İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır — Todd McGowan

Hegel’in değişimle ilgili düşünce çizgisini izlersek, kapitalizmin engel ya da sınırla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeliyiz. Derdimiz bu sınırdan tamamen kurtulmaktan ibaret olamaz. Bu işe kalkışmak kapitalist tuzağa düşmek olur, Marx’ın bizzat düştüğü gibi, hararetli antikapitalizmine rağmen – ya da bu nedenle. Kapitalizm, sürekli aşmaya çalıştığı dış sınır olarak doğal dünya mefhumunu talep eder, ama herhangi bir sınırı kendi işleyişine içsel olarak entegre edemez [1]. Hegel’in diyalektiğinin talep edeceği şey budur. Onun komünizm ya da sosyalizm versiyonu bu yüzden Marx’ınkinden çok farklı olacaktır.

Marx, onu okuyan herkesin bildiği gibi, komünist toplumun doğasına dair çok az tarif sunmuştur. Bu anların en ünlüsü Alman İdeolojisi‘nde olur, Engels’le birlikte Ludwig Feuerbach’a yaptıkları eleştiriye ara vererek devrim sonrası geleceğe dair kendi vizyonlarını sunarlar. Komünist topluma dair kısa anlatılarında, sınırların varolmadığı bir dünya çizerler. İddia ettiklerine göre bu toplum, “bugün bu işi, yarın başka bir işi yapmak, canımın istediğince, hiçbir zaman avcı, balıkçı ya da eleştirici olmak durumunda kalmadan sabahleyin avlanmak, öğleden sonra balık tutmak, akşam hayvan yetiştiriciliği yapmak, yemekten sonra eleştiri yapmak olanağını yaratır.” [2] Marx ve Engels sosyalist toplumun sabit toplumsal kimlikleri nasıl soyacağını tarif ederler.

Bu gelecek hayaliyle ilgili sorun, günümüz kapitalizmine olan benzerliğidir. Bugün, ekonomik gereklilik birçok işçiyi sabahları gazete dağıtıcısı olmaya, öğleden sonra market kasiyeri olmaya, akşamları temizlikçi olmaya zorlamakta. Bu, Marx’ın hayal ettiklerinin bir parodisi olsa da, sabit kimliğin aşılmasının antikapitalist bir gelişme olması gerekmediğini gösterir. Sabit kimlik kapitalizmin aşmayı hedeflediği ve aştığı sınırlardan bir tanesidir.

Marx değil, esas Hegel hakiki sonsuz üzerine analizi yoluyla komünist toplumun mantığını isabetle açığa çıkarmıştır. Eşitlikçi toplumun mantığı hiçbir şeyin eksik kalmaması ve toplumun kendini gerçekleştirmeyi başarması değildir. Bu toplum Marx’ın iddia ettiği gibi dizginsizce ve sınırsızca üretim toplumu değildir. Eşitlikçi düzende, daha ziyade, gerekli bir sınırın tanınması vardır. Hem büyümeyi sınırlandırma işlevi olan hem de aynı zamanda bir imkan olarak büyümeyi teşkil eden bir sınırdır bu. Bu sınırı –ne olursa olsun– aşmaya kalkışmak yerine, eşitlikçi toplum, bu sınırı toplumun özü olarak alıp besleyecektir. Böylece bu toplum kendi engelini kendi imkan koşulu olarak kavrayacaktır.

[1] Bir sınır olarak doğal dünyaya odaklanmanın kaynağı doğanın baş edilemez statüsüdür. Üretim üzerinde emek ve sermayenin temsil ettiği sınırlar baş edilebilirdir, ama doğal dünya baş edilemezdir. John Stuart Mill siyasal ekonomi kuramlaştırmasında bunu isabetle kavrar. Mill şöyle yazar: “Üretim üzerindeki sınırlama, diğer iki öğe olan emek ve sermayenin artışına herhangi bir sınır getirmez; bu sınırlama, mündemiç olarak kendi içinde niceliği kısıtlı olan tek öğenin özelliklerine bağlanmalıdır.” John Stuart Mill, Principles of Political Economy with Some of Their Applications to Social Philosophy, 2 vols. (New York: Appleton, 1872), 1:228.

[2] Karl Marx and Frederick Engels, The German Ideology [Alman İdeolojisi] (Moscow: Progress, 1976), 53. Bu komünist gelecek vizyonu, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin Anti-Ödip ve Bin Yayla‘daki antikapitalist düşüncesinin belirtilmemiş temelini oluşturur. Onların sabit kimlik eleştirisi ve yersizleştirme övgüsü, Marx ve Engels’in burada ilan ettikleri geleceğin geliştirilmesidir.

Kapitalizm ve Arzu kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri

One response to “İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır — Todd McGowan

  1. Pingback: Harfiyet — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER