Fol Melankoliden Kurtulmak: Kabuktaki Hayalet — Işık Barış Fidaner

(Metinde spoiler’lar var, o yüzden okumadan önce filmi izlemeniz iyi olur)

Not: Fol kelimesi false kelimesinin karşılığıdır. Bkz. “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell, 2017) son yazdığım metinlerde tartıştığım birçok felsefî kavramı ele alan bir bilimkurgu filmi. Major Mira Killian adındaki bir siborg kadının öyküsünü anlatıyor. Major’ın biyolojik beynini Hanka Robotics sibernetik bir bedene yerleştirmiştir. Unvanının belirttiği “majör” askerî-politik amaçlar için hem yetkilendirilmiş hem de inşa edilmiştir. Ama bu unvanın anlamı film içinde değişir: Öyküde Major bir tür yetkilendirmeden bir başka tür yetkilendirmeye geçiş yapar.

Merkezî kavramları çerçevelemek adına hatırlayalım: “irade yetkilenmenin zeminidir” ve “sistem bedenlenmenin zeminidir” [1]. Filmin adındaki “hayalet” ve “kabuk” kelimeleri, sırasıyla, bileşimi ile Major’ı oluşturan “irade” ve “sistem”e karşılık gelir. Yetkilenmesi “irade”sine dair bir muamma uyandırır. Major’ın iradesi (hayaleti) meselesi, onu bir “silah” ve şirketinin geleceği sayarak iradesini inkâr eden (Hanka Robotics’ten) Bay Cutter ile onun kendi “biricikliğini” (hayaletini) erdem sayarak huzur bulmasını isteyen Bay Aramaki arasındaki çatışmaya asılıdır. Öte yandan, sibernetik bedenlenmesini destekleyen “sistem” onun bedenini geliştirebilmekte ve tamir edebilmektedir. Bu sistem aynı zamanda onu yetkilendiren örgüte bağlıdır; başlangıçta Bay Cutter ve Bay Aramaki bu örgütün yönetimini paylaşırlar.

Önemli dönüm noktası, Major’ın şunu keşfetmesidir: Zihnindeki hatıra parçaları ve batan bir mülteci botunda anne-babasını kaybettiği bilgisi foldur ve teröristlerle mücadelesinde ona motivasyon olsun diye sunî olarak zihnine yerleştirilmiştir. Dikkat edin, keşfettiği “folluk” aynı anda iki şeyi birden belirtir: (1) Hatıralar olgusal olarak foldur, yanlıştır. (2) Hatıralar onu motive etsin diye sunî olarak yerleştirilmiştir. Onu motive etmeye dönük (süperego benzeri) dışsal niyet, onun için öznel anlamda “fol” olduğundan, hakikati bulmak için, Bay Aramaki’nin ona önerdiği gibi, kendi içsel hayaletine dayanmaya karar verir. Böylece Bay Cutter’ın düşündüğü gibi bir “silah” olmaktan çıkar ve bir tehlikeye dönüşür: “Onun hayaleti işimizi bozdu. Onu denetleyemiyoruz. Artık o işe yarar bir mal değil.” Bu noktada Major, Hanka Robotics ile yetkilenmekten çıkar ve kendini-yetkilendiren bir hâle geçiş yapar.

Major’ın dışsal yetkilenmeden kendini-yetkilendirmeye dönüşüm noktası, fetişten semptoma geçiştir. [2] Major, Bay Cutter’ın elinde bir silah, işe yarar bir mal olmaktan çıkar, Hanka Robotics’in onu bedenlendirmesi ile doğrudan yetkilendirilmiş bir fetiş olmaktan çıkar ve kendi arzusunun, kendi iradesinin, kendi hayaletinin semptomunu bedenlendirmeye başlar, böylece kendi yetkilenmesini kendi bedenlenmesinden ayırır.

Başlangıçta, “inşa edildiği” amaca hizmet ederken, Major, mülteci anne-babasını batan botta kaybettiğini kendi zihninde sahneliyordu. Başka bir deyişle, bir melankolikti ve bunun farkında değildi. [3] Hayaleti sunî bir melankoli içine hapsedilmişti. Sahnelenen kayıp dışarıdan yerleştirilmişti. Bilinçdışı zihin, aynı bu sahnelenen kayba benzer, ama dışsal bir failin gelip yerleştirmesi gerekmeden, kendi kendine yabancı olur.

