Ahlak Bombasını Reddetmek ve Etkisiz Hale Getirmek — Işık Barış Fidaner

defuse

James Bond Goldfinger’ın bombasını etkisiz hale getirir

Ego, statik bir varlık değil, dinamik bir süreçtir, ama nasıl? Žižek’in ahlak ile etik ayrımında, Ego ahlak tarafındadır:

Ahlak, diğer insanlarla ilişkilerimdeki simetriyle ilgilidir; temel kuralı “sana yapmamı istemediğin şeyi sen de bana yapma”dır. (Hiçten Az)

Ahlak dinamiğindeki “simetri”, bir pozitif geribesleme döngüsüne atıf yapar: Ego, ötekinde karşılaştığı normalleştirmeyi normalleştirir. Ego’nun “sağ-duyu” denilen bu ahlak dinamiği, aslında kör ve patlayıcı bir normalleştirme tekrarlamasıdır.

Normalleştirmenin öbür yanı, anormal olandır. Bu ikisi eşdeğerdir, aynı şeyin iki yanıdır. Ama anormal olan, normal olanın basit bir inkârı değildir. Kendisiyle bağdaşması için, anormal olan, normalliğin (nesnel) inkârını (öznel olarak) inkâr etmelidir. Yoksa normal olana indirgenir. Anormallik, o hâlde, kendi kendisine atıfla “inkârın inkârı” olarak tanımlanmalıdır.

Demek ki, normal olanın patlayıcı dinamiği, öbür yanındaki anormal olana yansıtılır: Normalleştirmeyi normalleştirmek, inkârın inkârına eşdeğerdir. Bu formül sınırsızca genişletilebilir: Normalleştirmeyi normalleştirmeyi normalleştirmek, inkârın inkârının inkârına eşdeğerdir, vb. Bu çoğullaşmayı Efendi söylemi başlatır, Üniversite söylemi sınırsızca genişletir.

Bu sonsuz “… inkârının inkârının inkârı” dizisi (yani … normalleştirmeyi normalleştirmeyi normalleştirmek olan ahlak bombasının sapkınlaşmış öbür yanı) aslında iğdişin inkârından ibarettir. Bu kavram “yadsınmanın yadsınması” ile karıştırılmamalıdır. Yadsınmanın yadsınması, tam da o kısır döngüyü kıran müdahaledir, kör pozitif geribesleme döngüsünün olumsuzluğunu iptal eden negatif geribeslemedir.

Ego ötekini ahlaklaştırdığı zaman, Ego normallikle (normalleştirmeyi normalleştirmekle) özdeşleşir, anormalliği (inkârın inkârını) ise ötekinin üzerine yansıtır. Özne bu şekilde bilinçli ile bilinçdışı yanlara bölünür. Aynı bölünme, “işe yarar” olanı “işe yaramaz” olandan ayırır [1].

Eğer, öteki, Ego’ya hizmet etmek için iğdişin inkârını kendi üzerine alırsa, ahlak bombasının sapkınlaşmış öbür yanına dönüşür (Kant’ın öbür yanı Sade gibi olur). İğdişin inkârı “keyfiyete giden yol”u açar. Bu fol özgürlük hayali aslında keyfiyet kaybı ile müsamahakârlığın mündemiç çıkmazına yol açar.

Negatif bir geribesleme yayarak ahlak bombasını reddetmek ve(ya) etkisiz hale getirmek de mümkündür. Bu, arzunun (ahlakdışı olsa da) etik yoludur. Lacan: “İğdiş şu demektir: Keyfiyet reddedilmelidir ki arzu Kanununun ters merdiveninde ona ulaşılabilsin.” (Yazılar [Écrits])

İşte bu yüzden Žižek ahlakın ötesindeki etiği arzu cinsinden tanımlar:

Etik, [ahlakın] aksine, kendimle ilişkim ve kendimle bağdaşımım ile, kendi arzuma olan sadakatim ile uğraşır. (Hiçten Az)

Esas-İmleyenin histerik sorgulanması, ahlak bombasını reddeder [refuse], fallik imleyenin basit yadsınmasıdır. Reformist bir çözümdür: Efendi’nin kendisini yeniledikten sonra daha sağlam bir sapkınlıkla geri dönmesine yardım edebilir. Kapitalizm, başına gelen krizlerin ve eleştirilerin böyle hakkından gelir. Yani böyle bir sorgulama, bombayı yeniden fitilleyebilir [re-fuse].

Devrimci çözüm, ahlak bombasını hakikaten etkisiz hale getiren [defuse] yadsınmanın yadsınması ile başarılır: Analist, bombanın olumsuzluğunu kısmî ve taraflı (“angaje” diye okuyunuz) bir şekilde iptal eden bir “sol-duyu” ile müdahale eder.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Uzamsal ile Bileşimsel” ve “Dekripsiyon ile Deşifreleme”

4 Comments

Filed under şey