Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? — Joan Copjec

Özneye gösterilen herşeyin ötesinde, şu soru sorulur: Benden ne saklanıyor? Grafik uzamda görünmeyen bu şey, kendini yazmamaya devam eden şey nedir? Bir şeyin görünmez gibi olduğu bu nokta, bir şeyin (açığa çıkmamış bir anlamın) temsilden eksilmiş gibi olduğu bu nokta, Lacancı nazar (gaze, regard) noktasıdır. Bir imlenenin yokluğunu işaretler; işgal edilemez bir noktadır, öznenin yok olduğu noktadır. Böylece imge, görsel alan, öznenin temsil içinde kendi kendisini görmesini yasaklayan korkutucu bir başkalık kazanır. “Bana ait olan kısım” birdenbire temsilden tasfiye edilirken, ayna, perde/ekran işlevi kazanır.

Lacan kesinlikle şüpheci bir tarif sunmaz: Yani dil, gerçek nesneyi öznenin gördüklerinden koparmış değildir, gerçek nesne imleyenler ağına yakalanmaktan kaçıyor değildir. Lacan’ın konumu, nesneyi gerçek varlığı ile sureti olarak ikiye bölen Plato ya da Kant’ın idealist konumu değildir. Lacan’a göre, daha ziyade, imletici ağın ötesinde, görsel alanın ötesinde, aslında, hiçbirşey yoktur. Temsilin örtüsü, aslında hiçbirşeyi gizlemez. Yine de Lacan, temsilin bir şeyi saklıyor gibi görünmesine, altta yatan bir şeyin önüne ağaçsı imleyenlerden bir perde/ekran koyuyor gibi görünmesine, öznenin düzeltebileceği basit bir hata muamelesi yapmaz; ne de dilin bu aldatıcılığına özneyi bozan bir şey, öznenin sınırlarını tehdit ederek onun kimliğinin yapısını bozan bir şey muamelesi yapar. Daha ziyade, dilin matlığı, öznenin varlığının ve arzusunun sebebi sayılır. Hakikatin tamamını söylemenin maddi anlamda imkansız olması –hakikatin her zaman dilden geri durması, kelimelerin hiçbir zaman hedefine ulaşmaması– özneyi kurar. Biçimi (form) varlığın sebebi yapan idealist konumun aksine, Lacan varlığın sebebini informe‘a yerleştirir: biçimlenmemiş’e (imleyeni olmayan şey, görsel alanda anlamlı bir şekli olmayan şey); sorgulamaya (temsilde varsayılan suskunluğa yöneltilen soruya) yerleştirir. Özne, temsilde eksik olan şeyi (dolayısıyla öznenin görmek istediği şeyi) görmenin imkansızlığının etkisidir. Arzu, başka bir deyişle, temsil arzusu, görsel alanda özneyi kurar.

Joan Copjec 1989 “The Orthopsychic Subject”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

4 Comments

Filed under çeviri