Sahilik Arayışı İmleyen İşçilerine Emanettir — Işık Barış Fidaner

İngilizce’de bilim ve felsefenin oturduğu “true-false” ekseni, faydacılık ve ahlakçılığın oturduğu “right-wrong” ekseninden ayrıdır. Türkçede ise bu eksenlerin ikisine birden “doğru-yanlış” adı verilerek bilim ve felsefe faydacılık ve ahlakçılığa tabi kılınmıştır. Türkiye’de bilim ve felsefenin tarihte hiçbir zaman evrensel bir eksene oturduğu söylenemez, çünkü Türkiye’de bu disiplinleri benimseyen insanlar ister istemez konuştukları dil gereği “yanlışa karşı doğrunun yanında” duruş sergilemekle faydacılığın ve ahlakçılığın eksenine katılırlar.

Bu soruna çözüm olarak sahi-fol ekseni önerildi [1]. “Sahi mi?” sorusunda atıf yapılan hakikate (truth) “sahilik” (veya “sahihat”) adı verilmesi, onu faydacı/ahlaki doğruluktan ve söyleyenin haklı olmasından ayırt eder. Hakikatin karşıtı olan aldatıcı görüntüleri belirten “false” kavramı ise “sahte yumurta” anlamına gelen “fol” kelimesi ile karşılandığı zaman, faydacı/ahlaki yanlışlıktan ve söyleyenin haksız olmasından ayırt edilir.

“Doğru yorum” (right interpretation) aranması, bir sözü anlamak için söyleyen kişinin niyetine hakim olmak gerektiğini varsayar. Böylece onun haklı mı haksız mı olduğu, hatta belki dost mu düşman mı olduğu bile yargılanabilecektir. Buna kısaca “anlam çıkarmak” denir. İnsanlar sözlerden anlam çıkarmaya başlayınca “Yok sen yanlış anladın, öyle bir niyetim yoktu” falan filan diye sürüp giden bir niyet müzakeresi başlar. Bu tip müzakereler ancak Parti çizgisini işaretleyen ideolojik anahtar kelimeler aracılığıyla “kesin çözüme” ulaşabildiği için bu doğru yorum arayışı “dekripsiyon”dur [2].

“Sahi yorum” (true interpretation) arandığında ise, söylenen sözün yorumlanması, söyleyen kişinin niyetiyle ilgili varsayımlardan koparılır. Elbette niyet hala vardır ve etkilidir ama belirleyici değildir. Artık niyetle ilgili varsayımlara güvenemeyiz, çünkü niyeti aşan, niyeti bozan arzuların hep iş başında olduğunu biliriz. Öte yandan, bir sözdeki sahiliği anlamak, niyet veya arzularla ilgili “anlamlar çıkarmak” değildir, sözdeki imletimin algılanmasıdır [3]. O yüzden “Anladım” diyen birine “Peki söyle bakalım ne anladın?” diye sorarsanız bir an durup düşünmesi gerekebilir. “Doğru yorum” arayanlar için bu gibi durup düşünme halleri her zaman tereddüt ve ideolojik zayıflık belirtisidir. Sahilik ise düşünce işiyle imletim maddesine şekil vererek üretilen bir değerdir. Sahilik kendi kendisinin anahtarı olan bir “deşifreleme”dir. Hazır ideolojik anahtarlara yaslanan doğruluk arayışı, düşünce işiyle uğraşamayacak kadar meşgul olduğu için (hayallerinin ölçüsünü gösteren büyük rakamlarla bu meşguliyetini “kanıtlar”) sahilik arayışını dışlar.

Türkiye’de “true” için “doğru” imleyenini kullanan ilk çevirmenler, bilim ve felsefenin “doğruluk arayışı” kurumuna bağlanmasından kısmen sorumludurlar; dildeki yaygın kullanım da bu eşleşmeyi desteklemiştir. Bu tarihi tercih sonucunda “sahilik arayışı” kurumsal bilim ve felsefenin dışına atılmıştır. Ama tarihin dışladığı sahilik arayışına sahip çıkabilecekler yine ancak imleyen işçileri olan çevirmenlerdir. Çivi çiviyi söker! [4] 30 Eylül Dünya Çeviri Günü’nüz kutlu olsun!

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim” (Fidaner, Ayanoğlu)

[2] Bkz “Dekripsiyon ile Deşifreleme”

[3] Anlam (meaning) ile imletim’in (signification) ayırt edilmesi için bkz “Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli”

[4] Žižek’in Wagner’in Parsifal’inden aktardığı gibi: “Yarayı ancak onu açan mızrak iyileştirebilir.” “The wound can be healed only by the spear that smote it.” “Die Wunde schliesst der Speer nur der Sie schlug.” Çevirmenin mızrağı imleyenlerdir.

10 Comments

Filed under şey