İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır — Işık Barış Fidaner

Fabio Vighi’ye göre Lacancı “iş-başında-bilgi” (knowledge-at-work, savoir-faire, know-how) mefhumu emek-gücünün kapitalist değerlenmesinden bir çıkış yolu gösterir:

Lacan’da, Simgesel ile Gerçek arasındaki farkın soyut ve somut evrensellik arasındaki çatışkıyı yansıttığı görülebilir: Gerçeğin somutluğu, tekil itaatsizliği, Simgeselliğin evrensel tutarsızlığı ile örtüşür. Bu bakımdan, çalışma kapasitesi olarak emek, keyfiyetin Gerçeği olarak kaydedilmelidir –her zaman bilinçdışının kontrolsüz işidir, bu da özgül bir keyfiyet kipi ile ilişkilenir–, değerlenme süreci ise bu bilinçdışı, somut “emekçiliği” toplumsal-simgesel bir kurguya çevirme girişimidir (ve tanımı gereği başarısızdır); bu kurgunun meşruiyeti, emek-malın soyut mübadele edilebilirliğinin ideolojik olarak dayatılmasına ve denetlenmesine bağlıdır. Lacan’ın işin bilinçdışı tözünü üretkenci olmayan bir şekilde tanımlaması benim Hegelci savım için çok önemlidir: Kapitalist diyalektik, emek-gücü temelinde kendi içine çöker. Lacan’ın 16’ncı ve 17’nci seminerlerde işi bilgiye ve dolayısıyla keyfiyetin Gerçeğine bağlaması (savoir-faire olarak, bilinçdışı iş-başında-bilgi olarak iş), 1970’lerin başında Fransa’da beliren emek ve kapitalist üretkenlik eleştirilerine kıyasla (mesela Jean Baudrillard, Georges Bataille ve Jacques Camatte’in eleştirilerine kıyasla) Lacan’ın kuramsal konumuna diyalektik bir avantaj sağlar. (“The Hegelian Moment: from the Withering Away of Labour to the Concrete Universality of Work” [Hegelci Moment: Emeğin Sönümlenmesinden İşin Somut Evrenselliğine])

Şimdi Vighi’nin ayrımını kendi terimlerime çevireceğim. “Çaba”yı “angaje emek-gücü” olarak tanımlıyorum [1] ve “simgesel angajman” ile “gerçek angajman” arasında Lacancı bir ayrım yapıyorum [2]. Simgesel angajman, emek-gücünün (ya da emek-zamanın) kapitalist değerlenmeye hizmet etmek için yatırılması gibi işler, gerçek angajman ise “keyfiyetin Gerçeğini” taşıyan bir “bilinçdışı iş-başında-bilgi”dir, Vighi’nin kavrayışında olduğu gibi.

Aralarındaki en önemli fark, işe yararlıkla kurdukları ilişkilerdir: Simgesel angajman belli fayda varsayımlarına dayanarak “faydalı olmaya çalışır”, başka bir deyişle, büyük Öteki üzerinden simgesel olarak yetkilenir. Simgesel angajmanın örneği, Marksist “somut emek”tir: Somut emek, faydaya dair toplumsal önvarsayımlara dayalı olarak “kullanım-değerleri üretir”. Öte yandan, gerçek angajman, bu gibi önvarsayımlara dayanmaz, o yüzden tanımı gereği “işe yaramaz”dır. Gerçek angajmanlar keyfiyetin Gerçeğini içerdiğinden, bunların iyi bir örneği “bağımlılık” sayılan şeylerdir [3]. Bir diğer iyi örnek, Sisyphus’un cezasıdır [4]. Kısacası, gerçek angajman, ölüm dürtüsünün tekrarlama-zorlantısı ile ilgilidir.

