Çaba, angaje emek-gücüdür — Işık Barış Fidaner

Emek-gücü gerçek dünyada varolmayan görcül bir soyutlamadır. Somut olarak varolan, angaje emek-gücüdür; başka bir deyişle, çabadır. Emek-gücü, angajmanını kaybettiğinde “buharlaşır” (Marx), bir zamanların büyük Sovyetler Birliği gibi.

Çaba, angaje emek-gücüdür. Çabayı angaje eden, bir yetkidir: Yetkilenme, çabanın işe yararlığını güvence altına alır. Çabanın angajmanı, böyle bir yetkilenmeye zemin olarak işe yararlığını destekle(me)yebilen bir iradeye beden verir. Çabanın gerçel bedenlenmesi, maddî varoluş yeri olan bedenine işaret eder. Çabanın angajmanını (yeniden) örgütleyen, böyle bir bedenlenmeye zemin olarak varoluşunu destekle(me)yebilen bir sistemdir.

Kapitalizm, “sermaye” adlı yetkinin insanların (işçilerin) çabalarını onlara maaş vererek (yani onlara başka insanların çabalarını angaje etme yetkisinin asgarî bir parçasını vererek) angaje ettiği sistemdir. Sermaye işçilere pazardan bir şeyler satın alma yetkisi verdiği ölçüde onların işine yarar. Ama esas olarak, sermaye kendi kendisinin işine yarar: İşçilerin oluşturduğu bedenin çabaları yoluyla, sermaye değer-fazlası biriktirerek kendi varolan yetkisini yavaş yavaş güçlendirir. Böylece sermaye işçilerin angajmanını bir sistem olarak (yeniden) örgütler, ve bu yüzden ona kapitalizm deriz. Sermayenin yetkisi nihai olarak işçilerin özgür iradesine bağlıdır: “Onlar çalıştığı” sürece “o çalışır”, yani onlar gönüllü olarak “emek-güçlerini sattıkları” ve çabalarını sistem içinde angaje ettikleri sürece. Sonuçta, kapitalist sistemin maddî varoluşu, tamamen, desteklediği ve kendisine angaje ettiği işçilerin bedenlerinden oluşur.

Komünizmde insanların çabalarını angaje eden, komünist partinin yetkisidir. Bu çabaların gerçel bedenlenmesine (işçilerin asgarî angajmanı bakımından) “işçi sınıfı” ya da (komünistlerin azamî angajmanı bakımından) “proletarya” denir. Parti, “üretim araçlarını toplumsallaştırdığı” ölçüde insanların işine yarar, yani ekonomiyi (geleneksel komünizmde pazarsız merkezileşme ile) işlettiği ölçüde. Ama esas olarak, parti kendi kendisinin işine yarar: Komünistlerin çabaları yoluyla, parti keyif-fazlası biriktirerek kendi yetkisini pekiştirir: Esas merkezileştirdiği, insanların libidinal ekonomisidir. Böylece komünist parti işçilerin ve komünistlerin angajmanını bir sistem olarak (yeniden) üretir, ve ona bu yüzden komünizm deriz. Partinin yetkisi nihai olarak işçilerin ve komünistlerin özgür iradesine bağlıdır: “Onlar çalıştığı” sürece “o çalışır”, yani onların çabaları komünist sistem içinde angaje edildiği ölçüde. Sonuçta, komünist sistemin maddî varoluşu, tamamen, desteklediği ve kendisine angaje ettiği işçi ve komünist bedenlerinden oluşur.

Bu basit analiz bir grup insanın çabalarını (yeniden) örgütleyen her sisteme uygulanabilir. “Postmodern Yabancılaşma Modeli” denen bir şemaya dayalıdır. Bu şema analiz edilen her sistem için terimleri aynı kalan bir “gerçek soyutlama” (Sohn-Rethel) sağlar. Bu kavrayışın terimleri Lacan’ın dört söyleminin Žižekçi bir anlayışına dayalıdır: Yetkilenme Esas-İmleyen S1‘in işlevini belirtir, bedenlenme objet a’nın işlevini belirtir, irade üstü çizili özne $’nin işlevini belirtir, sistem ise bilgi S2‘nin işlevini belirtir [2].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Postmodern Yabancılaşma Modeli”

[2] Bkz “Simgesel Düzen Nelerden Oluşur?”

10 Comments

Filed under şey