Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli — Işık Barış Fidaner

Uzun zamandır Lacancı çevre-çevirilerde signifiant-signifier için çoğunlukla “gösteren” kelimesi kullanılıyor. Ben de ilk başta bunu böyle öğrenmiştim ve Yersiz Şeyler’deki ilk çevirilerimde “gösteren” kelimesini kullandım. Ama daha sonra bazı kitap çevirilerinde (mesela Cinsiyet Belası‘nda) kullanılan “imleyen” kelimesinin signifier’ı daha iyi karşıladığına karar verdim ve signifier’a “imleyen” demeye başladım. Nedenini açıklayayım.

“Gösteren” kelimesi, ok işaretini düşündürüyor. Ok işareti bir şeyi gösterir, gösterendir.

arrow

Ama adı üstünde o bir işarettir (sign). Signifier değildir.

Peki signifier nedir? Tanımını hatırlayalım: “Bir signifier bir başka signifier için özneyi temsil eder.” Signifier’ın özelliği, başka bir signifier’a gönderme yapmasıdır; atıf, müracaat, başvurudur. Bu temsil olayı bir muammayı (enigma) uyandırır. İki signifier arasında beliren bu muamma, öznenin yerleştiği ayırıdır (gap). Bir şeyi gösteren ok gibi işaretlerde ise özneye yer açan bir muamma yoktur.

“İmleyen” kelimesi, signifier’ın atıflı ve muammalı özelliğini gayet isabetle ifade ediyor. Şimdi gelin Lacan’ın işaret/signifier farkıyla ilgili verdiği bir örneği hatırlayalım:

Denizdeyim, küçük bir geminin kaptanıyım. Geceleyin hareket eden bir şeyler görüyorum, bu da bana orada bir işaret olabileceğini düşündürüyor. Nasıl karşılamalıyım? Eğer henüz bir insan değilsem, dedikleri gibi türlü türlü sergilemelerle karşılarım – modellenmiş, motor ve duygusal. Psikologların tarifine uyarım, bir şeyi anlarım, aslında size yapmamayı öğrenmeniz gerektiğini söylediğim herşeyi yaparım. Öte yandan ben bir insansam, seyir defterime yazarım – Şu şu zamanda, şu şu enlem boylamda, şunu ve bunu fark ettik. Aslî olan budur. Sorumluluğumu saklarım. Signifier’ı ayırt eden şey buradadır. İşaretin notunu düşerim. Alımın tanınması, significant değil signifying olduğu ölçüde, iletişimde elzemdir. Eğer bu ayrıma net bir ifade vermezseniz, anlama geri düşmeye devam edersiniz; anlam, signifier’ın esas işlevini yürüten kaynağını maskeler. (3’üncü Seminer kitabı)

Gösterme olayı, “psikologların tarifine uyan” karşılıklar uyandırır. İşaretin gösterdiği “significant” (önemli, belirgin) şey karşısında anlam çıkarmak, duygulanmak, olay mahalline doğru ya da tersi yönde hareket etmek gibi. “Gösteren” kelimesi bunları imletir. İmleme ise Lacan’ın yukarıda “signifying” dediği olaydır. İnsana özgü karşılık, imlemektir, yani “işaretin notunu düşmek”tir.

Lacan’ın 20’nci seminer kitabında verdiği diğer örnek “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözüdür. Duman ateşin işaretidir. Ama ateşi yakan ya da duman tüttüren bir insanın varlığı tanınır ve not düşülürse, seyir defterine yazılan “ateş” işaret olmaktan çıkar ve imleyen olur.

Anlattığım bu sebeplerle signifier’a “gösteren” demek isabetsizdir. Çünkü “gösteren” kelimesi işareti (sign) imler. Signifier ise imleyendir.

Bir imleyen bir başka imleyen için özneyi temsil eder. Öznenin yeri, iki imleyen arasında açılan muammalı ayırıdır (enigmatic gap). Öznenin yeri, imleyenler arasında oluşan atıf, müracaat, başvurudur.

Ayrıca signifier’a “imleyen” dendiği zaman “anlam” (meaning) ile “imletim” (signification) birbirinden ayırt edilebilir. Böylece Lacan’ın “Fallusun İmletimi” makalesinin başlığı anlaşılabilir kılınmış olur. Bu da az başarı değildir.

Işık Barış Fidaner

~~~

Ayrıca bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

9 Comments

Filed under çeviri, şey