Monthly Archives: February 2020

Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme — Işık Barış Fidaner

Bir imleyenin telaffuzu (ya da bir eşiğin aşılması) için yetkilenme, geleneksel olarak “efendi”yi “köle”den (Hegel) ayırt eden bir egemenlik mücadelesi (Laclau) ile başarılır. Yetkilenme, aktarım süreci ile yakından ilgilidir. Aktarım süreci, objet a‘nın bedenlenmesi olarak gerçekleşir [1]. Bu sürecin aldığı iki şekil vardır:

Continue reading

11 Comments

Filed under şey

Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması — Işık Barış Fidaner

Bu metinde yetkilenmenin bedenlenmeden ayrılmasına [1] farklı terimlerle ifade veriyorum. Psikanalizde “ayrılma” terimi genelde bebeğin annesinden ayrılmasına (memeden kesme) atıf yapar ama aynı zamanda kişinin sevdiği birinden fizikî ya da psişik ayrılmasına da atıf yapabilir, bu ayrılma (yas süreci ile) öznenin önceden geçirdiği tüm ayrılmaları hatırlatır. Ayrılma bazen öznenin gelişimi için gerekli bir adım ve bir başarı olarak görülür. Lacan ve Žižek bu kelimeye farklı ve soyut bir anlam verir: Ayrılma kişiyi yabancılaşmadan kurtaran özgül bir yoldur. Ben bu kelimeyi yetkilenmenin bedenlenmeden ayrıklığını vurgulamak için kullanıyorum. Klein’dan başlayalım.

Continue reading

20 Comments

Filed under şey

Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması — Işık Barış Fidaner

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak‘ta [Sex and the Failed Absolute] Slavoj Žižek iki dikişi birbirinden ayırır:

“içerisi” (imleyenin uzayı), imletici düzende ondan dışlanan şeyin yerini tutan ek bir öğe [(S1)] ile dikişlenmelidir … ve dışsal gerçekliğin kendisi, orada simgesel sürecin yerini tutan bir öğe (objet a) ile dikişlenmelidir.

Continue reading

11 Comments

Filed under şey

Simgesel Düzen Nelerden Oluşur? — Işık Barış Fidaner

Bu metnin ilk kısmında, simgesel düzeni Žižek’in terimleriyle tarif ediyorum. İkinci kısımda, aynı görüngüyü adlandırmak için kendi terimlerimi öneriyorum.

Continue reading

15 Comments

Filed under şey

Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi — Işık Barış Fidaner

Hiçten Az‘da Žižek’in alıntı yaptığı Mladen Dolar, yetkilenmenin sorgulanmamış desteklerinin ironi ile boşa çıkarılmasından söz eder:

Bir konuşmanın katılımcıları Sokrat ile yüzleştiklerinde, sözleri birdenbire kulağa alıntı ve klişe gibi, ödünç alınmış sesler gibi gelmeye başlar; katılımcılar konuşmalarında onları yetkilendiren şeyin uçurumu ile yüzleşirler, ve yetkilenmenin olağan desteklerine dayanmayı denedikleri anda, yetkilenme başarısız olur. Sanki ironinin duyulmayan bir yankısı onların konuşmasına eşlik eder, bu yankı onların sözlerini ve seslerinin içini boşaltır, ve sesleri ödünç alınmış ve el konulmuş gibi görünür.

Continue reading

21 Comments

Filed under şey

Dekripsiyon ile Deşifreleme — Işık Barış Fidaner

Günümüzde “veri” büyüktür. Ama veri, ona olan erişimin şeyleştirilmesinden ibarettir. Bir yazı tura, ancak neticeler açıkça görülüp ayırt edilebilirse yazı ya da tura gelebilir. Bu, kuantum fiziğinin iyi bilinen garip bir gerçeğidir. Yani neticeye erişilmesini sağlayan “yazı” ve “tura” kavramları o neticenin belirişinde kritik bir rol oynar. Nitekim, bir veri bedenine olan kavramsal erişim, en az o verinin cevheri kadar önemlidir. Birincisi ikincisinin anahtarıdır. İnternet’te dolaşan ağ paketlerinde bu iki şeye sırasıyla “başlık” ve “yük” [“header” and “payload”] denir. Her başlık kendi yükünün kilidini açar. Tüm veri kavramlarca kapsüllenir. Dijitallik nihayetinde kavramsallığa dayanır.

Continue reading

14 Comments

Filed under şey

Kadın tamamsızdır — Jacques Lacan

Erkek, imleyenden başka bir şey değildir. Kadın, erkeği imleyen olarak arar. Erkek ise kadını –burası size tuhaf gelecek– sadece söylem aracılığıyla konumlanan şey olarak arar; çünkü iddiam doğruysa, yani kadın tamamsızsa, kadında söylemden kaçan bir şey vardır her zaman.

Jacques Lacan, Yine/Hâlâ

Not: Paragrafı Murat Erşen’in Metis çevirisinden (sf. 41) alıp kısmen değiştirdim (“bir” tanımlıklarını attım, “imleyen” ve “tamamsız”ı ekledim).

Pas-tout için “tamamsız” çevirisini öneriyorum. İngilizce’de not-all ya da not-whole deniyor. All bir kümenin tamamıdır, whole ise bir şeyin tamamıdır. O yüzden “tamamsız” sözü pas-tout’yu karşılıyor. Žižek ve Zupančič’in söz ettiği ontolojik tamamsızlığı da belirtiyor. Ayrıca eyvallahsız olmak, kimseye eyvallahı olmamak çağrışımı da çok iyi bence.

Işık Barış Fidaner

13 Comments

Filed under çeviri

Siborgum Ama Sıkıntı Yok: Çılgınım Ama Muhafazakârım — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Siborgum Ama Sıkıntı Yok (I’m a Cyborg But That’s OK, 2006) filmi üzerine küçük bir analiz yapacağım. Spoiler olmaması için yazıyı okumadan önce filmi izlemenizi öneririm [1].

Film erkek (Il-soon) ile kadın (Young-goon) arasında cinsel ilişki imkânını mecazî imgelerle ele almış. Psikiyatri hastaları üzerine çizilen “renkli” bir dünyaya yerleştirilmiş mecazî imgeler, cinsel ilişki imkânını yapısal parçalara ayırmakta kullanılmış. Bu parçalara yakından bakıldığında ise genel tablonun ilk bakışta zannedilebileceği kadar çılgınca olmadığı, hatta muhafazakâr kaldığı görülüyor. O yüzden başlıktaki “Sıkıntı yok!” ifadesi filme epey yakışmış.

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman — Işık Barış Fidaner

Bilinç ile bilinçdışı arasındaki psikanalitik ayrımı dikkate alarak iki tür angajmanı birbirinden ayırt etmeliyiz. [1] Bu metinde bunu yapacağım.

Continue reading

7 Comments

Filed under şey

Yeni araştırmaya göre örümceğin ağı zihninin parçası — Bryan Nelson

12 Şubat 2020

spiderweb.jpg.653x0_q80_crop-smart

Bir yaratığın bedeni ‘dışındaki’ yapılar onun bilişsel aygıtının parçası olabilir mi? (Fotoğraf: Stephencdickson [CC 4.0 License]/Wiki Commons)

Örümcekler çoğu zaman bizim en uç savaş-ya-da-sıvış tepkilerimizi tetikler. Örümcek görünce kimisi bağırır, kimisi ezer. Daha iyi kalpli olanlarımız bile çoğu zaman örümceği yakalayıp tercihen evden uzak bir yere salmaya gerek duyarlar.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri