Fütursuz Çağa Karşı Sütur — Işık Barış Fidaner

banksy-no-future

Franco “Bifo” Berardi, Gelecekten Sonra (2011) kitabında son iki yüzyılı “gelecek” kavramı bakımından ayırt eder. Ona göre 20’nci yüzyıl “geleceğe güvenmek” ile tanımlanmıştır; başlangıç işareti 1909 tarihli Futurist (Gelecekçi) manifestodur, bitiş işareti ise 1977’de punk grupların şarkılarında dillendirilen “No Future!” (Gelecek Yok!) sloganıdır. 20’nci yüzyılın geleceğe duyduğu ütopyacı sonsuz güven, 70-80’lerde bir miktar sarsıldıktan sonra 90’larda siberkültür ve internet özgürleşmesi üzerinden son bir kez daha çırpınmışsa da nihayetinde neoliberal bozunuma yenik düşmüştür. Berardi’ye göre 21’inci yüzyıl distopyaların ve geleceksizliğin yüzyılıdır. Hatta iklim krizinin aldığı boyutlar ve küresel koronavirüs salgını düşünüldüğünde, Berardi kitabı yazdıktan sonraki yıllarda 21’inci yüzyılın artık “felaketler yüzyılı”na dönüştüğü söylenebilir.

21’inci yüzyılın getirdiği geleceksizlik ve fütursuz kapitalizmin her yanı sarması, “No Fütur!” sloganını hak eder [1]. Distopik felaketlerle sarılmış bir dünyada geleceksiz kalmak ve plan yapamamak, insanları soluksuz bırakmış ve fütursuzlaşmayı dayatmıştır. Bu ekstrem şartlarda insanların ütopik gelecek hayalleri kurarak birbirlerine yoldaşlık etmeleri imkansız hale gelmiştir [2]. Güncel yoldaşlıklar da “koronavirüsü yenmek” gibi küçük hedeflerle kısıtlanmıştır. Çağımıza egemen olan geleceksizlik hali aslında tarihsel gerçekliğin dağılmasıyla ilgilidir. Geleceğin başlayabilmesi için önce geçmişin sona ermesi gerekir, ama çağımızda geçmiş asla sona eremez, geçmişte aslında neler yaşandığına dair tartışma ve çatışmalar hiçbir neticeye varamadan, hiçbir kararlaşma olamadan sürer gider. Bir yandan geçmişi her an yeniden şekillendirme gücü bizi bir miktar özgürleştirir, öte yandan geçmişin hep kararsız kalması bizi sonu gelmez müzakerelerin içine hapseder. Peki 21’inci yüzyılda yoldaşlık imkansız mıdır? Bence değildir, ama 20’nci yüzyıldaki yoldaşlıktan daha farklı ele alınmalıdır.

İnsanlığın gelecek duyusunu yitirerek fütursuzlaşması, büyük bir kaybın ardından tutulan yas süreci olarak kavranmalıdır. Peki kaybedilen neydi? Modernleşme öncesinde bütün yetkilenmeler Tanrı’ya dayanıyordu, bütün bedenlenmeler ise Doğa’ya dayanıyordu. Modernleşen insan önce Tanrı’dan aldığı güveni yitirdi (Nietzsche’nin “Tanrı öldü!” ilanıyla), sonra da Doğa’dan aldığı güveni yitirdi (Freud’un bilinçdışı mekanizmaları keşfetmesi ile) [3]. Yetkilenmenin zemini artık Tanrı değil, insan iradesi olmuştu. Bedenlenmenin zemini ise artık Doğa değil, biyolojik ve toplumsal sistemler olmuştu. Modernleşmenin tamamını kaplayan bu yas süreci, 20’nci yüzyılda da devam ediyordu. O çağda hala geleceğe güven duyuluyordu, çünkü Tanrı ve Doğa’dan henüz tamamen umut kesilmemişti, Holokost’a rağmen, Hiroşima’ya rağmen, belki de Tanrı veya Doğa hala bizim yanımızdaydı! Şu anda içinde yaşadığımız distopik felaketler çağı ise bu iki dayanağın tam anlamıyla yitirildiği bir çağdır, bugünkü geleceksizliğin asıl anlamı budur.

İçine düştüğümüz fütursuz yüzyıla vermemiz gereken yanıt, süturdur (suture, dikiş) [4]. Yas bitmediği için geçmişi kesin olarak kararlaştıramıyoruz belki, ama en azından onu dile getirerek imleyenlerle dikişleyebiliriz [5]. Beraberce geleceği planlayamıyoruz belki, ama en azından arzularımızı belirli nesneler ve imleyenler etrafında öbekleyebiliriz. 21’inci yüzyılda yoldaşlık, simgesel ve gerçek dikişlemeler yoluyla gerçekleşebilir. Bu iş için evrensel bir kavram seti geliştirdim: Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza [6]. Bu kelimeler şu aksiyomlarla birbirine dikişleniyor: Yetkilenmenin zemini iradedir. Bedenlenmenin zemini sistemdir. Arzu iradeyi bozar. Arıza sistemi bozar.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz Sekizinci Yersiz Kitap: NO FÜTUR, çeviri derlemesi

[2] Bkz “Tovariş, Comrade, Yoldaş”

[3] Bkz “Tanrı ve Doğa’nın Modern Yası”

[4] Bu fikri ilk yazdığım yer: “Antiprogression Chain”

[5] Bkz “Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması”

[6] Bkz “Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs”

Resim, Banksy’nin “No Future” eserinden “détournement”.

8 Comments

Filed under şey