İspat erildir, delil dişildir — Işık Barış Fidaner

İspat ve delil genelde şöyle ayırt edilir: İspat kesin olarak hakikati kararlaştırır, delil ise hakikatin zayıf ya da güçlü ama kesin olmayan bir işaretidir.

İspat ve delil arasında daha net bir ayrım yapmak için, istatistiksel hipotez testindeki şu kavramları düşünün: Boş hipotez bir olay hakkında “normal” ya da “doğal” beklentileri temsil eder (mesela olayın bilinen bir olasılık dağılımına göre rastgele gerçekleştiğini söyler). Alternatif hipotez, boş hipotezin geçersiz olduğu halde ne olabileceğini temsil eder. Boş hipotezin bilindiğini, alternatif hipotezin ise bilinmediğini belirtmek önemlidir. Birinci tip hata, geçerli bir boş hipotezi kabul etmeyi becerememektir, ikinci tip hata ise geçersiz bir boş hipotezi reddetmeyi becerememektir.

Şimdi gelin ispat ve delili bu terimlerle tanımlayalım: İspat, boş hipotezin kabul edilmesindeki beceriksizliği (birinci tip hatayı) düzelten şeydir [1]. Böylece ispat, bilinen bir boş hipotezin hakikate dair son karar olarak kabul edilip öne sürülmesine yol açar. Öte yandan, delil, boş hipotezin reddedilmesindeki beceriksizliği (ikinci tip hatayı) düzelten şeydir. Böylece delil, bilinen bir boş hipotezin reddedilmesine yol açar. Bu reddediş hakikate dair ancak dolaylı bir işaret sağlar, çünkü kabul edilip üstlenilebileceği düşünülen alternatif hipotez, bilinmez.

Şimdi ispat ile delili cinsel anlamda ayırt edebiliriz. Yine/Hâlâ‘da Lacan bilinen tek keyfiyet biçiminin fallik keyfiyet olduğunu, diğer (dişil) keyfiyetin bilinmez ve muammalı kaldığını söyler. Lacan’ın sözlerini boş hipotez ve alternatif hipotez cinsinden yeniden yazabiliriz: “Boş hipotezden başka bir hipotez bulunsaydı, o olmamalıydı / olmaktan asla kaçamazdı.”

“Doğal normalliğin” bilinen boş hipotezi fallik keyfiyete dayanır, bu yüzden ispat erildir. Alternatif hipotez bir muamma olarak kalır, bu yüzden delil dişildir. Son olarak, hakikate giden eril ve dişil yolu ayırt etmeliyiz.

Dikkat edin “kabul etmeyi becerememek” tek bir inkâr katmanıdır, “reddetmeyi becerememek” ise inkârın inkârıdır, ikili bir inkârdır [2]. Yani birinci tip hata (kabul etmeyi becerememek) geçerli bir hakikat endeksine (boş hipoteze, fallik keyfiyete) onun basit inkârı olarak bağlı kalan yerelleşmiş bir hatadır. Bu, hakikate giden eril yolda, Esas-İmleyen (yetkilenme) hizmeti gören tikel istisnanın işlevidir. Buna karşılık, ikinci tip hata (reddetmeyi becerememe) hiçbir hakikat endeksine bağlı olmayan gezici bir hatadır (errant error). Bu gezici hata, yine de, geçerli bir alternatif hipotezin imkânına dair spekülasyonları çağırır, bu da Lacan’ın deyişiyle “olmaması gereken / olmaktan asla kaçamayan” muammalı bir soru olarak kalır. Bu gezici hata objet petit a’nın (bedenlenme) hayaletsi mevcudiyetine eşdeğerdir; hakikate giden dişil yoldur.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Elbette bir hipotezi ispatlamak imkânsızdır. Ama bu “ispat” mefhumuna dair genel bir sorundur. Erilliğin imposture olması gerçeğiyle ilgilidir.

[2] İnkârın inkârı kesinlikle yadsımanın yadsıması değildir. Bu konuda bkz. “Ahlak Bombasını Reddetmek ve Etkisiz Hale Getirmek”.

3 Yorum

Filed under şey