Kurumsal Siyaset, Başka Siyaset, Gerçek Siyaset — Işık Barış Fidaner

“Tarihi yazan hep galip gelenlerdir” diye ünlü bir söz var. Bunun bir versiyonu da şöyle: “Galip gelen her zaman yargıç olur, mağlup olan her zaman zanlı olur.” [1] Tarihsel akışta rol alan galip-mağlup ikilisini gerçeklik-hakikat ikilisinde yakalayabiliriz. Galip gelenler gerçekçi olmayı temsil ederler, mağlup olanlar ise hakikatin yükünü taşırlar. Bu yüzden galip gelenlerin kendilerini dayandırdığı referans noktası nefrettir, onlar mesela teröre karşı savaşırlar; mağlup olanların ise kendilerini dayandırdığı referans noktası sevgidir [2]. Sevgi, simgeleşmeyi tetikleyen özgün kaynaktır; nefret ise simgeleşmenin sınırlarını çizer, bazı şeyleri simgelenme ihtimalinden yoksun bırakır.

Galip gelmenin esas anlamı, düşmanları yok etmekten ziyade, simgeleşmenin sınırlarını çizmektir. Simgeleşmenin sınırlandırılması her zaman bir parça hakikati mağlup eder; onu gerçeklik uğrunda kurban eder, feda eder. Bir parça hakikat ister istemez gerçekliğe feda edilecektir, çünkü evrensel sevgi diye bir şey yoktur. Eril kimlik taslamanın (masculine imposture) esas dayanağı sevginin nefrete yenildiği bu feda eylemidir. Bu fedadan başka hiçbir dayanağı olmadığı için ona “taslama” deriz.

Dişil kılık değiştirme (feminine masquerade) eril kimlik taslamayı boşa düşürür, onun aksine sevgiyi öne çıkarır ve nefretin üzerini örter. Ne var ki “sevgi nefreti yenince” cennete ulaşılmaz, hakikatin kurban edilme merasimi ile halelenmiş ‘güzel can’lara (beautiful soul) ulaşılır, oradan da gerçekliği gerçek olmakla suçlayan Üstben’in cehennemine ulaşılır.

Bu da bizi taraflılık-tarafsızlık sorusuna getiriyor. Tarafsızlık deyince gerçekçi bakışa dayanan eril tarafsızlık akla gelir. Buna göre tarafsız perspektif, doğru hakikat parçalarını (yani ‘yanlış’ addettiklerini) feda etmesini bilen bakıştır; yanlı görüşlerden, önyargılardan vazgeçmelidir vb. Bu gibi tarafsızlık kuralları kurumsallaşmış eril siyasetin özelliğidir.

Hakikati esas almak ise taraflılık anlamına gelen başka bir siyasete tekabül eder. Ezilenler adına yapılan dişil siyaset, hakikatin gerçekliğe feda edilmesine karşı çıkar. Eril gerçekçi kurumsal siyaset ile dişil hakikatli başka siyaset, Lacancada fallik keyfiyet (phallic jouissance) ile Başka keyfiyete (Other jouissance) tekabül eder. Başka siyasetin sorunu, gerçek bir alternatif sunamadığı için kurbanlık-mağduriyet ile halelenmiş ‘güzel can’lara indirgenmesidir ve gerçekliği gerçek olmakla suçlayan Üstben’e dönüşmesidir.

Bu ikisini bilgi bakımından karşılaştırabiliriz. Eril gerçekçi siyasetin temeli, bileni bilmeyenden, uzmanı cahilden ayırmaktır, yani erdemdir [3]. Dişil başka siyasetin temeli ise, eril siyasetin ‘erdem’inin bilgiçlik taslama olduğunu ifşa ederek onun boşa düşürülmesidir. Başka siyaset, hakikatin gerçekliğe feda edilmesini ısrarla reddeder, ama o aynı zamanda bu feda merasimi ile büyülenmekten kendini alamaz; dişil başkalık, hakikatin kendi fedasına duyduğu hayranlıktır [4]. Dişil siyasetin dayandığı bilgi, hakikatin gerçekliğe feda edilme Olayının bilgisidir.

Bu ikisinde suretlerin oynadığı rol de birbirinden farklıdır. ‘Erdem’de bütün suretler fallik imleyene gönderme yapar, yani insanları gerçekçi olmaya davet eder. Başkalıkta ise bütün suretler sevgi ve arzunun saf hakikati adına fallik imleyenlere çelme takıp onları boşa düşürür. Gerçek siyaset, bu ikisinden de ayrı olan üçüncü bir yoldur. Gerçek siyasette (Görce) suretler yoluyla bilmezlik üstlenilir ve böylece bilginin ufkunda hakikatin (sahiliğin) alanı açılır [5]. Bu, fedanın fedasıdır.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “The History of ‘History Is Written by the Victors'” Matthew Phelan

[2] Gerçeklik : hakikat = nefret : sevgi eşleşmesi konusunda bkz “Eril ile Dişil: Sahilik, Gerçeklik ve Suretler”; bu ikili çelişkiyi tamamlayan (tamamsızsızlaştıran) üçüncü unsur, suretlerin bedenlendirdiği bilmezliktir. Bu konuda bkz “The Contradiction About Contradiction”

[3] Bkz “Virtue, Erdem, Görce”

[4] Slavoj Žižek’in İdeolojinin Yüce Nesnesi‘nde söz ettiği fedakar anne figürü bunun örneğidir (İngilizce kitapta sf. 245). Aynı sayfada fedanın fedası da geçiyor.

[5] Bkz “Doğrusu, Sahiliğin Eksikliğini Hissediyoruz” (Fidaner, Ayanoğlu), Doğru (özel sayfa)

Yazının konusunu açtığı için Zeynep Nur Ayanoğlu’na, fedakar anne figürünü hatırlattığı için Alex Janda’ya teşekkürler.

1 Comment

Filed under şey

One response to “Kurumsal Siyaset, Başka Siyaset, Gerçek Siyaset — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Sahi Sahilik — derleme | YERSİZ ŞEYLER