Bir Üst Dildışı Vardır — Işık Barış Fidaner

Lacancıların hoş bir pratiği, önce bir yokluğu ilan edip sonra ondan belli bir olmayış (dis-being, désêtre) türetmektir. Mesela “Cinsel ilişki yoktur”dan şu çıkar: “Bir ilişkisizlik vardır”. “Büyük Öteki yoktur”dan şu çıkar: “Bir Öteki-olmayan vardır” (Cadell Last).

Ben de bu listeye bir türetim daha ekleyeyim: “Üst dil yoktur”dan şu çıkar: “Bir üst dildışı vardır”.

Peki bu üst dildışı nedir? Bu sorunun doğrudan bir cevabı olması şaşırtıcıdır: Üst dildışı, dolu konuşmanın (parole pleine) alanını açan boş konuşmadır (parole vide). Žižek bunu parola örneğiyle açıklar:

Lacan’a göre boş konuşmanın örnek vakası paroladır (mot-de-passage). Parola nasıl işler? Saf bir tanıma jestidir, belli bir simgesel alana kabul jestidir, parolanın söylenen içeriğinin ne olduğu hiç fark etmez: Mesela gangster-meslektaşımla onun karargahına girmemi sağlayan parolanın “Teyze elmalı pasta yaptı” olduğuna karar verirsek, bu parola kolayca “Çok yaşa yoldaş Stalin!” ya da başka herhangi bir şeyle değiştirilebilir. Boş konuşmanın “boşluğu” buradadır: Söylenen içeriğin nihayetinde hükümsüz olmasındadır. Lacan, en radikal, aslî boyutunda insan konuşmasının bir parola gibi işlediğini söylemek ister: İletişim aracı olmasından önce, imlenen içeriği iletmesinden önce, konuşma, konuşmacıların karşılıklı tanınmasının ortamıdır. Başka bir deyişle, tam olarak boş konuşma olarak parola, özneyi “söyleyiş öznesi”nin noktasallığına indirger: Orada özne tüm söylenen içerikten kurtarılmış saf bir simgesel nokta olarak mevcuttur. Bu nedenle, dolu konuşma asla boş konuşmanın karakterindeki boşluğun basitçe doğrudan doldurulması olarak kavranmamalıdır (“sahici” ve “sahici olmayan” konuşmanın olağan karşıtlığında olduğu gibi). Aksine, şu söylenmelidir: Ancak boş konuşma, tam da boşluğu (söylenen içeriğin hiç fark etmemesi ve bu içerikle mesafeli olma) sayesinde, “dolu konuşma” (öznenin kendi söyleyiş konumuna ifade verebileceği konuşma) için alan yaratır. “Ancak seni vuran mızrak yaranı iyileştirebilir” bu demektir: Ancak “boş konuşma”nın boşluğunu tamamen üstlenirsen kendi hakikatine “dolu konuşma” ile ifade vermeyi umabilirsin. Ya da Hegelcede: Ancak öznenin dolaysız tözsel zenginlikten radikalce yabancılaşması, onun öznel içeriğine ifade vereceği alanı açabilir. Tözsel içeriği “kendimin” kılabilmek için, tüm olumlu içerikten azade saf ve boş öznellik biçiminde kendimi kurmam gerekir önce. Kötülüğün nihai paradigması olan simgesel yara bakımından, Kötülük ve İyilik arasındaki ilişki için de aynısı söylenebilir: Radikal Kötülük, İyiliğin alanını açar, aynı boş konuşmanın dolu konuşmanın alanını açması gibi. (Olumsuzla Oyalanmak [Tarrying With The Negative])

Bilişimi düşünün: Parola, veriyi geçerleyen üst veridir. Başka bir deyişle, içeriği şekillendiren biçimsel yanı verir. İçeriğin tam işlev göstermesi, ancak boş konuşmanın biçimsel yanı ile yetkilenmesi sayesinde olur. İnternet üzerinde bir veri iletim paketinde, üst dildışı, paketin “yük”ünün kilidini açan “başlık”a tekabül eder [1].

“Sözel olmayan iletişim” denen şeyde de üst dildışı örnekleri bulabiliriz. Bunlar belli bir bağlamda toplumsal etkileşime yön veren bilinçli ya da bilinçdışı ipuçlarından oluşur. Bunlar çoğunlukla jestlerdir ama bunlar daha çok yarı-sözeldir: Kelime seçimi, söyleyiş öznesi hakkında bir şeyler belirterek bir ipucu ya da jest işlevi görebilir. Hoş karşılayan ya da hoş karşılamayan jestler vardır. İlgili bağlam içinde hoş karşılayan veya hoş karşılanan jestler ile hoş karşılamayan ya da hoş karşılanmayan jestler arasına çizgi çeken belli jestler vardır. Duruma bağlı olarak, bu gibi ayrımlar bilinçdışı bastırma ya da inkârlara işaret edebilir. Çeşitli yollarla, üst dildışı olarak boş konuşma, dolu konuşma için alan açar [2].

Dijital sosyal medya çağımızda, üst dildışı olarak hoş karşıla(ma)yan jestler, sosyal medya sitelerinin etkileşim mekanikleri yoluyla formelleşmiştir. Birinin gönderisini “beğenmek” bir parolanın boş konuşması gibi işleyen yarı-sözel bir jesttir. Birinin hesabını takip etmek, dolu konuşma için alan açacağı varsayılan bir bağlılık jestidir. Doğrudan mesajlaşma, katılımcıların öznel konumlarının hakikatlerini ilgilendiren dolu (olduğu varsayılan) konuşma için tahsis edilmiş ayrı bir hususî alan sağlar. Fakat bu gibi dijital formelleştirmeler, tikel dijital jestlerde (mesela beğenilerde, takiplerde) ifade edilen ayrık arzu ve iradelerin, hayalî bir kanaatin gücüne işaret etmekle kalan ayrımsız anonim kalabalıklar altında toparlanması ölçüsünde, önemli miktarlarda fetişizm içerir. Sosyal medyanın en sevdiği siyasi eylem biçiminin linç (pile-on) olması şaşırtıcı değildir. Anonim kalabalık fetişi bir yem ve tuzaktır. Freud’un ilksel sürü ile ilgili görüşlerini aklımızda tutmalıyız [4].

Kendimizi anonim kalabalığın hayalî güç fetişinden kurtarmak için, fetişçi olmayan bir üst dildışına uzanmalıyız. Mesela biz Žižekçi Analiz‘de gerçek bir Žižekçi angajman gösteren sözel jestleri hoş karşılıyoruz [5]. Bu bizim iş-başında-bilgilerin [6] çabalarını [7] kavrama yolumuzdur. Bu bizim semptomumuzdur [8].

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Dekripsiyon ile Deşifreleme”; karşılaştırınız: “Denetimin sayısal dili enformasyona erişimi işaretleyen veya onu reddeden kodlardan yapılmıştır.” (Deleuze, Denetim Toplumları Üzerine Not)

[2] Bkz “Kabul ve Reddin Dört Derecesi”nde beklentinin sıfır derecesi.

[3] Bkz “Ayna Evresi ve Sosyal Medya: Yetkilenme ile Bedenlenme”

[4] Bkz “Freud ve Siyasallık” Mladen Dolar

[5] Bkz “Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman”

[6] Bkz “İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır”

[7] Bkz “Çaba, angaje emek-gücüdür”

[8] Bkz “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”

5 Comments

Filed under şey