Lüzum ve Keyfiyet — Işık Barış Fidaner

Žižek Lacan’ın üstben buyruğu “Keyif al!”dan sıklıkla söz eder, ama hiçbir zaman ondaki paradoksu çözmez. “Keyif al!” paradoksal bir buyruktur çünkü keyif tanımı gereği amaçsızdır ama üstben buyruğu ona bir lüzum (mecburiyet, görev) biçimi verir, amaçlılığın biçimini verir. Eğer Žižek’in dediği gibi keyif psikanalizin tanıdığı tek töz ise, o zaman bu lüzum nereden gelir? Bu lüzum nedir ve keyf(iyet)imizi nasıl örgütler?

1. Lüzum keyfiyeti nasıl örgütler?

Lacan’ın cinsiyetlenme formüllerini takip ederek keyfiyetin eril örgütlenme yolu ile dişil örgütlenme yolunu ayırt edebiliriz.

Keyfiyetin eril örgütlenme yolunda, lüzum keyfiyeti evrenselleştirir: Tikel bir keyfiyet Lüzum olarak koyutlanır ve “salt keyfiyet” onu sağlayan istisna olur. Keyfiyetin eril örgütlenmesinin öne çıkan bir örneği bir işte çalışmadır: İşçi kendi tikel keyfiyetinin İş Lüzumu’na hizmet ettiği çalışma saatleri boyunca o işte çalışır; işin evrensel kural ve mecburiyetini sağlayan bir istisna olarak kendi “boş zaman”ının keyfini çıkarır.

Üstben buyruğunun eril yorumuna göre keyfiyet iki anlamda lüzum biçimi alır: (1) tikel bir keyfiyet evrenselleştirilir ve Lüzum biçimini alır, (2) istisnai “salt keyfiyet” lüzumun bu evrenselleşmesini destekler ve sağlar. Evrenselleşen (iş) keyfiyeti doğrudan “Lüzum” olarak koyutlanır ve istisnai (iş dışı) “salt keyfiyet” bu lüzumu sağlar.

Keyfiyetin dişil örgütlenme yolunda, istisna da yoktur kural da yoktur. Büyük harflerle “Lüzum”un evrenselleşmesi yerine küçük harflerle “lazım” şeyler, lüzumlar çokluğu vardır. Çok sayıda lüzum istisnasız olarak keyfiyet alanını kaplar, ama hiçbir zaman evrenselleştirilemezler. Başka bir deyişle, hiçbir tikel keyfiyet “Lüzum” olarak alana egemen olup diğer keyfiyetleri kendine tabi kılamaz.

İş ilişkilerinin post-endüstriyel güvencesiz esnekleştirilmesi keyfiyetin dişil örgütlenmesine örnektir. Nitekim, bu güvencesiz esnekleşmenin nihai örneği ev işinde bulunur. “İş Lüzumu” parçalanıp lüzumlar çokluğuna dönüştüğü zaman, (sermayeyi temsil eden) işveren de işçinin temel haklarına riayet etme “Lüzum”undan kurtulur.

Üstben buyruğunun dişil yorumuna göre, keyfiyet kelime anlamıyla ve tek bir anlamda lüzum biçimi alır: Keyfiyet hiçbir zaman ikincil “salt keyfiyet” statüsüne düşmez, her zaman bir lüzum, bir görev ve mecburiyet olarak yaşanır. Tanrı yokken (Žižek’e göre) herşeyin yasaklanması gibi, Evrensel Mecburiyet olmadığında herşey bir başka mecburiyete dönüşür.

Bu cinsel ayrıma dayanarak Proletarya ve Prekarya’nın işçi sınıfının sırasıyla eril ve dişil versiyonları olduğunu söyleyebiliriz.

2. Bu lüzum nedir?

Şimdi mühim soruyu soralım: Keyfiyeti örgütleyen bu lüzum nedir? Nereden gelir? Daha doğrudan sorarsak, hayatlarımıza şekil veren nihai lüzum nedir? “Ölüm” diyebilirdim, ama daha uygun bir yanıt “simgesel iğdiş”tir.

Şimdi keyfiyetin eril ve dişil örgütlenme yolları arasındaki farkı daha net görebiliriz. Bir “adam” simgesel iğdişini evrensel bir kamusal görev olarak koyutlar, ve keyfiyetine istisnai bir statü verir (bu da çoğu zaman istisnai bir kadın düşlemi içerir). Bir “kadın” ise kendi simgesel iğdişi ile keyfiyetinin tamamını kaplar, keyfiyetinin dışında bir iğdiş koyutlamaz. Elbette keyfiyetini örgütleme yolu bakımından bir adam “kadın” olabilir ya da bir kadın “adam” olabilir.

(English)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

3 Comments

Filed under şey