Koronavirüs ile Brecht — Işık Barış Fidaner

Žižek, İdeolojinin Yüce Nesnesi‘nde Brecht’in dramatik “yabancılaşma” etkisini tarif eder:

Brecht’in 1930’lardaki “öğrenme oyunları”nın temel yordamını hatırlamak gerekir: oyundaki karakter kendi eylemleri üzerine “imkânsız” bir izahat beyan eder. Bir aktör sahneye gelir ve şöyle der: “Ben bir kapitalistim, amacım işçileri sömürmektir. Şimdi işçilerimden birini sömürüyü meşrulaştıran burjuva ideolojinin hakikatine ikna etmeye çalışacağım…” Sonra işçiye yaklaşır ve tam olarak beyan ettiği şeyi yapar.

Brecht tiyatrosunda “yabancılaşma” ya da “mesafelenme” adı verilen bu etki, psikanalizde “yabancılaşma” denilen olayın tam tersidir, “ayrılma” denen şeye daha yakındır; o yüzden bu yordamı “ayrılma etkisi” diye adlandırmak daha uygun olacaktır [1].

Psikanalitik yabancılaşmada beden ile yetki birbirine karıştırılır ve fetişleşme gerçekleşir. Bunun örneği, klasik tiyatrodur: Oyuncu kapitalist bir karaktere beden verdiğinde, kapitalist yetkilenme onu canlandıran oyuncudan koparılamadığı için bu bir fetişleşme etkisi yaratır; yetkiyle bedenin üst üste bindiği bir yanılsama gerçekleşir. Aslında seyircinin duygularına seslenmek isteyen bir tiyatronun da amacı budur; psikanalitik anlamda yabancılaşmanın kuvvetli olduğu bir canlandırma, insanları etkiler ve duygulandırır. Sözlü edebiyatta efsanelerin oynadığı rol bu anlamda yabancılaştırıcıdır.

Brechtçi “yabancılaşma etkisi” ise bunun tam tersidir ve psikanalizdeki ayrılmaya benzer. Ayrılmada beden ile yetki birbirinden ayrılır ve semptom tezahür eder. Bunun örneği, Brecht’in mesafelenme etkisidir: Kapitalist yetkilenme bağımsız bir beyan olarak oyuncunun bedeninden koparılır; böylece oyuncunun bedeni fetiş olmaktan çıkar, bir semptom olur; başka bir deyişle, fetişleştirici halesini kaybeder ve tikel bir tezahüre indirgenir. Mesafelenme etkisi sonucunda (psikanalitik anlamda) yabancılaştırıcı yanılsama bozulur; böylece yetkilenmenin zemini olan “irade” ile bedenlenmenin zemini olan “sistem” ayrı ayrı ortaya çıkar [2].

Koronavirüs salgınıyla yaşanan toplumsal dönüşüm de aynen bu Brechtçi (ve psikanalitik) anlamda “mesafelenme” ya da “ayrılma” etkisi değil mi? Virüs öncesi dönemde beden ile yetki arasında ayrım yapmaya gerek duymuyorduk, fetişçi yanılsamayı sürdürebiliyorduk, yani psikanalitik anlamda yabancılaşmıştık. Sonra asalak bir bedenlenme olarak virüs geldi ve bir gerçeklik olarak değilse de bir ihtimal olarak tüm insanların bedenlerine bulaştı. Biz de virüsün etkisinden korunmak için yetkilerimizi bedenlerimizden ayrı olarak tespit etmek zorunda kaldık. Çünkü toplumsal-ekonomik sistemlerimizi virüsün kopyalama sisteminden [3] yalıtmamızın tek yolu, kendi bedenlerimizi virüsten koruma iradesine dayanarak birbirimizi yeniden yetkilendirmemizdir.

Sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde insanlar sokağa çıktıklarında ellerinde yazılı bir belge bulundurmak zorunda: “Ben bir yurttaşım ve amacım marketten ihtiyaçlarımı karşılamaktır. Şimdi markete gidip gıda maddeleri satın alacağım…” Sonra markete gider ve tam olarak beyan ettiği şeyi yapar.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

[2] Bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme”

[3] Bkz “Koronavirüsün Yeniliği”

5 Comments

Filed under şey