Major hatıralarının folluğunu nasıl keşfeder? Bildiği varsayılan bir özne yoluyla, bir analist figürü yoluyla: Kuze, Major’ın üretiminden önce “sonlandırılan” deneysel bir siborgdur. Kuze’nin bedenlenmesindeki resmen inkâr edilen başarısızlık, Major’ın melankolisinin folluğu hakkında gerçek bir delil hizmeti görür. Major artık Hanka Robotics’in yaptığı gibi Kuze’nin başarısızlığını inkâr edemez, ve bu onu kendine dair hakikate götürür. Bu onun yas işidir: melankolisinin sahnelenmiş kaybını kaybeder ve kapsayarak aşar. Fakat, Major’ın hakikati bir analizanın bilinçdışı hakikatine benzemez, çünkü Ouelet (Hanka Robotics’in muhalif bir çalışanı) “hakikat”i ona bir nesne (bir bellek kartı) hâlinde verir.

Major’ın kendi hakikatini Kuze ile kaçaklar olarak “birbirlerinden başka hiçbir şeyleri olmadan” sığındıkları bir yerde bulması önemlidir. Bir semptom tezahür ederek bütün fetişleri düşürdüğünde, “hiçbir şey” kalmaz, sadece kaçakların birbirlerini tanıması kalır. Başka bir deyişle, yetkilenme ile bedenlenme birbirine karışmadan ayrı ayrı tanındığı zaman, kesişimleri boş kümedir. Bu, “zincirlerinden başka hiçbir şeyi olmayan” Marxçı proleter konuma yakındır, ve Žižek’in boşluğa sahici sadakat dediği şeye yakındır. [4] Bu “gerçek yas”, mezar gibi kaybı anılaştıran bir “simgesel yas” olmadığından, Major (gerçek adı Motoko) gerçek annesine şöyle der: “Artık buraya gelmen gerekmez” (Motoko’nun mezarına). [5]

Kabuktaki Hayalet gerçek yas hakkında bir filmdir, ama öyküdeki birkaç noktaya dikkat çekmek gerekir. Birincisi, melankolide sahnelenen kaybın dış müdahaleye dayanması gerekmez: Bir özne, bir kökenin kaybını kendi başına bilinçdışında kusursuzca sahneleyebilir. Yani burada bilinçdışının mekanik yanı “Hanka Robotics”e paranoyakça yansıtılmıştır. İkincisi, bir öznenin hakikati bir bellek kartında içerilen bir veri-bilgi biçiminde verilemez. Esas önemli olan değiştokuş edilen nesnelerin simgesel değeridir. Buna göre Babanın-Adı’nın yetkilendirme işlevi biyolojik babadan ayrıktır. Üçüncüsü, hayalet aslında kabuktan bağımsız değildir, yani irade ve sistem ilişkilidir (yetkilenme ve bedenlenme yoluyla). Filme bilimkurgu çekiciliğini veren abartılı siborg teknolojisi vurgusu, irade ve sistem arasındaki bu (bilinçdışı) ilişkinin ve bağlılığın inkâr edilmesidir. Dördüncüsü filmin sonunda “başbakan”ın müdahalesiyle Major’ın yeniden yetkilendirilmesidir; bu olay devletin sermaye (Hanka Robotics) karşısındaki zaferine işaret eder. Son sahnede Bay Aramaki harfiyen Major’ın “hedeflere angaje olmak” üzere yetkilendirildiğini söyler. Bu olay Major’ın önceki hakikat arayışında geçirdiği yas işine göre bir geri adımdır. Devlet onu yetkilendirdiğinde, fol melankolisinden sıyrılarak daha bile etkili bir “silah” olur. Aydınlanmış proleter kusursuz devlet ajanı olur.

(English)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “The Separation of Authorization (Symbolic Suture) from Embodiment (Real Suture)”

[2] Bkz “Symbolic Authorization of Fetishes and Real Authorization of Symptoms”

[3] Bkz “Every desire is a melancholic desire”

[4] Bkz “Authentic Fidelity is the Drive to Mourn”

[5] Bkz “Symbolic Mourning and Real Mourning, Paranoia and Cynicism”

Terrabayt’ta yayınlandı.

2 Comments

Filed under şey