Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2020-12-03-19h50m12s152

Pink Floyd’un Duvar filminin (amiyane tabirle) “şifresini çözmek” için esas dikkat edilmesi gereken mesaj Duvar imgesinin gerçek statüsünü bildiren final bölümünde verilir: Üstben’i temsil eden mahkeme filmin kahramanı Pink’i suçlu bulur ve ceza olarak Duvar’ın yıkılması yoluyla Pink’in akranlarına ifşa edilmesine hükmeder [1]. Demek ki Duvar kesinlikle gereklidir! Film boyunca Duvar’ın ezici varlığından şikayet ediliyor gibidir ama en sonunda açıkça itiraf edilir: Herşeye rağmen en büyük felaket Duvar’ın varlığı değil, Duvar’ın kaybedilmesi ihtimalidir.

Duvar aslında imleyenlerden oluşan simgesel düzendir [2]. Filmin “devrimci” sayılabilecek mesajı simgesel düzenin meta fetişizmi ile örülmüş olduğudur, ama final bölümünde simgesel düzeni yıkabilecek güce ancak Üstben’in sahip olduğu ve bu yıkımın aslında bir felaket olduğu itiraf edilir. Bu da bizi filmde kadınların oynadığı role getiriyor.

Pink’in etrafındaki kadınlarla ilgilenmeyip televizyonda savaş filmi izlemesi neyi sahnelemektedir? Buradaki televizyon paradigmatik meta olarak “Duvar’da bir tuğla daha”dır (yüzlerce tüketim metasından oluşan Duvar sahnesini hatırlayın). Yani Pink aslında Duvar’ı seyretmektedir. Dalıp gittiği savaş filmi ise babasının savaşta ölmüş olmasıyla ilgilidir. Savaşta ölen baba imgesi simgesel düzenin temelinde bulunan Babanın-Adı ile feda (sacrifice) kavramı arasında bağlantı kurar. Ama savaşın karanlık yüzünü yansıtan sahnelere bakılırsa buradaki feda kutsal bir vazife uğrunda şehit olmak değildir, aksine entropi gerçeğine işaret eder [3]. Demek ki Pink Duvar’da entropiyi seyreder. Yani Pink meta fetişizmi ile büyülenmiş bir tüketici değildir, aksine o simgesel düzen yoluyla tükenişi seyretmektedir.

Peki Duvar’ın tuğlası olan televizyonda tükenişi seyreden Pink’in kadınlara ilgisiz olması neyi sahneler? Bu noktada standart toplumsal cinsiyet rejimi dikkate alınmalıdır. Bu rejim kadınlara bedenlenme rolünü, erkeklere yetkilenme rolünü tayin eder [4]. Pink’in ilgisini çekmeye çalışan kadın onun arzu nesnesini bedenlendirmek ister. Pink ise bir erkek olarak tanık olduğu savaş, tükeniş ve entropi gerçeği karşısında bir yetkilenme krizi yaşar [5].

Eğer Pink bir tüketici olsaydı kadın onun arzu nesnesi olup onun için bir metayı bedenlendirebilirdi. Gerçi Pink’in kadına gösterdiği ilgisizlik aldatıcı bir görüntüdür, onun arzusu yine kadının bedeni üzerine odaklanmıştır. Farklılık şuradadır: Pink’e göre kadın onun Duvar’da seyrettiği entropi ve tükenişin ardındaki “hakikati” bedenlendirmektedir.

Böylece Pink ve onun aracılığıyla Pink Floyd ve Roger Waters, Duvar’da sahnelenen tükeniş ile kadın arasında bir ilinti kurar. Kadının gölgesinin şekil değiştirip canavarlaşarak Pink’i köşeye sıkıştırdığı sahne bu ilintiyi sahnelemektedir. Aynı sebeple Pink’in Üstben mahkemesinde suçlanmasında savcıdan sonra annesi ve karısı baş rolleri oynar. Aynı sebeple Pink’i döven erkek öğretmen onu ezen karısının oynattığı bir kukla olarak resmedilmiştir (bkz Şekil 1). Duvar’ın arkasında ve gölgede kalan kadın böylece Duvar’da sahnelenen tükeniş ve entropiden sorumlu tutulur. Hatta mahkeme sahnesinde kadın Duvar’ı yıkabilen bir güç olarak resmedilir. Bu noktada artık filmin sanatsal sınırlarını çizen bir paranoya ile karşı karşıya geliriz.

Duvar filmine dair feminist bir yorum getirebilmek için toplumsal cinsiyet rejimini hesaba katmalıyız: “Kadın”ı ayırt eden özellik ona bedenlenme rolünün tayin edilmiş olmasıdır. Bu yüzden Pink Floyd’un “kadın” yoluyla sahnelediği kavram aslında bedenlenmedir. Filmde kadınların üzerine yansıtılan entropi ve tükeniş hakikati, aslında erkeğin kendi bedensel varlığına aittir. Pink Duvar’da aslında kendi bedensel tükenişini seyreder, ömrünün akıp geçmesini seyreder. Çocukken hastalandığı sahnelerin filmde tekrar edilmesi bu bağlantıyı gösterir. Çocukken bulduğu sıçan yine bu bedenlenme sorunsalını yansıtır. Yetkilenme krizi ise Pink’in kendi tükenişine bir anlam yükleyememesiyle ilgilidir. Bu şekilde yorumlandığında yetkilenme krizini en az erkekler kadar kadınların da yaşadığı anlaşılır.

Bu da bizi Pink’i babasının anısına (yani Babanın-Adı’na) bağlayan “feda” kavramına geri getirir. Pink’in kendi varlığını bir şeylere feda ettiği kesindir ama ne için feda edildiği sorusu yanıtsız kalır. Çünkü simgesel düzen temelsiz bir “tamamlık taslama”dır [6]. Başka bir deyişle “Büyük Öteki yoktur” [7].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Žižek Üstben’i şöyle tarif eder: “Asla tatmin olmayan bu acımasız fail beni imkansız taleplere boğar ve bu talepleri karşılamayı beceremedikçe benimle alay eder; ‘günahkar’ güdülerimi baskılayarak Üstben’in lüzumlarına layık olmak için ne kadar çok çaba gösterirsem, Üstben’in gözünde o kadar suçlu olurum.” Bkz “İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası” Slavoj Žižek

[2] Günümüzde sosyal medya bağlamında Duvar (Wall veya Timeline) denen şey tam da filmde anlatılan Duvar değil mi? Sosyal medya gönderileri bu anlamda “duvarda bir tuğla daha” değil mi?

[3] Bkz “Hep Sonradan: Entropi ve Feda”

[4] Bkz “Fallus’un Katedilmesi”

[5] Bkz “‘Erkeklik Krizi’ Genel Yetkilenme Krizinin Tezahürüdür” ve “Dark’ta Yetkilenme Krizi”

[6] Bkz “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[7] Ayrıca bkz Ey Sen (Pink Floyd derlemesi)

2 Comments

Filed under şey

2 responses to “Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek — Işık Barış Fidaner

  1. Pingback: Entropiyi Sahnelemek — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Pingback: Entropi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER