Koronavirüs Krizi — Işık Barış Fidaner

İnsanın düşünen bir hayvan olduğu birçok kez söylenmiştir. Düşünmek ve konuşmak, dil kullanmak (bazen de bilinçdışı yoluyla dilin insanı kullanması) insanın ayrıcalığıdır.

Düşünme ve dilin oluşturduğu simgesel düzenin temel işlevi, yetkilenmedir. O halde şöyle de demeliyiz: İnsan yetkilenen hayvandır. Tüm hayvanların ortak özelliği, bir canlı olarak beden sahibi ya da o bedenin kendisi olmaktır, bedenlenmedir. Birçok hayvan için bu, o bedeni bir yerden başka bir yere taşıyarak hareket edebilmek demektir. İnsanda bulunan simgesel düzen, bedenlenmenin üzerine yetkilenmeyi ekler [1]. Hem hareket ederek bir yerlere erişme yetkisi, hem de konuşarak bir şeyleri söyleme yetkisi, buna dahildir.

İnsanın yetkilenme iddiası, “hak” kavramıyla ifade edilir. Kriz olmadığı zamanlarda, “doğal” ya da “normal” diye adlandırılan “sorunsuz” ve “sıkıntısız” durumlarda, hak sahipliği bedenlenmeden türetilir: “Ben bir insanım, o halde yaşayabilirim.” “Ben bir yurttaşım, o halde çalışabilirim.” Evrensel insan hakları ile ulusal yurttaş hakları böyledir. Bu yetkilenme tarzına “yetkinin bedene giydirilmesi” adını verelim. (Aynı olayın daha istisnai örneklerini de akılda tutmak gerekir, mesela “Ben bir polisim, o halde insanları gözaltına alabilirim.”)

Yetkinin bedene giydirilmesi, simgesel düzene dayanır ve onu destekler. O yüzden bu işlem, “doğallık” kılığına da girse, aslında yapay bir işlemdir. Bu “doğallık” yanılsamasını belirtmek için, bu işlemle üretilen yetki-beden kompleksine “fetiş” adını vermeliyiz [2]. Fetişi var eden şey, fetişle özdeşleşmedir, başka bir deyişle, yabancılaşmadır.

Peki kriz nedir? Kriz, en basit tanımla, fetişlerin düşmesidir. Bedenlerin yetkisiz ve çıplak kalmasıdır. “Doğal” ve “normal” olduğu zannedilen özdeşleşmelerin bozulmasıdır. Yetki-beden eşleşmelerinin kopmasıdır. Yetkilenme ile bedenlenme arasındaki ayrıklığın ayyuka çıkmasıdır. Kriz, yetkilenme ve bedenlenmenin birbirinden ayrık zeminlerinin açığa çıkması ile sonuçlanır: Bedenlenmenin zemini, sistemdir. Yetkilenmenin zemini ise iradedir.

Mesela koronavirüs krizi varken artık “İnsanım o halde sokakta dolaşabilirim” denemiyor. Kriz, insan olmak ile sokağa çıkma hakkını birbirinden kopardı. “İnsan olmak” yeniden tanımlanır: Biyoloji ve tıp bilimlerinin sistemsel bilgileriyle koronavirüs yayma riski hesaplanmalıdır. “Sokağa çıkma hakkı” da yeniden tanımlanır: Sokağa çıkmak isteyen insanın iradesi, koronavirüs kapma riskini dikkate almalıdır.

Yetki-beden kompleksi kırıldığı zaman, yetkinin zemini olan iradenin bedenlenmesi gerçekleşir: İnsan olmak, basit bir hak sahipliği olmaktan çıkar. İnsan olmak, artık koronavirüs riskini dikkate alan bir iradenin bedenlenmesi olur. Buna koşut olarak, bedenin zemini olan sisteme dayalı bir yetkilenme gerçekleşir: Sokağa çıkma hak ve yetkisi, belli istatistiksel bilgilere bağlı kalır. “Sistem” ve “irade” boyutları, birbirine koşut iki ayrı zemin olarak varolur, ne sistem iradeye indirgenebilir (virüse yiğitlik yapan devrimciler bu indirgemenin örneğidir), ne de irade sisteme indirgenebilir (insanların tüm hak ve yetkilerini uzmanlara teslim etmesi bu indirgemenin örneğidir).

Kriz, bir anda insanları yetkisiz bırakmıştır. Birçok insan için bu yetkisizlik evine kapanıp kalmak demektir. Virüse karşı kendini yalıtma ayrıcalığına sahip olamayan birçok insan içinse bu yetkisizlik daha başka haklardan mahrum kalmak demektir. Kriz, fetişleri düşürmüş, bedenleri yetkisiz ve çıplak bırakmıştır [3]. Bu krizi aşmanın yolu ise insanların birbirlerini yeniden yetkilendirmesinden geçer.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

[2] Bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme”

[3] Bkz “Koronavirüs ile Brecht”

4 Comments

Filed under şey