Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir — Işık Barış Fidaner

Lacan üç tutkudan bahseder: sevgi, nefret ve bilmezlik tutkuları [1]. Bu üçüncü tutku Türkçe literatürde “cehalet tutkusu” adıyla yer etmiştir. Muhtemelen dramatik etkisi nedeniyle tercih edilen bu adlandırma fol [2] ve yanlıştır.

Lacan’a göre cehalet “kaba bilmezlik”tir (crass ignorance) ve “öğrenilmiş-eğitilmiş bilmezlik”ten (learned-trained ignorance) ayırt edilmelidir. Lacan cehaletin ayırt edici özelliğini şöyle tanımlar: Kaynaklarına yönelik eleştirilerin dişleri, cehaletin (kaba bilmezliğin) yüzeyini bile çizmemiştir (Écrits, sf. 409). Öğrenilmiş bilmezlik ise cehaletten çok farklıdır ve psikanaliz için büyük önem taşır: “Öğrenilmiş bilmezliğin yollarından başka hiçbir yerde analiz kendi ölçüsünü bulamaz.” (Écrits, sf. 300)

Lacan’a göre, analist, kendi bilgisi içinde kendi bilmezliğinin semptomunu tanımalıdır (Écrits, sf. 297’dan özetliyorum). Burada bilmezlik, bilginin noksanlığı olarak değil, sevgi ve nefret gibi varlığa biçim veren bir tutku olarak anlaşılmalıdır. Bilmezlik tutkusu, analitik durumu yapılandırır ve analiz eğitiminin tamamına anlam verir. Bir analist adayının takıldığı esas engel, analistine karşı psikolojik tavır alması değil, analist olma kararının bilme arzusu ve iktidar arzusu ile motive olmasıdır. Nasıl ki nevrotiklerde görülen aşk arzusu, gerçek aşkın tam zıttı ise, analist adayında görülen bilme arzusu da gerçek bilmenin tam zıttıdır. Bilmezliğin açığa çıkması, bilgidışını (nonknowledge) ortaya çıkarır. Bilgidışı, bilginin yadsınması değildir, bilginin en gelişmiş biçimidir. Analist adayının mutlaka bu bilgidışı üzerine eğitilmesi gerekir, yoksa robotik bir analiste dönüşecektir.

Lacan’a göre bilmezlik diyalektik bir mefhumdur, çünkü bilmezlik ancak hakikatin-sahiliğin [3] bakış açısı ile teşkil edilebilir (Seminer 1, sf. 167’den özetliyorum). Özne hakikate-sahiliğe atıf yapmazsa, bilmezlik de varolmaz. Bilmezlik öznenin kendine sorular sormaya başlamasıdır, sahi ile fol (true and false), gerçeklik ile görüntü gibi ayrımlar, ancak öznenin bu bilmezliği yoluyla sorgulaması aracılığıyla varlık nedeni kazanır. Bilmezlik, erişilecek bir hakikatin-sahiliğin görcül (virtual) konumu ile ilişki içinde teşkil edilir. Analizde özne hakikat-sahilik arayışına angaje edildiği noktadan itibaren, analist onun bilmezliğini teşkil etmeye başlar. Analitik durumu ve dolayısıyla analizanın bilmezliğini teşkil eden kişi, analisttir. Ego’nun öznenin arzularından bihaber olduğunun söylenmesi, Freud’un çalışmasındaki deneyimin incelenmesine dayanır.

Lacan aynı seminerde, şu sözlerle özne için bilmezliğin taşıdığı büyük önemi vurgular: “Eğer özne kendisini hakikat-sahilik arayışına bağlıyorsa, kendisini bilmezlik boyutuna yerleştirdiği içindir.” (Seminer 1, sf. 277)

Hatta bilmezliğin yokluğu Dany Nobus’a göre psikoz belirtisidir: “kendi bilmezliğinden yola çıkan nevrotik hastanın analiste gelmesi, onu varsayılan bilme öznesi olarak sorgulamak içindir, bu da aktarımın başladığına işaret eder. Psikotik hastaların ise analiste –ya da başka herhangi birine– varsayılan bilme öznesi işlevi yüklemek için hiçbir nedeni yoktur, çünkü onlar zaten bilinecek tüm bilgiye sahiptirler (bu bilgi onları ele geçirmiştir).” (Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği)

Lacan’ın şu sözü de bilmezliğin önemiyle ilgilidir: “Hakikatin-sahiliğin etkisi bilginin düşüşünden ibarettir.” (Seminer 17, sf. 186) Dany Nobus “Hiçbirşey Bilmemek, Aptal Kalmak” başlıklı kitabında psikanalitik epistemolojide bilmezliğin taşıdığı önemi vurgular (Knowing Nothing, Staying Stupid).

Ignorance kelimesinin “cehalet” yerine “bilmezlik” olarak çevrilmesini önermem elbette bilgiyi tamamen reddedip cahil ve aptal kalmayı öngörmez. Aksine, bilgi ile bilmezlik arasındaki diyalektik ilişkiyi vurgular. Bilmezliği kaybedersek, bilginin imkan ve ihtimalini de kaybederiz, çünkü hakikati-sahiliği kaybederiz. Bilmezlik, hakikati-sahiliği bilginin ufkuna yerleştirerek bilginin inşası için alanı açar.

Işık Barış Fidaner doktoralı bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler blogunun Admini, Žižekçi Analiz’in Admin/Editör/Küratörü, ve Facebook’taki “Žižek and the Slovenian School” grubunun adminlerinden birisidir. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Sevgi tutkusu, Simgesel ile İmgesel’in kesişimindedir; nefret tutkusu, İmgesel ile Gerçek’in kesişimindedir; bilmezlik tutkusu ise Gerçek ile Simgesel’in kesişimindedir. (Seminer 1, sf. 271)

[2] Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

[3] Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

Sayfa numaraları Lacan’ın eserlerinin İngilizce çevirilerine atıf yapmaktadır.

Örnek metin için bkz: “Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür” Slavoj Žižek

6 Yorum

Filed under şey