Ama gerçek angajmanın “üretkenci olmaması” (Vighi) onun üretken olmadığı anlamına gelmez: Gerçek angajman üretkenliğin anlamını yeniden tanımlayabilir. Aynı, analitik söylemin yeni bir Esas-İmleyen üretmesinde olduğu gibi, her zaman değil ama bazen, “işe yaramaz” bir gerçek angajman, işe yararlık mefhumunun kendisini yeniden tanımlayabilir. Ben bu imkana “gerçek yetkilenme” ya da “kendini-yetkilendirme” diyorum [5]. Buna ayrıca “siyaset” de denir. Bence “çaba” kelimesi, “iş-başında-bilgi” (Vighi) veya “gerçek angajman”ın (Fidaner) siyasi boyutunu iyice yakalar. Fakat, bu siyasi boyut her zaman muğlaktır ve her an kapitalist değerlenmeye geri kayabilir, yani simgesel angajmanlı bir çabaya dönüşebilir.

Bence simgesel angajman ile gerçek angajman arasındaki en önemli fark, bunların temel fizik mefhumlarına yaptıkları atıflarla ilgilidir: Simgesel angajman “enerji”ye atıf yaparken (“enerjinizi geri kazanmak”tan vb. söz eden kişisel gelişim literatürünü düşünün), gerçek angajman “entropi”ye atıf yapar: “Entropi her zaman yükselir” diyen ikinci termodinamik kanunu ile, entropi kavramı doğrudan doğruya zamanın oku ile ilişkilenir. Demek ki “entropi”, geriye dönük gerçekleşmenin yeridir (retroactive realization, Nachträglichkeit, après-coup, afterwardsness), bu yüzden “entropi” “enformasyon”la ilişkilendirilir [6].

Gelin önce enerji kavramına odaklanalım. “Potansiyel enerji” ile “kinetik enerji” arasındaki farkı düşünün. Belli ki bunların arasında bir yatırım mantığı vardır (investment, Besetzung, cathexis, occupation, investissement): Potansiyel enerji belli bir harekete yatırıldığında, kinetik enerjiye dönüşür. Böyle bir ilişki, bilinçli bir tercih özgürlüğü olduğunu ima eder: Fiziki yapılanma değiştirilseydi, aynı potansiyel enerji başka bir tür kinetik enerjiye yatırılacaktı. Fakat, psikanalizin keşfettiği bilinçdışı arzu ve dürtüler, tam da böylesi bir özgür iradeli tercih yanılsamasını yadsımıştır.

Lacancı “Esas-İmleyen” mefhumu, belli bir potansiyel enerji ile belli bir kinetik enerji arasında işleyen bir çıpalamayı adlandırır. Örneğin, ulusalcılar kendi siyasi davalarına yatırım yaparlar (simgesel anlamda angaje olurlar) çünkü Ulus’larına inanırlar. Toplumsal yapılanmayı değiştirerek aynı insanların potansiyel enerjisini bambaşka bir siyasi davaya yatırmak mümkün müdür? Her zaman değil! [7] Tercih özgürlüğü yanılsamasının bilinçdışı sınırlamaları vardır, “gerçek angajman”ın ifade ettiği şey de tam olarak bu sınırlamalardır. Enerji kavramı kendi içinde çelişkilidir, “potansiyel enerji” ile “kinetik enerji” arasında bölünmüştür, Entropi ise enerjinin bu mündemiç çelişkisini adlandırır.

“Çaba” kelimesini enerjinin entropik çelişkisiyle ilişkilendirmek uygun olacaktır, çünkü bu kelime iş-başında-bilginin altında yatan bilinçdışı imkansızlıkları çağrıştırırken aynı zamanda siyasi muğlaklığı da içerir. En önemli mesaj şudur: Enformasyon geriye dönük olarak üretilir, dolayısıyla “potansiyel enerji” tözsel olarak varolmaz; öznenin geriye dönük inşasıdır; bir başka deyişle, düşlemdir.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Çaba, angaje emek-gücüdür”

[2] Bkz “Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman”

[3] “Bağımlılığı” takip eden şeylerle ilgili bkz “Postmodern Yabancılaşma Modeli”

[4] Bkz “Working-Class Pride and Authorization”

[5] Bkz “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”

[6] Enerji ve entropi konusunda bkz “Uzamsal ile Bileşimsel”. Entopi Lacan için çok önemlidir, 17’nci seminerdeki tariflerine bakınız (Russell Grigg çevirisinde sayfa 48-51: “Entropi Üzerine”).

[7] Her-zaman-değil, Tamamsız‘ın çağrışımlarından biridir.

8 Comments

Filed under şey