Ağlaşma ve Öteki’nin eksikliği — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

semaÖteki’nin eksikliğinin imleyeni S(Ⱥ), Žižek’in felsefesinde merkezi bir yer tutar. Žižek S(Ⱥ)’yı o kadar önemser ki, Mutlak Geritepme kitabında Φ’yi Lacan’ın üçgen şemasından kovup S(Ⱥ)’yı onun yerine geçirmiştir [1]. S(Ⱥ) aynı zamanda Todd McGowan’ın “evrensellik” tanımının da temelidir [2].

S(Ⱥ)’nın önemli bir özelliği de Žižek’in “ayrılma” formülünde kendisine yer bulmasıdır. Žižek, Gerçeği Sorgulamak kitabında ayrılmayı şöyle tarif eder: “Özne Öteki’nde bir eksiklikle karşılaştığı zaman, ondan önce gelen bir eksiklikle, kendi eksikliği ile ona yanıt verir.” [3] Öznenin kendi eksikliği ile Öteki’nin eksikliği S(Ⱥ)’ya yanıt vermesine neyi örnek gösterebiliriz?

Ağlayan birini arkadaşının yatıştırmasını düşünelim. Ağlama, Öteki’nin eksikliği S(Ⱥ)’ya ifade veren bir duygulanımdır. Kişinin ağlaması, eğer arkadaşında sevgi uyandırıyorsa, bu S(Ⱥ)’nın sahiliğini (truth) gösterir. Arkadaşı eğer ağlayanın üzüntüsünü paylaşırsa (onunla ağlaşırsa), Öteki’nin eksikliğine kendi eksikliği ile yanıt vermiş olur, yani Žižekçi anlamda “ayrılma” gerçekleşir, bu da sıkıntıyla baş etmenin yollarından birisidir. Öte yandan, ağlayan kişiye arkadaşı “Ağlama…” da diyebilir, bu da gerçekçi (realist) olmanın gereğidir. Burada öne sürülen gerçek çoğu zaman fallus’tur, çünkü “gerçekçi olmak” belli bir fallik imleyene bağlı kalmayı belirtir. Demek ki ağlama Olayında S(Ⱥ)’nın sahiliği, Φ’nin gerçekliğinin karşısına çıkarılmıştır [4].

Sahilik-gerçeklik çatışkısının çözümlenmesine “doğruluk” adını verebiliriz. Doğruluğun aracıları suretlerdir, küçük a nesnelerinin arzuya yön vermesidir. Böylece Türkçede sık sık birbirine karışan “sahilik, gerçeklik, doğruluk” kavramlarını “ağlama” duygulanımı etrafında birbirinden ayırt etmiş ve Lacan’ın üçgen şemasına yerleştirmiş olduk.

Peki “doğru olanı yapmak” ne demektir? Önce kolay çözümler akla gelir: Ya sahiliği gerçekliğe feda etmek, ya da gerçekliği sahiliğe feda etmek. Eğer sahilik gerçekliğe feda edilirse, yani ağlayanlar sürekli susturulursa, istek ve talepler bastırılmış olur. Yok eğer gerçeklik sahiliğe feda edilirse, yani ağlayanların her dediği yapılırsa, bu sefer ağlamak bir denetim aracına dönüşebilir.

Geçen yüzyılda çoğu zaman sahilik gerçekliğe feda ediliyordu, ama şimdiki yüzyılda çoğu zaman gerçeklik sahiliğe feda ediliyor. İngilizce Networking kelimesinin Türkçeye Ağlaşmak şeklinde çevrilmesi bunu ifade eder. Kişisel-kurumsal ağlarda veya teknolojik araçlarla internet ağlarında bir araya gelen insanlar Öteki’nin eksikliği S(Ⱥ)’yı bedenlendirirler, yani ağlaşırlar. McGowancı “evrensellik” küresel ağlaşmadır. Žižekçi “ayrılma”nın ağlaşma olduğunu yukarıda belirtmiştik. Koronavirüs krizi, geçerli bir fallik imleyen sunarak küresel ağlaşmayı kısmen yatıştırmıştır ama yeterli değildir.

Küresel ağlaşma ile ilgili sorun, fazla sahi olması değildir, sevginin sahiliğini kullanarak nefretin gerçeğinin üzerini örtmesidir: Sevgi dolu sahilik kılığına bürünerek bütün fallik imleyenlerin çürütülmesi, alaycı ve nefret dolu Üstben’in kısır döngüsüne yol açar. Üstben’le baş edebilecek bir “doğruluk” var mıdır, mümkün müdür? Bugünün en önemli sorusu belki de budur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Fallus, Nefretin Gerçekliğidir”

[2] McGowan: “Evrensellik her tikeldeki eksikliktir.” (Evrensellik ve Kimlik Siyaseti) Bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”

[3] Ayrıca bkz “Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması”

[4] “Olay” kelimesini büyük harfle yazarken Badiou’nun “Sahilik-Olayına sadakat” kavramına atıf yapıyorum. Bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”

 

6 Comments

Filed under şey