Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması — Işık Barış Fidaner

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak‘ta [Sex and the Failed Absolute] Slavoj Žižek iki dikişi birbirinden ayırır:

“içerisi” (imleyenin uzayı), imleyici düzende ondan dışlanan şeyin yerini tutan ek bir öğe [(S1)] ile dikişlenmelidir … ve dışsal gerçekliğin kendisi, orada simgesel sürecin yerini tutan bir öğe (objet a) ile dikişlenmelidir.

Gelin bu iki dikişe simgesel dikiş (S1) ve gerçek dikiş (objet a) diyelim. Žižek gerçek dikişi şöyle tarif eder:

özün kendisi ancak göründüğü ölçüde öz olur, “sıradan” görüntülerden ayırt edilen öz olarak görünmelidir; yani görüntüler çeperinde, özün kendisi, görüntülerin ötesini temsil eden bir görüntü olarak görünmelidir.

Bu işleme (gerçek dikişe) bedenlenme diyorum. Her gerçek bedenin görünüşünde bedenlenen şey, nihayetinde objet petit a‘nın özüdür, yani bir şeyin “beden”inden söz ettiğimizde, ister istemez onun objet petit a‘ya beden verdiğini imletiriz; dolayısıyla, ismini hak eden her “beden”, gerçek dikiş yeridir.

Simgesel dikişe gelirsek, Žižek onu şöyle tarif ediyor:

öz görünür çünkü kendi içinde tamamsız/bozulmuştur, yani görünen şey özün kabına sığmayıp onu aşan iç zenginliği değildir; görüntü daha ziyade özün kendisinde bastırılmış olanın geri dönüşüdür.

Bu işleme (simgesel dikişe) yetkilenme diyorum. Laclau’nun kuramını izlersek, her geçerli Esas-İmleyen özsel bir egemenlik mücadelesinin sonucudur: Tikel taraflar konuşmak için, simgeleştirmek için ve kendi “evrensel” S1‘lerini dayatmak için kendilerini yetkilendirmeye çabalarlar. O yüzden ismini hak eden her “yetki”, simgesel dikiş yeridir.

Şimdi, bu iki dikiş birlikte ya da ayrı ayrı gerçekleşebilir. İki dikiş birlikte gerçekleştiğinde, objet a S1‘e eklenir ve buna yabancılaşma denir: Özne simgesel düzene göre yabancılaşır. Ayrı ayrı gerçekleştiklerinde S1 objet a‘dan soyulmuştur ve buna ayrılma denir: Simgesel düzen kendi kendisine yabancılaşmıştır. Žižek’in sözleriyle:

Esas-İmleyen’de objet a imleyici işlevle birleşmiştir, objet a Esas-İmleyen’e halesini veren gizemli je ne sais quoi‘dır (nedir bilinmez‘dir); objet a imleyici uzaydan çıkarıldığında, yani S1 ve objet a birbirinden ayrıldığında ise, S1, S(/A)’ya dönüşür – bu ayrılma yoluyla, S1 bütün acınası iktidarsızlığı ile, eksikliğin salt dolgusu olarak görünür.

Bizim terimlerimizle, ya yetkilenme ile bedenlenme tek bir bileşik “yetki-beden” varlığında (mesela kral gibi) gerçekleşir, ya da ayrı ayrı gerçekleşerek yetki ile bedeni ayrı ayrı üretir (Hegelci kralda olduğu gibi). Žižek yetkilenme ile bedenlenmenin ayrılmasını şöyle tarif eder: “Kralın büyüleyici gücü S1 ile a arasındaki farkı örtmesinden gelir. Hegel bunları ayırır ve bir yanda S1‘in totolojik şaşkınlık içinde içeriksiz boş bir ad olduğunu, öte yanda kralın fizikî biçiminin ada eklenen bir çöpten ibaret olduğunu bize gösterir.” (En Yüce Histerik [The Most Sublime Hysteric])

Yetkilenme sürecinin aslî önkoşulu, simgesel dikişin ürettiği yetkinin temsil edeceği “irade”dir. Lacan’ın terimleriyle, “S1 $’yi S2 için temsil eder”. “İrade” kelimesi kurulmuş bir egemenliğin kalbindeki olumsallık ve kırılganlığı adlandırır, yani ismini hak eden her “irade”, üstü çizili özne olan $’ye atıf yapar.

Bedenlenme sürecinin aslî önkoşulu, gerçek dikişin ürettiği bedeni destekleyen “sistem”dir. “Sistem” kelimesi, bedenlenme olayının altında yatan ve onu destekleyen simgesel bilgiyi adlandırır, yani ismini hak eden her “sistem”, sıradan imleyenler zinciri S2‘ye atıf yapar [1].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

1. “Yetki, beden, irade, sistem” terimlerinin ilk çıkışı için bkz “Postmodern Yabancılaşma Modeli”. Lacancı terimlerle bağlantısı için bkz “Simgesel Düzen Nelerden Oluşur?”

Alıntıları kendim Türkçeleştirdim.

8 Comments

Filed under şey