Ayna Evresi ve Sosyal Medya: Yetkilenme ile Bedenlenme — Işık Barış Fidaner

Bu metinde Žižekçi çift dikiş kuramımı [1] Lacan’ın ayna evresine yönelik yeni bir yaklaşımla destekliyorum, ve kısaca sosyal medyadan söz ediyorum. Lacancı Psikanalize Giriş Sözlüğü‘nde Dylan Evans ayna evresi hakkında şunları yazar:

Ayna evresi, Ego’nun, yanlış anlamanın (méconnaissance) ürünü olduğunu, öznenin kendisinden yabancılaştığı bir alan olduğunu gösterir. Öznenin imgesel düzene girişini temsil eder. Gerçi ayna evresinin önemli bir simgesel boyutu da vardır. Simgesel düzen, küçük çocuğu taşıyan ya da destekleyen yetişkin figüründe mevcuttur. Özne, sevinçle kendi imgesini üstlenmesinin hemen ardından, büyük Öteki’yi temsil eden yetişkine doğru başını çevirir, ve adeta onun bu imgeyi onaylamasını ister (Lacan, 1962–3: 28 Kasım 1962 semineri).

Demek ki ayna evresinin iki yanı vardır: Küçük çocuğun aynaya yansıyan beden imgesi ayna evresinin imgesel yanıdır, yetişkinin onayını alması ise simgesel yanıdır. Ben bu iki yana bedenlenme ile yetkilenme diyorum. Olağan durumda, yani imgenin sevinçle üstlenilmesinde, yetkilenme ve bedenlenme eş zamanlıdır; bu bir beden fetişi oluşturarak küçük çocuğu yanlış tanıma içinde yabancılaştırır [2]. Bu, objet a‘nın imgesel şeklidir.

Zamanla çocuk yetki ile bedeni birbirinden ayrı olarak, her birinin kendi zeminine dayanarak kavrayacaktır: Yetkinin zemini yetişkinin iradesidir, bedenin zemini ise ayna sistemidir. O zaman yetkilenme ile bedenlenme arasında bir mesafe olacaktır, böylece fetiş yerine semptom bedenlenmiş olacaktır. Bu durum çocuğun irade ve arzunun “öbür yüzü” olarak ayna sistemini kavramasını sağlar. Bu, ayrılmadır, objet a‘nın gerçek şeklini içerir.

Yetişkin, çocuğu imgeye tayin ederek onu bir özne olarak yetkilendirir. Yetkilenme “imletici düzende ondan dışlanan şeyin yerini tutan” (Cinsiyet ve Başarısız Mutlak) S1‘in simgesel dikişidir, bedenlenme ise “[dışsal gerçeklikte] simgesel sürecin yerini tutan” (age) objet a‘nın gerçek dikişidir.

Simgesel dikişte:

öz görünür çünkü kendi içinde tamamsız/bozulmuştur, yani görünen şey özün kabına sığmayıp onu aşan iç zenginliği değildir; görüntü daha ziyade özün kendisinde bastırılmış olanın geri dönüşüdür. (age)

Başka bir deyişle, yetişkinin çocuğu onaylaması, özünde bir fallus olarak onaylamadır: Yetişkinin bilinçdışı bağlamında “kendi içinde tamamsız/bozulmuş” olan baskılanmış şu veya bu simgesel değerin çocuğa atfedilmesidir. Çocuğun yetkilenmesi yetişkinin iradesine atfedilir, gerçi yetişkinin irade görüntüsünün altında gizlenen bilinçdışı arzusu sorunsalı her zaman mevcuttur. Çocuk kendi irade ve arzusunu algılayabildiği zaman, kendi kendini yetkilendirebilecektir [3], bir özne olarak kendi adına düşünebilecektir. Kartezyen “Düşünüyorum” budur [4].

Gerçek dikişte:

özün kendisi ancak göründüğü ölçüde öz olur, “sıradan” görüntülerden ayırt edilen öz olarak görünmelidir; yani görüntüler çeperinde, özün kendisi, görüntülerin ötesini temsil eden bir görüntü olarak görünmelidir. (age)

Başka bir deyişle, çocuğun ayna imgesi “görüntülerin ötesini temsil eder”. Özün kendisini (mesela hareket özgürlüğünü) temsil eden sıradışı bir imge olarak gerçektir. Bu sıradışı öz doğrudan yetişkinin yetkilendirmesinden geldiği zaman, aynadaki bedenlenme bir fetiştir, ve dikiş gerçek değil imgeseldir: Çocuk yetişkinin simgesel yetkilendirmesi içinde yabancılaşmıştır. Öte yandan, özgürlüğün sıradışı özü çocuğun yetkilenmesine zemin olan irade ve arzu ile dolaylandığında, aynadaki bedenlenme bir semptomdur, ve gerçek dikiştir: Çocuk ayrılmayı ve gerçek yetkilenmeyi başarır. Bu durumda, semptomun bedenlenmesine zemin olan aynalar sistemi, çocuğun yetkilenmesine zemin olan irade ve arzunun “öbür yanı” olarak erişilebilir hale gelir. Kartezyen “Varım” budur.

Günümüzde bu iki dikişin hakim mekanı sosyal medyada bulunabilir. Sosyal medya gönderisi, karmaşık bir “aynalar” sistemini (ağ üzerinde çerçevelerin çoğaltılmasını) zemin alan bir bedenlenmedir. Sosyal medya gönderisinin altındaki “beğeni” ve tepkiler, izleyicilerin bu gönderiyi “sevinçle üstlenmesini” onaylayan yetkilendirmelerdir, aynı ayna evresinde olduğu gibi. Sosyal medya etkileşimleri, gönderinin bedenlenmesi beğenilerin yetkilendirmesinden koparılamadığı ölçüde, fetişçidir. Beğenilerin yetkilendirmesi, anonim kaynaklardan toplamlar halinde geldiği zaman, gönderiye ilişerek onu fetişleştiren büyük ya da küçük sayılara indirgenir. Bu durumda beğenilerin zemin aldığı irade ve arzu ayırt edilemez ve inkar edilir. Gönderilerin fetişleştirilmesi ayrıca doğrudan takiplerle yetkilenen sosyal medya kullanıcılarına da aktarılır. Bu fetişizm, bütün bu bedenlenmelerin zemininde bulunan sosyal medya şirketlerinin sistemlerini gizlemeyi başarır. Bu fetişizmi yenmenin yolu, bir “Genel İrade”nin (Rousseau) gerçek yetkilenmesini sağlayan bir semptomun yetkilenmesini desteklemektir. Fakat bu, devlet ve sermayenin müdahaleleriyle imkansız kılınır, gerçi baskın sosyal medya kullancılarının “doğal” fetişist eğilimlerini de unutmamalı. Sosyal medyada bir semptom bedenlenmesi örneği Greta Thunberg’dir, bu güçlü devletdışı sermayedışı aktör manasız bir fetişizm olarak gözardı edilmemelidir.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması”

[2] Fetiş ve Semptomla ilgili olarak bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme”

[3] Bkz “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”

[4] Düşünme ve varolma ile ilgili olarak bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

 

5 Yorum

Filed under şey