Soyut Fallus Fetişinin Ötesi — Işık Barış Fidaner

Verhaeghe, Normal Olmak ve Diğer Bozukluklar Üzerine kitabında Ödipal gelişim hikayesini “birinci Öteki” (O1) ve “ikinci Öteki” (O2) rolleri üzerinden anlatır, geleneksel olarak bu iki rolü sırasıyla anne ve baba oynar. Verhaeghe’nin hikayesinde O1 çocuğun bedenlenmesine yardım eder, O2 çocuğun yetkilenmesine yardım eder. Şimdi gelin bu gelişim hikayesini kronolojik sıra içinde inceleyelim.

1) O1 ile imgesel bedenlenme:

Başlangıçta bebek kendi bedensel dürtülerinin kargaşasından rahatsızdır. İlk adım olarak bebek O1‘den imgesel bir bedenlenme edinir:

Dürtü gerilimine (a) yanıt verme girişimlerinde, çocuk birinci Öteki’ye yönelir. Sonuçta, bu Öteki’nin sunduğu imge ile özdeşim kurar, yani Öteki’nin arzusuyla özdeşim kurar. Böylece, ilksel bir ikili ayna-kimlik ortaya çıkar, dürtünün ilk regülasyonu budur. Lacan’ın ilk ayna inşası cinsinden ifade edersek: çiçeklerin (kısmi dürtülerin) etrafına vazo (beden yüzeyi) yansıtılır. (age)

Ama bu özdeşim imgeseldir ve güvenilir bir zemini yoktur. Yetersizdir ve çocuğu ancak kısmen tatmin eder. Bir yabancılaşmadır.

2) “Daha iyi alternatif” olarak fallusa yönelme, O1 → O2:

O1‘in sağladığı imgesel bedenlenme ve yabancılaşmanın ardından O1‘den O2‘ye doğru yönelme önemlidir:

Birinci Öteki, çocuğun veremeyeceği bir şey için ikinci Öteki’ye yönelir. … toplumsal cinsiyetle ilgili olan bu şeyin Öteki’nden yanıt alma arzumuza cevap vereceği varsayılır. Freud’un buna verdiği içerik radikal olduğu kadar naiftir de: “o” gerçek penistir. Lacan onu soyutlar ve ona fallus adını verir. Gerçek penis, arzunun hatta dürtünün tatmin edilebileceğine dair bir yanılsamaya düşürebilir bizi. Fallus ise, aksine, bir imleyendir ve bu anlamda arzunun hayal edilen, ulaşılmaz hedefine ait bir göstergeden ibarettir, nihayet eksikliği çözümleyecek olan şeyi temsil eden imleyendir. Babanın sahip olduğu varsayılan şey fallustur sadece, ötesi değildir. (age)

Çocuğun O2‘ye doğru yönelmesi O1‘in O2‘ye dönük irade ve arzusuna bağlıdır. Çocuğun özdeşim talebi, artık O2‘ye yönelmiştir, ve simgesel bir biçim alır: Bir yetkilenme talebi olur. Bu simgesel talep “normal” nevrotik gelişimin temelidir. Eğer O2‘ye doğru yönelme başarısız olursa, özne O1‘in sahasında bütünüyle yabancılaşır ve kendi ayrık kimliğine sahip olamaz. Bu başarısızlığın özgül biçimine göre, bu durumu sapkınlık veya psikoz takip edebilir.

