İki yokluk ve bir ayrılma: Tanrı-Doğa’dan irade-sistem’e — Işık Barış Fidaner

Gerçeği Sorgulamak‘ta [Interrogating the Real] Žižek modern özneyi Yazgı ve Tanrı’nın çifte kaybı yoluyla tanımlar:

kahramanın simgesel koordinatlarını önceden belirleyen tözsel bir Yazgı yoktur, patetik kahramanca feda jestiyle üstlenmeleri gereken bir suçluluk yoktur. ‘Tanrı ölmüştür’, öznenin kendi varlığının çekirdeğini feda etmeye hazır olduğu tözsel Evrensel, boş bir biçimdir, tözsel içerikten yoksun gülünç bir ritüeldir, buna rağmen özneyi rehin almıştır.

Yine aynı kitapta, Žižek kamusal Efendi’nin arkasındaki gizli Efendi mefhumunu tarif eder:

esas İktidar komplosu komplo mefhumunun kendisindedir, ‘ipleri oynatarak’ fiilen gösteriyi yöneten gizemli bir Fail mefhumundadır, yani görünür kamusal İktidar’ın arkasında bir başka ayıpçıl, görünmez, ‘çılgın’ bir iktidar yapısı olduğu mefhumundadır. Bu başka, gizli Kanun, Lacancı anlamda ‘Öteki’nin Öteki’si’ rolünü oynar, büyük Öteki’nin (toplumsal hayatı düzenleyen simgesel düzenin) tutarlılığının üst-güvencesi rolünü oynar. ‘Komplo teorisi’, büyük Öteki’nin alanının tutarsız bir brikolaj olmadığının güvencesini verir: Temel öncülüne göre (elbette bir sahtekâr olan) kamusal Efendi’nin arkasında fiilen herşeyi kontrol altında tutan gizli bir Efendi vardır.

Modern özne için, kamusal Efendi ile gizli Efendi çifti, geri dönülmezcesine kaybettiği diğer çiftin, yani Yazgı ve Tanrı’nın yerine geçmek üzere belirir. Kamusal Efendi’nin arkasında durarak büyük Öteki’sinin tutarlılığını güvence altına alan gizli Efendi gibi, Tanrı, Yazgı’nın (hatta Doğa’nın, çünkü Tanrı Doğa’ya amaç ve anlam verir) arkasında durarak büyük Öteki’sinin tutarlılığını güvence altına alır.

Kısacası, Tanrı (ya da gizli Efendi) Öteki’nin Öteki’sidir, Yazgı (ya da Doğa ya da kamusal Efendi) ise büyük Öteki’dir. Buradaki Tanrı-Doğa ikiliği ancak iki ilişkili yokluğun farkına varılması ile çözümlenebilir: Öteki’nin Öteki’sinin (Tanrı’nın) yokluğu ile büyük Öteki’nin (Doğa’nın) yokluğu.

Benim terimlerimle, Doğa saf-mutlak Lüzumdur, Tanrı ise saf-mutlak Keyfiyettir; [1] ve ancak bu iki terimi izafileştirerek çelişkilerini çözebiliriz [2]. Yani bu iki yokluğun farkına varmak için başarılması gereken ikili bir görev vardır:

1. Tanrı’yı Doğa içinde izafileştirmeliyiz, bu da öznel irade fikrini getirir. Sadece tikel öznel iradelerin varolduğunu fark etmeliyiz: Öteki’nin Öteki’si yoktur, kamusal Efendi’nin arkasında ipleri oynatan bir gizli Efendi yoktur (Doğa’nın arkasında Tanrı yoktur).

2. Doğa’yı Tanrı içinde izafileştirmeliyiz, bu da tikel bir sistemin bilgisi fikrini getirir. Sadece tikel sistemler hakkında tikel bilgilerin varolduğunu fark etmeliyiz: Büyük Öteki yoktur, tutarlı bir Toplum yoktur (Yazgı yoktur, Doğa yoktur).

Bu iki görev, iki zemini gerçekleştirir: irade ile sistem, yani özne ile bilgi. Bu iki terim simgesel düzende gerçekleşen iki dikişe zemin olur. İrade yetkilenmenin zeminidir (simgesel dikiş), sistem ise bedenlenmenin zeminidir (gerçek dikiş) [3].

Üçüncü görev iki dikişi birbirinden ayırmaktır. Eğer yetkilenme bedenlenme ile birbirine karışırsa, sonuçta çıkan simgesel düzende yabancılaşırız, bedenlenmiş bir fetişe dayanırız. Eğer yetkilenme bedenlenmeden ayrılırsa, ayrılmayı başarırız ve simgesel düzenin “parça olmayan parçası” olan semptom bedenlenir [4].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Lüzum ve Keyfiyet” ve “Žižek sonrası evren için Tanrı ve Doğa’yı yeniden tanımlamak”

[2] Bkz “Classical Physics of God and Nature”

[3] Bkz “Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması”

[4] Bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme” (ayrıca bkz “Simgesel Düzen Nelerden Oluşur?”)

6 Comments

Filed under şey