10 Ekim’de Gerçekliğin Hakikati Ezmesi ve Sahi-Fol Kavramları — Işık Barış Fidaner

Hakikat (truth) ile gerçeklik (reality) hiç de aynı şey değildir. Hakikat dişildir ve sevgiyle ilgilidir, gerçeklik ise erildir ve nefretle ilgilidir [1]. Hakikat ile gerçeklik çelişir ve bu çelişkinin bir tarihi vardır. Gün verelim, bundan tam beş yıl önce 10 Ekim 2015’te gerçeklik hakikati ezdi.

Gerçekliğin hakikati ezmesi tek seferde olmadı. Hakikat önce 20 Temmuz 2015’te gerçekliğe ezildi ama pes etmedi, 10 Ekim 2015’te ise kesin olarak ezildi ve yenilgisini kabullendi.

Hakikatin yenilgisi fiziki bir olay şeklinde tezahür etse de, esas tarihsel yenilgi muhataplığın kaybedilmesi ile oldu [2]. Bu da bizi ‘hakikat’ kavramının kendi zayıflıkları ve kusurları üzerine düşünmeye itmeli.

Türkçedeki hakikat (truth) kavramının belki de en büyük kusuru, diyalektik karşıtının yokluğudur. Hakikatin karşıtına olsa olsa ‘yanlışlık’ veya ‘yalan’ denebilir. ‘Yanlışlık’ kelimesi ‘sehven’ gibidir, niyetle ilgili bir hatayı ifade eder; ‘yalan’ kelimesi ise kötü niyetle kandırmayı ifade eder. Niyetleri düzelterek yanlışlıkları, kötü niyeti yok ederek de yalanları ortadan kaldırmak mümkün gibidir. Oysa hakikat niyetlerle ilgili bir şey değildir, insanların niyetleriyle uğraşarak hakikate asla ulaşılamaz. Hakikat daha çok arzuyla ilgilidir, ama ne yazık ki arzunun boşa düşürülmesini adlandıracak kelimelere sahip değiliz. 2015’te hakikatin gerçekliğe ezilmesine yol açan kusurlardan birisi budur.

İngilizcede hakikatin diyalektik karşıtına ‘falsity’ denir. Bu kelimede sahtelik, geçersizlik, aykırılık anlamı vardır; arzuyu hak etmeyen, arzuyu boşa düşüren bir şeyi adlandırır. 2017’de Türkçenin bu eksiğini kapatmak için ‘fol’ kelimesi önerildi [3]. Fol (false) kavramının temel özelliği, söylenen sözün hakikatini, onu söyleyen kişinin niyetinden ayrı tutmasıdır. Böylece arzuların geçerliliği niyetlerden bağımsız olarak değerlendirilebilir. Bugün konuşulan Türkçede böyle inceliklerin ifade edilmesi ve düşünülmesi mümkün değildir.

Hakikat kavramının bir diğer kusuru, sıfat haline sokulamamasıdır. ‘Hakiki’ kelimesi ‘true’ anlamını karşılamaz. ‘True’nun sıfat halinde kullanımlarının bazıları ‘asıl, esas’ şeklinde karşılanabilir. Ama mantıksal hakikat belirten ‘true’ya Türkçede olsa olsa ‘doğru’ denebilir, bu da ‘right’ anlamına geldiği için ahlaki/faydacı doğruluğu belirtir ve kusurlu bir çeviridir. Geçtiğimiz aylarda Türkçenin bu eksiğini kapatmak için ‘sahi’ kelimesi önerildi [4]. Sahi (true) kavramı, aynı fol (false) kavramı gibi, arzuların niyetlerden bağımsız olarak değerlendirilmesinin yolunu açar.

10 Ekim 2015’te gerçekliğe ezilen hakikati geri getirmek istiyorsak, ‘true-false’ kavramlarını ‘right-wrong’ kavramlarından ayırt edebilmemiz gerekir. Bunun yolu da ‘sahi-fol’ kavramlarını kullanmaktan geçer [5].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”

[2] Bkz “Muhataplık ve Dört Söylem”

[3] Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

[4] Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim” (Fidaner, Ayanoğlu)

[5] 30 Eylül Dünya Çeviri Günü’nde yine bu konudan bahsetmiştim: “Sahilik Arayışı İmleyen İşçilerine Emanettir”

6 Comments

Filed under şey