3) O2 ile simgesel yetkilenme:

O2‘ye geçişin ardından, çocuk fallik imleyenin temsil ettiği simgesel yetkilenmeyi başarır:

Ödipal durumda, bu ikinci Öteki’nin, tayin edildiği konum itibariyle, bildiği ve dolayısıyla geçerli yanıta sahip olduğu varsayılır. Bu dönemden itibaren, altta yatan dürtü gerilimi daha özgül bir karakter edinir, yani farklı toplumsal cinsiyetlere mensup iki tane öteki arasındaki arzu diyalektiğine dahil edilir. Böyle bir farklılaşma fallik imleyene dayalıdır, geriye dönük bir “fallikleşmeye” sebep olur, yani nesnenin (a) fallik yorumuna sebep olur. (age)

O2 ile simgesel yetkilenmeyi sağlayan ve ona zemin olan şey ondan önce gelen O1 → O2 yönelmesidir, bu da O1‘in iradesine dayanır; dolayısıyla bu iki adımı özetleyen PYM [1] önermesini öne sürmeliyiz: İrade yetkilenmenin zeminidir. Bu Efendi söyleminin sol tarafıdır: S1/$.

Şimdi bir sürpriz geliyor. O2 ile simgesel-fallik yetkilenme, gelişimin son hedefi değildir. Fallus kendi başına soyut bir fetiştir ve çocuğun gelişimi buna ek olarak son bir diyalektik adımı takip etmelidir.

4) Gerçek bedenlenmeye diyalektik geri dönüş, O1 ← O2:

Şimdi gelin önceki adımları yeniden inceleyelim. Birinci adımda O1‘in imgesel bedenlenmesi vardı; üçüncü adımda çocuk bunun “daha iyi alternatifi” olarak O2‘nin fallusuyla yetkilenen simgesel özdeşime kavuştu. Önceki imgesel bedenlenme yetersiz, yanılsamalı ve gereksiz bulunmuştu, çünkü zeminsizdi. İkinci adımdaki yönelme, bütünsel yabancılaşmadan “normal” simgesel ayrılmayı sağlamıştı.

Fakat ikinci adımdaki “normal” ayrılma tamamlanmamıştır: Üçüncü adımdaki fallus, “daha iyi bir alternatif”in soyutça öne sürülmesinden ibarettir. Yetkilenme ile bedenlenmeyi eşdeğer alternatiflermiş gibi birbiriyle karşılaştırır ve birbirine karıştırır. Bedenlenme ile rekabet eden bir yetkilenmedir bu. Yani bu yine bir yabancılaşmadır, farklı bir türden de olsa.

Yetkilenmenin bedenlenmeden ayrılması [2] ikinci adımdaki yönelmeyi aksi yönde tekrar ederek tamamlanmalıdır: Fallus soyut ve fetişçidir, dolayısıyla bu fetişi çözdürerek semptomun somut ve gerçek bedenlenmesini başarmalıyız [3].

Feminizmin savunduğu hamle budur: “Baba”nın (O2) soyut simgesel rolünden uzaklaşıp “anne”nin (O1) gerçek ve somut rolüne geri dönülmesidir. Ama O1‘e geri dönmenin “gerçek olana geri dönme” olması, “mutlak geritepme” (Žižek) anlamında diyalektik bir geri dönüş olmasına bağlıdır. Gerçek ve somut olması ancak simgesel soyutlamaların katedilmesiyle, simgesel gerçekliğin düşleminin katedilmesiyle gerçekleşir. Başka bir deyişle, sistemler hakkında bir bilgiyi zemin almalıdır. Feminizm için bu, ataerkil sistem hakkında bir bilgidir. Komünizm için bu, kapitalist sistem hakkında bir bilgidir.

Bu sonuncu diyalektik geri dönüş adımıyla birlikte, objet a imgeselden gerçeğe döner. Zeminsiz imgesel bedenlenme yerine, sistemlerin bilgisini zemin alan gerçek bedenlenmeyi elde ederiz. O halde son olarak PYM’nin diğer önermesini öne sürmeliyiz: Sistem bedenlenmenin zeminidir. Bu Analist söyleminin sol tarafıdır: a/S2.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] PYM Postmodern Yabancılaşma Modeli’ni belirtir, bkz “Postmodern Yabancılaşma Modeli’nde Hayat ile Ölümün Undead Etkileşimi”

[2] Bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

[3] Bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme” Ayrıca “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”

8 Comments

Filed under şey