Monthly Archives: October 2019

Slavoj Zizek: Avrupalı solcular Kürtleri ABD’ye bel bağladı diye reddediyor. Bu mide bulandırıcı bir ihanet.

Dünyadan Çeviri

Geçtiğimiz on yıllarda, Kürtlerin kendi komünal yaşamlarını örgütleme kapasitesi neredeyse ideal deney koşullarında sınandı: etraflarındaki devletlerin çatışmaları dışında özgürce nefes alacak bir alan bulur bulmaz tüm dünyayı şaşırttılar.

Yüz yıldan fazla zaman önce, Karl May, Alman kahraman Kara Ben Nemsi’nin maceraları hakkında bir çoksatar yazdı: Through Wild Kurdistan. Hemen popüler olan bu kitap, orta Avrupa’da şöyle bir Kürdistan algısı yarattı: acımasız aşiret savaşlarının, nahifçe mertliğin ve mizah duygusunun ama aynı zamanda da batıl itikatların, ihanetin ve hiç bitmeyen zalim savaşların olduğu bir yer. Avrupa medeniyetindeki barbar Öteki’nin neredeyse bir karikatürü gibiydi bu algı.


View original post 688 more words

Leave a comment

Filed under şey

Greta Thunberg bir dahi değil – o bir havari — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 4 Ekim 2019 — spectator.us
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Greta Thunberg son aylarda değişti; artık “kral çıplak” diyen naif ve masum kız değil, şimdi gülümseyen-saldırgan sivri dilli bir iblis. Ama basit ve tekrar eden mesajı aynı kaldı. Burada Kierkegaard’ın harika kısa metni “Deha ile Havari Arasındaki Fark Üzerine” anımsanmalı; oradaki tanımlamaya göre dahi “kendi içinde kendinden fazla” olan şeye, kendi ruhani cevherine ifade verebilen bireydir, havari ise “kendi içinde” önemsizdir: havari, kendini aşan kişisel olmayan bir hakikate tanıklık etmeye hayatını adayan kişinin formel işlevidir. O (Tanrı’nın lütfuyla) seçilmiş bir elçidir: Onu bu rolde vasıflı kılan hiçbir içsel özelliğe sahip değildir.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Biyolojik Cinsiyet Var mı Diyen Twitter Kullanıcısı Adama Açık Mektup — Jonah Mix

Jonah Mix
19 Nisan 2019
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Düzelti: Serap Güneş

Bir tren istasyonunda durduğunuzu hayal edin.

Karşı taraftan birinin raylara adım attığını görüyorsunuz. Dikkati dağılmış, başka bir yoldan gidemeyecek kadar meşgul, nereye gittiğini fark edemeyecek kadar telefonuna gömülmüş. Başınızı öbür yana çeviriyor ve trenin raylara çıkan adama hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız?

Cevap ortada umarım. Çığlık atarsınız. Bağırırsınız. Kollarınızı sallayıp olay çıkarırsınız. Yine de fark etmezse, telefonundan başını yine de kaldırmazsa, aşağı sıçrar ve adamı o rayların dışına kendiniz itersiniz. Belki gerçekte o kadar cesur değilsiniz. Ben o kadar cesur olduğumdan emin değilim. Ama en azından bunu yapacağınızı umarsınız, değil mi?

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri