Nazar ile özdeşleşme — Todd McGowan

Kapitalizmin kriz anları nazar ile karşılaşmayı kolaylaştırır ama bunlar hep devrimci anlar olmaz. Çoğu zaman bu karşılaşmaya verilen yanıt faşist bir tepkidir. Birleşik Eyaletler’de Yeni Antlaşma’ya vesile olan ekonomik kriz, Almanya’da Nazizmi doğurmuştu. Nazarın ortaya çıktığı an, ekonominin siyasal boyutunu aşikar kılar, ama bunun belli bir siyasal yöne işaret etmesi gerekmez. Nazarın bize sunduğu siyasal açılım, solcu ya da sağcı bir hareketlenmeye yol açabilir.

Nazarla karşılaşmanın siyasal değerinin anahtarı, nazarın kendisinin yorumlanmasında yatar. Eğer nazarı normalde dengeli ve tarafsız olan bir sistemin bozulması olarak yorumlarsak, o zaman bozulmanın kaynağının şiddetle dışlanması yoluyla kapitalist sistemin hayali tarafsızlığını yeniden sağlamaya dönük faşizan çabalarla buna yanıt vermiş oluruz. Başka bir deyişle, faşist, nazarın –kapitalist sistemin bozulmasının– sistemde mündemiç olmadığına, sistemi dışarıdan gelip yozlaştıran bir fazlalık olduğuna inanır. Faşizm kapitalizmi damıtma girişimidir, ama ister istemez başarısız olur, çünkü kapitalizmin kirliliği kapitalist sistemin kendi içinde mündemiçtir. Damıtılmış kapitalizm diye bir şey yoktur, o yüzden kirlilikleri yok etmeye dönük faşist projenin asla sonu gelmez. Naziler ne kadar fazla Yahudiyi ölüm kamplarına gönderdiyse Yahudi tehdidi o kadar kabarmıştır.

Özgürlükçü siyaset, aksine, nazarı tarafsız kapitalist sistemin dışsal bir bozulması olarak yorumlamaz, onu sistemin mündemiç dengesizliği ve taraflılığı olarak yorumlar. Yani krizde yaşanan bozulma, kapitalizmin kendi mündemiç dengesizliğinden başka hiçbirşey değildir. Özgürlükçü siyasetin derdi, nazarı yok etmek değil, nazar ile özdeşleşmektir. Faşizm kuvvetleri ile özgürleşme kuvvetleri arasındaki mücadele, kapitalizmin krizlerine yönelik birbirinden temelde farklı iki yanıt arasındaki mücadeledir. Faşizme göre kriz, onarılabilecek bir anomalidir, özgürlükçü siyasete göre ise kriz, kapitalizmin kendi yapısında saklanan bozulmanın hakikatini açığa çıkardığı andır. Faşizmin ayartısı neredeyse her zaman daha güçlüdür, çünkü tarafsız bir arkaplanın varolduğu konusunda bizi temin eder ve siyasal bir kararın travmasıyla yüzleşmekten kaçınmamızı sağlar [1]. Ama faşizm iyileştirmeyi vaat ettiği krizi muhafaza eder ve genişletir.

[1] Özgürlükçü siyasetin avantajı, öznelere eşitlik vaat etmesidir, ama faşizmin çok daha değerli olan avantajı, öznelere eşit olamayışlarının suçunu yükleyebilecekleri bir dış düşman vaat etmesidir. Dış düşman figürü faşist öndere çoğu zaman belirleyici bir ayartı sağlar. Eğer özgürlükçü önder bir dış düşmana başvurursa, bu önder özgürleşme alanını derhal terk etmiş olur. Kendisini teşkil etmek için bir dış düşmana dayanan hiçbir özgürleşme yoktur.

Kapitalizm ve Arzu kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz.

“Nazar ile karşılaşma” Todd McGowan

“Nazar noktası: Benden ne saklanıyor?” Joan Copjec

5 Comments

Filed under çeviri