoryleaks.org/text/articles/slavoj-zizek/the-structure-of-domination-today-a-lacanian-view/

IBF

1 Comment

Filed under şey

One response to “Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem

  1. Pingback: Harfiyet — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER